T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/476
KARAR NO: 2024/765
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/07/2021
NUMARASI: 2019/307 E. - 2021/290 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın
Hükümsüzlüğü)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/07/2021 tarih ve 2019/307 E. - 2021/290 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticari alanında faaliyet gösterdiğini ve tanınmış marka olarak kabul edildiğini, yine müvekkili şirketin “...” ibareli markaları ve tasarımlarının davalı tarafından da çok iyi bilindiğini ve WIPO nezdinde tescilli olduğunu, Paris Sözleşmesinin 1. Mükerrer 6.maddesi kapsamında tanınmış marka niteliği taşıdığını, davalı şirketin Eskişehir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosyasından görüleceği üzere müvekkili şirkete ait ürünleri Filistin bölgesinde süreklilik arz eden bir şekilde belirli bir süre kendi nam ve hesabına alıp sattığını, ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin müvekkili şirket tarafından 12.03.2018 tarihli fesih ihbarnamesiyle birlikte 15.06.2018 tarihinde sona erdirildiğini, akabinde davalı şirketin tamamen hukuka aykırı gerekçeler öne sürerek müvekkilinden kâr sağlamak maksadıyla Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2019/104 E. no ile tazminat davası açtığını, karşı dava olarak müvekkili şirket adına haksız rekabet ve markaya tecavüz davası ikame edildiğini, tüm bu hususlardan da anlaşılacağı üzere davalı şirketin müvekkili şirkete ait markalar, ambalaj tasarımları ve ürün mahsullerine ilişkin ciddi bir bilgisinin bulunduğunu, davalı şirketin dava konusu “...” ibareli marka başvurusuna karşı müvekkili adına yapılan itirazların haksız olarak reddedildiğini, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin "..." ibareli markanın, müvekkili tarafından açılan davalar sonucunda kullanılmasının durması ihtimaline karşı “...” ibareli bir ürün daha ürettiğini, yine müvekkilinin “...” ibareli markaları ile davalı tarafından tescil ettirilmek istenen “...” markasının bulunduğu mal ve hizmet sınıfının aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve bu durumun iltibas ihtimalini muhtemel kıldığını, davalı tarafından kullanılan ürün ambalajının, “...” ambalajı ile karşılaştırıldığında, ambalajlar için aynı ve benzer renklerin kullanıldığını, ayrıca her iki ambalaj üzerinde de markaların yanında aynı dekoratif unsurların (ortadan ikiye ayrılmış bir ... ve kekin içinden görünen çikolata damlaları ile kekin yanında duran çikolata parçası) yer aldığını, yine ... kelimesinin yanında “...” ifadesinin kullanılmasının da ... ... – ... karşılaştırmasında markaların benzer olduğu algısını güçlendirdiğini ileri sürerek, davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 11.09.2019 tarihli 2019-M-7263 sayılı kararının müvekkilinin itirazlarının reddine ilişkin kısmının iptaline, diğer davalı adına ... nezdinde 10.12.2018 tarih ve 2018/112399 sayı ile tescil başvurusu yapılan “...” ibareli markanın tüm sınıfar yönünden iptaline, tescili halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davaya konu marka başvurusu ile davacı markası arasında karıştırılacak kadar benzerlik bulunmadığını, Kurum tarafından verilen kararların ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin marka başvurusunun dava dışı ... Çikolata Gıda San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılan itirazın ... tarafından kabul edilmesiyle tümden reddedildiğini, bu nedenle huzurda görülen davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacı yanın, müvekkili ile olan tek satıcılık sözleşmesini haksız olarak feshetttiğini ve haksız fesih nedeniyle açılan davanın Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2019/104 E. numarasıyla görüldüğünü, müvekkilinin söz konusu haksız fesih ve rekabet nedeni ile zarara uğradığını ve bu nedenlerle kendi markasıyla faaliyette bulunmak için marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin davacı markalarından tamamen farklı ve kendine özgü “...” markasını ürettiğini, marka başvurusunda kötü niyet bulunmadığını, müvekkilinin tescil başvurusunda bulunduğu “...” markası ile davacı yanın “... ...