T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/409 - 2024/660
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/409
KARAR NO: 2024/660
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/03/2021
NUMARASI: 2019/31 E. - 2021/83 K.
DAVACI:
VEKİLLERİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/03/2021 Tarih ve 2019/31 Esas - 2021/83 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,2018/15689 başvuru numaralı “...” ibareli marka tescil başvurusunun, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 hükmü gereğince 10.11.2018 tarih, 2018-M-9698 sayılı YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, başvuru yapılan ve itiraza konu edilen “...” markasının, ... AVM içerisinde kullanılan/ kullanılacak olan bir projeye dair başvuru olduğunu, müvekkilinin “... ” ibareli yüksek tanınmışlığa sahip markaları olduğunu, itiraz nedeni olarak gösterilen markaların 35 ve 38. sınıflarda tescilli olduklarını, başvurunun 35.sınıf için yapıldığını, farklı yazı karakterleri, farklı renklere sahip olmaları yanında müvekkillerince yapılan başvurunun tamamen ayırt edici nitelikte logo/görsele sahip olduğunu, “...” ibaresini de taşıması nedeniyle markaların aynı ya da benzer olduğundan söz edilemeyeceğini, benzerlik taşıyan tek unsurun “...” ibaresi olduğunu, markaların diğer unsurları ile yeterince ayrıştığını ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2018-M-9698 sayılı kararının iptaline, müvekkilleri şirkete ait 2018/15689 başvuru numaralı “...” ibareli markasının tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taraf markalarının bütün olarak bıraktıkları izlenim göz önüne alındığında, göze çarpan ve ortalama tüketicinin hafızasında kalan esas unsurun “...” sözcüğü olduğunu, davacının diğer markalarında “...” ibaresinin esas unsur olarak yer aldığını, taraf markalarının mal/hizmet listesinde aynı/aynı tür hizmetlerin yer aldığını, tüketici tarafından her iki markanın karıştırılması ve markalar arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesinin doğması ihtimali bulunduğunu Kurum kararının hukuka uygun olarak tesis edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dahili Davalı vekili, müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıf (35.sınıf ve 38. sınıf) ile davacının tescil başvurusu yaptığı sınıfların (35.38,41,43,44,45. sınıf) aynı olduğunu, markalar aynı ya da benzer tüketiciye hizmet ettiğinden ve aynı yerde sergilendiğinden markaların karıştırılma tehlikesi bulunduğunu, müvekkilinin “...” ibareli veya esas unsurlu seri markaları ile dava konusu “... ...” ibareli markanın görsel, sesçil ve anlamsal olarak aynı / ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, bu benzerliğin markalar arasında karıştırma tehlikesi yarattığını, müvekkilinin "..." esas unsurlu markasının tanınmış marka olduğunu, ayrıca 35. ve 38. sınıfta haklı şöhreti sebebiyle de davacının "... ..." ibareli marka başvurusunun, 6769 s. SMK, Paris Sözleşmesi ve TRIPS hükümleri gereğince tescil talebinin reddi kararının yerinde olduğunu, davacı yanın çok farklı ibareler içeren markalar alabilecekken, müvekkillerinin markası ile neredeyse aynı olan, "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialardan 35. sınıfta yer alan tüm hizmetlerin davalı şirketin itiraza dayanak markalarında yer alan hizmetlerle aynı / aynı tür olduğu ve /veya benzer hizmetleri içerdiği, davacının “...” esas unsuruna haiz markasının, davalı yana ait aynı esas unsuru taşıyan markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, bu durumun ise bütünsel açıdan işaretleri birbirleri ile benzer kıldığı, ortalama bir tüketicinin taraf markalarını benzerliği tespit olunan mal veya hizmetlerde gördüğünde, birbirlerinin devamı, yeni bir versiyonu olarak algılayabileceği, başka bir deyişle işaretlerin aynı iktisadi – idari kaynak tarafından piyasaya sürülmüş markalar oldukları yanılgısına kapılabileceği, davalı markalarındaki “...” ibaresinin, dava konusu markada da bütün olarak yer aldığı ve iltibas ihtimalinin mevcut olduğu, davacı yanın dosyaya sunmuş olduğu deliller içerisinde, markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, piyasa araştırması, satış rakamları, yurt içi ve yurtdışı satış ağı vb. delillere rastlanmadığı, başvuru markasının, tescil aşamalarına ilişkin olarak, lehine 6769 sayılı SMK’nun 6/5 kapsamındaki koruman yararlanamayacağı, davacı yanın “...” ibareli, “...” ibareli 35.05 sınıfta tescilli markaları olduğu, 2018/07584 tescil numaralı markanın ise “...” şeklinde 41, 43, 44, 45. sınıflarda tescili olduğu, her ne kadar “...” ibareli, “...” ibareli markaları açısından artık çekişme konusunun bulunmadığı sabitse de 2018/07584 tescil numaralı marka açısından çekişme için sürenin geçtiğinin söylenemeyeceği, dava konusu başvuruda kazanılmış hak sağlayan markaların asli unsuru muhafaza