T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/178
KARAR NO: 2024/428
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/11/2021
NUMARASI: 2021/2 E. - 2021/391 K.
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Marka 2020-M-9077 Sayılı YİDK Kararı İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/11/2021 tarih ve 2021/2 E. - 2021/391 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1987 yılından beri matbaa, baskı ve bilgisayar sektörlerinde “...” isim ve markası altında faaliyet gösterdiğini ve 1998 yılında 98/003285 no. ile tescil ettirdiğini, daha sonra markayı ortağı ve şirket müdürü olduğu dava dışı üçüncü bir şirkete devrettiğini, 2014 yılında söz konusu şirket kapandığından bu markanın yenilenme imkanı kalmayarak hükümden düştüğünü, davacının “...” ibaresini 30 yılı aşkın süredir ticari faaliyetlerinde markasal hüviyette kullandığını, davacının “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğunu ve herkes tarafından kullanılabileceğini, taraf markalarında “...” ibaresi dışında kalan başkaca şekil ve kelime unsurlarının işaretleri farklı kılmaya yettiğini ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 05.11.2021 tarihli ve 2020-M-9077 sayılı başvurunun reddine dair kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin 1981 yılından beri edebiyat ve yayın dünyasında “... Yayınları” olarak bilindiğini ve tanındığını, ... Yayınları’nın çocuk edebiyatının ve önemli dünya klasiklerinin çoğunu Türkçe’ye çevirerek kitapseverlerin okuyabilmesini sağladığını, aynı zamanda Türk edebiyatının usta yazarlerının eserlerini yayınladığını, “...” markasının uyuşmazlığa konu olan hizmetler açısından davalı ile özdeşleştiğini, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, markalardaki esas ortak "..." ibaresi olduğunu, davacının markasında geçen diğer kelime unsurlarının markanın ayırt ediciliğine katkısı olamayacağını, davacının daha önce de huzurdaki davaya konu markanın 16, 41 ve 42. sınıf hizmetlerde tescili için başvurularda bulunduğunu, 2016/83639 ve 2018/08288 sayılı bu marka başvurularının davalının itirazları üzerine diğer davalı ... tarafından reddedildiğini, davacının buna rağmen aynı markayı halen tescil ettirmeye çalışmasının davacının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının "şekil+1987'den beri ... tasanm merkezi " ibareli marka başvurusu ile davalının " ... ..." ve diğer "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, bu açıdan SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu, davacının önceye dayalı kullanıma bağlı gerçek hak sahipliği iddiasının, başkasına ait tescilli marka olduğu sürece kendisinin marka tesciline öncelik sağlamayıp ancak başkasının marka başvurusuna engel oluşturabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, mahkemece aldırılan usul ve yasaya uygun bilirkişi raporuna itibar edilmeden hüküm kurulduğunu, müvekkili tarafından “...” isimli marka başvurusundaki “...” ibaresinin 30 yılı aşkın süredir kullanıldığını, “...” markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka tescil başvurusunun reddine dair YİDk kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "şekil+... " ibareli marka başvurusu ile davalının redde mesnet "..." asli unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira markalarda asıl unsurları olan "..." ibaresinin ortak olarak bulunduğu, görsel ve işitsel olarak başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, başvuru kapsamındaki hizmetlerin de redde mesnet markaların kapsamında yer aldığı, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının ancak SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında, marka tescil başvurusuna itiraz hakkı sağlayacağı, bunun dışında marka hukukunda tescilde teklik ilkesi söz konusu olduğundan, kendisinden önce tescilli bir marka mevcutken, öncelik hakkına dayanarak tescilsiz bir markanın tesciline imkan vermeyeceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan mahkemece dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/03/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...