T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/246
KARAR NO: 2024/514
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/02/2021
NUMARASI: 2020/143 E. - 2021/70 K.
DAVACI:
VEKİLİ
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/02/2021 tarih ve 2020/143 Esas - 2021/70 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2019/78585 başvuru numaralı “...+şekil” ibareli markanın tescili için davalı ... başvuruda bulunduğunu, davalı şirketin "...+şekil" ibareli markasını mesnet göstererek markanın yayımına itiraz ettiğini, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, ret kararına karşı davalı şirket tarafından YİDK nezdinde yapılan itiraz neticesinde markaların benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle tescil başvurusunun reddedildiğini, yaptıkları araştırmaya göre Türkiye'de "..." ibaresini içeren bir marka bulunmadığını, itiraza mesnet marka ile müvekkiline ait markanın farklı sınıf ve sektörlerde hizmet verdiğini, müvekkili markasının kök kelimesi olan “...” ibaresinin sözlük anlamının bir mürekkep balığı türü olduğunu, davalı şirket markası olan “...” ibaresinin ise tane olarak çok etli ve büyük zeytin anlamına geldiğini, görsel, işitsel ve anlamsal olarak aynı algılanmadığını, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin özellikli ve dikkat düzeyi yüksek tüketici grubunda yer aldığını ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-3685 sayılı kararının iptali ile 2019/78585 sayılı “...+şekil” ibareli markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, müvekkili şirketin 2011 yılında otel işletmeciliği alanında faaliyet göstermek üzere kurulduğunu, “...”de bulunan ... Restoran’ın işletmesinin müvekkili şirket tarafından yürütüldüğünü, davacı tarafın başvuru markasının müvekkili şirket markası ile aynı sınıfta tescil edilmek istendiğini, başvurunun tüketiciler nezdinde karıştırılma veya ilişkilendirme ihtimaline sebebiyet vereceğini, davacının “...” markasının “...” kökeninden türetildiğini gösteren bir ifade, logo/çizim bulunmadığını, davacının müvekkili şirkete ait markanın tanınmışlığından yararlanmak istediğini, taraf markaları arasındaki küçük ayrıntıların müvekkili şirketin yabancı turistlere de hizmet verdiği gözetildiğinde tüketiciler tarafından fark edilmesinin mümkün olmadığını, bir harf farkı nedeniyle markaların ayniyet derecesinde benzer olduğunu, ortalama tüketici nezdinde seri marka izlenimi oluşacağını, davacının başvurusu markasını müvekkili şirket markasına benzetme kastının olduğunu, davacı markasının tescili halinde haksız rekabet oluşacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacıya ait 2019/78585 sayılı marka başvurusu kapsamından çıkartılan "Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." ile redde mesnet alınan 2018/39217 sayılı marka kapsamında bulunan hizmetlerin birebir aynı olduğu; davacıya ait 2019/78585 sayılı marka başvurusundan çıkartılan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." nin itiraza mesnet alınan 2018/39217 sayılı marka kapsamında bulunan 29, 30 ve 32. sınıf hizmetlerle benzer olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11.11.2019 tarih ve 2019/35 E.- 2019/7063 K.; 02.03.2020 tarih ve 2019/3835 E.- 2020/2264 K.); "..." ibaresinin herhangi bir anlamının tespit edilmediği, "..." ibaresinden türetildiği ifade edilmişse de "..." ibaresinin, bir bütün olarak "..." kelimesinden farklılaştığı, "..." kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre "Bir tür etli ve büyük zeytin." anlamını haiz olduğu, başvuru kapsamında yer alan uyuşmazlık konusu hizmetler arasında "zeytin" emtiasının bulunmadığı; dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet marka karşılaştırıldığında; iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer oldukları, dava konusu marka başvurusunu oluşturan esas unsurun "..." ibaresi olduğu, redde mesnet markanın esas unsurunun ise "..." ibaresi olduğu, her iki markada yer alan şekil unsurlarının kelime unsurlarına göre markasal ayırt ediciliklerinin nispeten daha düşük olduğu, her iki markanın ilk altı harfinin birebir aynı harflerden ve aynı dizilimle oluşturulduğu, markaların son harflerinin de aynı olduğu, markaların uzun kelime markaları oldukları gözetildiğinde, aralarında bulunan 1-2 harf farklılığının iltibas tehlikesini bertaraf etme kabiliyetinin bulunmadığı, zira