edilerek, işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulmuş bir markadan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru konusu markanın kullanım alanı ve yerinin farklı olduğunu, buna dair delillerinin değerlendirilmediğini, davacının markayı yalnızca ... AVM içerisinde kullandığını ve marka ile sağladığı hizmetlerin davalı markasından tamamen farklı olarak alışveriş gayesi içermemekle müşteri memnuniyetini arttırmaya endeksli olduğunu, davalı markasının ise e-ticaret için kullanıldığını, “...” ibaresinin halk arasında yaygın kullanılan harcıalem nitelikte bir ifade olduğunu ve ayırt edicilik vasfının zayıf olduğunu, ayırt edici niteliği bulunmayan işaretlerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı, ancak bazı hallerde cins belirten veya tasviri bir işaret başka bir kelime ile birleşmesi veya kullanım sonucu ayırt edici hale gelebileceğini, alışveriş merkezinin içerisinde bu markayla karşılaşacak tüketicinin "..." markasını gördüğünde itiraza konu edilen "..." markalarıyla karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, markalar arasında "..." ve "şekil" ibaresinden oluşan farklılıkların markaları benzer olmaktan kurtardığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK karar iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava konusu 2018/15689 sayılı " ...+şekil" ibareli marka başvurusu, 35.sınıftaki hizmetlerin tescili talebiyle
yapılmış, TPMK Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itiraz reddedilerek
yayınlanmıştır.
Davalı, yayına itirazda SMK'nın 6/1 ve 6/9 maddesini gerekçe göstermiştir. Davacının yayına itirazı dava
konusu 10/11/2018 tarih, 2018-M-9698 sayılı YİDK kararıyla reddedilerek, YİDK kararı davacıya 19/11/2018 tarihinde tebliğ edilmiş, işbu dava 25/01/2019 tarihinde açılmıştır.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “Kamu Düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir (6100 sayılı HMK'nın 114 - 115. maddeleri).
Dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 5000 sayılı Kanun'un 15/C maddesinde, ...'in nihai kararının YİDK tarafından tesis edilen karar olduğu, bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceği düzenlenmiştir. Burada öngörülen süre hak düşürücü nitelikte olduğu gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/03/2014 gün ve 2014/3072 E.-4547 K. sayılı, 01/06/2015 gün ve 2015/2531 E.-7355 K. sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu husus, dava şartıdır.
Buna göre, iptali istenen YİDK kararının davacıya 19/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, dava açmak için hak düşürücü sürenin 19/11/2018 tarihinde başlayıp 19/01/2019 tarihinde dolduğu, eldeki davanın ise iki aylık hak düşürücü süre dolduktan sonra 25/01/2019 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme ile işin esasına girilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, bu tür davalarda Türk Patent ve Marka Kurumu ile başvuruya itiraz eden arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Nitekim yerleşik Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. (Yargıtay 11. HD'nin 10/10/2007 tarih ve 2006/4324 E.-2007/12678 K.,12/09/2012 tarih ve 2011/5689 E. 2012/13100 K., 13/01/2014 tarih ve 2013 10545 E. -2014/658 K. Sayılı ilamları)
Somut olayda ise dava dilekçesinde davalı olarak sadece Türk Patent ve Marka Kurumu gösterilmiştir. Daha sonra davacı vekilince 15/10/2019 tarihli dilekçe ile, marka başvurusuna itiraz eden Şirketin davaya dahil edilmesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince davacı vekilinin dahili davalı talebi kabul edilmiş ve marka başvurusuna itiraz eden Şirket davada dahili davalı sıfatıyla yer almış ise de, 6100 Sayılı HMK'nın 124. maddesinde yer alan düzenleme dışında dahili dava yolu ile taraf değişikliğine gidilmesi mümkün değildir. Usul hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmayıp, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliği mümkün değildir (Yargıtay 17. HD'nin 18.06.2020 tarih, 2018/5580 E., 2020/3723 K. sayılı ilamı). Bu itibarla mahkemece, dava konusu başvuruya itiraz eden Şirket aleyhine usulüne uygun olarak dava açılması ve sonrasında iş bu dava ile birleştirilerek bir hüküm kurulması gerekirken, davaya dahil edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, özel kanunda dava şartı olarak düzenlenen süre yönünden YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince işin esası incelenmeden kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/03/2021 Tarih ve 2019/31 Esas - 2021/83 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının, verilen kararın niteliğine göre bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,
4-Davacı tarafça istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK 353/1-a-4 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/04/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.