T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/226
KARAR NO: 2024/482
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/12/2021
NUMARASI: 2021/199 E. - 2021/435 K.
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/12/2021 tarih ve 2021/199 E. - 2021/435 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2010/31482, 2014/08860, 2014/108592, 2014/108601, 2014/17229, 2015/43274, 2015/43279, 2016/103882, 2016/103895, 2016/53090, 2016/53091, 2016/56650, 2018/80553 sayılı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2020/09542 kod numarasını alan başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, “... ...” marka başvurusunun davacının tescilli/tanınmış/seri markalarıyla iltibas yaratma ihtimalinin kuvvetli olduğunu, davalının bu markasını gören tüketicilerin davalıyı “davacının ...’daki şubesi” olarak algılayacaklarını, taraf markalarının aynı/aynı tür emtialarda kullanılacağını, davalının tescil başvurusunun davacının tanınmışlığından faydalanmayı amaçladığını, kötü niyetli olduğunu, davacının aynı zamanda ticaret unvanından doğan haklarını da ihlal ettiğini ve haksız rekabet yarattığını ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2021-M-2655 sayılı kararının iptaline ve 2020/09542 sayılı "... ..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini ileri sürerek talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taraf markalarının, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, davacının markalarının “...” ibaresi dışında başkaca unsurlar da ihtiva ettiğini, markalar benzemediği için de davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, “...” ibaresinin taşıdığı yerleşik/bilinen anlamı nedeniyle bilim dünyasında ve özellikle de eğitim-öğretim hizmetlerinde doğrudan tanımlayıcı ve markasal anlamda ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğunu, böyle bir ibarenin özellikle ayırt edici ek sözcüklerle kullanıldığında karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkacağını, davacının ticari unvanının ve kullandığı alan adının dava konusu başvurunun tescilini engeller nitelikte olmadığını, kötü niyete ilişkin delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin tanımlayıcı anlamı itibariyle bir markanın esas unsuru olarak kimsenin tekeline verilemeyeceğini, davalının da uzun yıllardır eğitim sektöründe faaliyet gösterdiğini ve davacı ile iltibas oluşturacak bir eylem ve işlem içinde olmadığını, marka işaretlerinin benzer olmadığını, markanın kapsamında yer alan hizmetlerin nihai tüketicisinin bilinç düzeyinin oldukça yüksek olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının 2014/108601 ve 2014/108592 sayılı markaları yönünden, taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve genel görünüm itibariyle benzerlik bulunduğundan ve bu markaların kapsamına giren hizmetler gözetildiğinde, davalının markasını tescil ettirmek istediği tüm hizmetler yönünden, taraf markaları aynı/benzer/türdeş hizmetlerde kullanılacak olduğundan, bahsi geçen davacı markaları ile dava konusu edilen markanın karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davalının markasında “...” ibaresi haricinde yer alan tek unsurun “...” olduğu ve bu coğrafi yer adından dolayı, davalının bu marka altında verdiği hizmetlerin, davacının “... şubesi” olarak algılanabileceği göz önüne alındığında, davalının başvuruya konu markasının, davacının markalarının bu tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşabileceği, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının, dava konusu markanın tesciline/hükmüne engel olabileceği, davalı şahısın kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, TPMK YİDK'in 2021-M-2655 sayılı kararının iptaline, 2020/09542 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, "..." ibaresinin özellikle 41. sınıf bakımından SMK m.5/1-b ve m.5/1-c bentlerine göre marka olamayacak işaretlerden olduğunu, ayırt ediciliğinin bulunmadığını, taraf markaları arasında esas unsurlar yönünden herhangi bir benzerlik ve iltibas tehlikesinin olmadığını, davacı tarafın dosyaya sunduğu reklam delillerinin 2014/108592 ve 2014/108601 başvuru numaralı markalara ilişkin olmaması nedeniyle tanınmışlığa dayalı mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
... vekili, başvuru konusu marka ile davacı markalarının farklılıkları, ayırt ediciliği olmayan/düşük bileşenlerin örtüşmesi ve markaların kapsamındaki hizmetlerin bilinçli tüketici kitlesine hitap etmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, başvuru konusu markanın davacı markalarına benzer olmaması karşısında tanınmışlığın davaya etkili olmadığını savunarak, kararın istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli önceki tarihli markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacının itirazına mesnet markalarının asli unsularının "..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibarenin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği, ayrıca dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin maruf bir yerleşim yerinin adı olup kimsenin tekeline bırakılamayacağı gözetildiğinde anılan ibarenin dava konusu marka başvurusunu davacının markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, aksine tüketiciler nezdinde davacının "..." markasının ... iline özel olarak tasarlanmış ve oluşturulmuş, seri markalarından birisi olduğu algısını yaratacağı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf tüm hizmetler yönünden iltibas oluştuğundan, somut olay bakımından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin sonuca etkili görülmediği, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90'ar-TL'nin davalı ...'den ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı ... ve davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/03/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...