+şekil” markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak da farklı olduğunu, davacı yana ait markaların hepsinde "..." ve "..." ibarelerinin ortak olduğunu ve nitelikleri gereği herkesin kullanımına açık, zayıf markalar olduğunu, karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2018/112399 sayılı ... markası ile 2018/72685, 2018/72657, 2018/59632 sayılı itiraza mesnet davacı markaları arasında, 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında “benzerlik” ve bağlantı kurma ihtimali dahil iltibas tehlikesi bulunmadığı, itiraza mesnet 2015/83391 sayılı "... ..." ve 2015/83387 sayılı "... ..." ibareli markalar bakımından ise davalının "..." markasını gören ortalama bir tüketicinin, bu markanın 2015/83391 sayılı "... ..." ve 2015/83387 sayılı "... ..." ibareli markaları ile ilişkili bir marka olduğu yanılgısına kapılmasının kuvvetle muhtemel olduğu, davalı markasının kapsadığı “29. Sınıf: (29/08) Kuru yemişler. (29/11) Patates cipsleri. 30. Sınıf: 30/03) Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. (30/10) Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. (30/11) Sakızlar. (30/12) Dondurmalar, yenilebilir buzlar. (30/14) Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. 35. Sınıf: (35/05) Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (Sınıf 29) Kuru yemişler. Patates cipsleri. (Sınıf 30) Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” mal ve hizmetleri bakımından emtia listelerinin aynı/aynı tür ve benzer olduğu ve taraf markaları arasında işbu mal ve hizmetler itibariyle 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimali bulunduğu, davacının "... ..." markasının “...” emtiası bakımından dava konusu başvuru tarihi itibariyle tanınmış marka olduğu, davalı şirketin Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/104 E. sayılı dosyası kapsamındaki "tek satıcılığını" yaptığı "... ..." markalı ürünleri, İsrail ve Filistin’de pazarlayarak pazar payını arttırdığı ve markanın tanınmışlığına katkı sunduğuna ilişkin beyanlarının da bu durumu tevsik ettiği, markanın tanınmışlığının taraflar arasında çekişmesiz olduğu, davalı markasının tanınmışlığının 29, 30, 32 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetler bakımından SMK m. 6/5 anlamında haksız yarar sağlanmasına, imaj zedelenmesine, itibar kaybına ve markanın ayırt ediciliğinin zayıflamasına yol açabileceği, davacı ile aralarında geçmişten bu yana ticari ilişki bulunan davalı şirketin, davacı markasının benzeri olan dava konusu "..." markasını, aradaki satıcılık sözleşmesinin feshinin hemen ardından, tesadüfen seçip tescil ettirdiğini kabul etmenin hayatın olağan akışına aykırı düşeceği, davalı şirketin davaya konu marka başvurusunu kötü niyetli olarak yaptığı, SMK m.6/1, m.6/5 ve m.6/9 hükmü koşullarının somut olayda oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 2019-M-7263 sayılı YİDK kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının iptaline, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... .... vekili, müvekkilinin tescil başvurusunda bulunduğu "..." markası ile davacının itirazını dayandırdığı "... ...+şekil" markalarının birbirinden farklı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından haksız feshedilmesi üzerine kendi markaları ile ticari faatiyette bulunma kararı aldıklarını, müvekkilinin davacı markalarından tamamen farklı ve kendine özgü, biricik “...” markasını üreterek başvuruda bulunduğunu, kötüniyet iddialarının yerinde olmadığını, davacı markasının tanınmış olduğunun da somut delillerle ispat edilemediğini, taraflar arasında bulunan önceye dayalı bir uyuşmazlığın başvurunun kötüniyetle yapıldığını kabule yeterli olmadığını savunarak, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, tanınmışlığa dair koşulların dosya kapsamında ispat edilemediğini, taraflar arasında gerçekleşen önceye dayalı uyuşmazlığın tek başına kötü niyetli marka başvurusu yapıldığı anlamına gelmediğini savunarak, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve davalı Şirket'e ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı Şirket'in 10/12/2018 tarihinde 2018/112399 sayılı "..." ibareli markanın 29,30,32 ve 35.sınıfta tescili için başvuruda bulunduğu, davacı şirketin "..." asli unsurlu markalarını mesnet göstererek 6769 saylıı SMK m.6/1, 6/2, 6/4, 6/5 ve 6/9 hükümleri kapsamında başvurunun yayınına itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı'nca itirazın reddine karar verildiği, davacı Şirketin bu karara itirazını değerlendiren ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 11/09/2019 tarih, 2019-M-7263 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde 06/11/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince davacının itiraza mesnet 2015/83391 sayılı "... ..." ve 2015/83387 sayılı "... ..." ibareli markaları ile başvuru markası arasında SMK'nın 6/1.maddesi kapsamında benzerlik bulunduğu, iltibas koşullarının oluştuğu, davacı markasının "..." emtiası açısından SMK'nın 6/4 ve 6/5.maddesi anlamında tanınmış marka olduğu, başvurunun kötüniyetle yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, davalıların istinaf itirazları gözetildiğinde, uyuşmazlık taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı ve SMK'nın 6/4 ve 6/5.maddesinde düzenlenen tanınmışlık koşullarının oluşup oluşmadığı ve başvurunun SMK'nın 6/9.maddesi anlamında kötüniyetli yapılıp yapılmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde tarafların marka işaretleri karşılaştırıldığında; dava konusu başvuru "..." ibaresinden, mahkemece hükme esas alınan davacının itiraza mesnet 2015/83391 ve 2015/83387 sayılı markaları "... ..." ibaresinden oluşmaktadır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince tarafların marka işaretleri benzer bulunmuş ise de, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ve "... ..." asli unsurlu davacının itirazına mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira marka işaretleri arasında hiçbir benzerlikten söz edilemeyeceği, incelenen işaretlerde ortak kelime unsuru bulunmadığı, markalar arasında başlangıçta
yer alan ve "POPÜLER" kelimesinden türetilen "..." ön eki ile marka türetilmesinin oldukça sık rastlanan bir durum olduğu, sadece başlangıçta yer alan ibarelerin örtüşmesinin markaların benzer olduğunu kabule yeterli olmadığı, markaların bütünsel olarak yeterli düzeyde birbirlerinden uzaklaştığı, tarafların fiili kullanımlarının işbu davanın konusu olmadığı, dolayısıyla davalının ambalaj kullanımının, davacı markaları ile benzerlik taşıyıp taşımadığının bu davada tartışılamayacağı, dava konusu başvurunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunun derhal ve ilk bakışta anlaşılabildiği ve bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, emtia benzerliği bakımından ayrıca incelemesi yapılmasına gerek görülmemiş ve davacı markalarının tanınmış olmasının da varılan sonuca etkili olmadığı kabul edilmiştir.
Öte yandan, Yargıtay HGK.'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyi niyetin asıl, kötü niyetin istisna olması sebebiyle davalının kötü niyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunduğu kabul edilmiş ise de, Dairemizce yukarıda açıklanan gerekçelerle marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığına kanaat getirilmiştir. Benzer olmayan marka başvurusunun kötü niyetli olduğundan söz edilemeyeceği gibi, davacı ile davalı Şirket arasında geçmişten bu yana ticari ilişki bulunması ve davacı tarafından aradaki tek satıcılık sözleşmesinin feshinden sonra davalının dava konusu marka başvurusunda bulunması da varılan bu sonucu değiştirmeyecektir.
Bu itibarla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı Şirket ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 09/07/2021 gün ve 2019/307 Esas - 2021/290 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 44,40 TL’nin düşümü ile kalan 383,20 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
6-Davalı Şirket tarafından yapılan istinaf aşamasında yapılan 50,00-TL posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 270,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalı şirkete verilmesine,
7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 29,20-TL posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından olmak üzere 249,90-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
9-Davalı Şirket ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ayrı ayrı davalı Şirket ile davalı ... iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/04/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/04/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...