davaya konu 43. sınıf hizmetlerin makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesimine hitap ettiği, daha önce redde mesnet "..." markasını gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan bu tüketici kesiminin, daha sonra davacıya ait "..." markasını aynı veya benzer hizmetler üzerinde gördüğünde, bu hizmetlerden yararlanmak için ayıracağı süre içerisinde bu markayı redde mesnet markadan ayıramayabileceği, zira bu tüketici kesiminin markaların başlangıç kısmında yer alan ilk altı harfin birebir aynı olmasından kaynaklı olarak her iki markayı birbirinin aynısı veya serisi zannedebileceği, ortalama tüketicinin markaları bir bütün olarak algılayacağı, markayı oluşturan kelimeleri bölüp parçalamayacağı, ortalama tüketicinin bu bütüncül bakış açısının markalar arasında iltibas tehlikesini arttıran bir unsur olduğu, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebilecekleri, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, SMK'nın 6/1 hükmü koşullarının somut olayda oluştuğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığını, bir kaç kelimenin ortak olmasının tescil talebinin reddi için yeterli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK marka kararı iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı gerçek kişinin 2019/78585 başvuru numaralı ve "..." ibareli markanın 43. sınıf hizmetlerde tescili için davalı Kuruma başvuruda bulunduğu, davalı şirketin iltibas ve haksız rekabet iddialarına dayalı olarak başvuruya yaptığı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davalı şirketin bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise bu kez Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla kabul edildiği ve başvurunun reddine karar verildiği, YİDK'nın 28.04.2020 tarihli kararının davacı tarafa 30.04.2020 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 19/06/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince taraf markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm hizmetler bakımından SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, kararı istinaf edenin sıfatı ve istinaf itirazları gözetildiğinde istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 43. sınıf hizmetler davalının itirazına mesnet markası kapsamında yer alan hizmetlerle aynı ve benzer olduğundan, somut olayda emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği anlaşılmıştır.
İşaretlerin karşılaştırılmasına gelince, dava konusu marka sarı renkte yazılmış "..." ibaresi ile onun üzerinde sarı bir daire görselinden; itiraza mesnet marka ise koyu mavi karakteristik harflerle yazılmış "..." ibaresi ve onun üzerinde, üstünde zeytinlerin de yer aldığı bir zeytin ağacı görselinden oluşmaktadır. Dava konusu "..." ibaresinin sözlük anlamı bulunmamakla birlikte "..." kelimesinden türetildiği ileri sürülmüş olup, bu ibare markanın başında aynen yer almaktadır. "..." ibaresi ise bir zeytin cinsinin adıdır. Bu şekilde taraf markaları anlamsal olarak farklılaşmış olup, itiraza mesnet markadaki zeytin ağacı görseli anlamsal farklılığın algılanmasını kolaylaştırmaktadır. Her ne kadar her iki taraf markası "..." ibaresi ile başlamakta ise de, bu ibareden sonra gelen "..." ve "..." ibarelerinin okunuşları da markaları işitsel olarak yeterince farklılaştırmıştır. Bu hale göre, başvuru ile itiraza mesnet marka arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, zira bütünsel olarak bıraktığı izlenim bakımından da farklılaşan başvuru markasını gören tüketicilerin bunun davalının itiraza mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği kanaatine varılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Her ne kadar davacı tarafça, dava konusu başvurunun uyuşmazlık konusu hizmetler bakımından tescil edilmesi talep edilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunın 22.03.2017 tarih ve 2017/11-78 E.-2017/521 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığından ve tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğundan davacının bu talebi yerinde görülmemiş, anılan talep ayrı bir dava olarak nitelendirilemeyeceğinden, bu talebin reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesinde iltibasın bulunmaması nedeniyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 10/02/2021 gün ve 2020/143 Esas - 2021/70 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile; YİDK'nın 2020-M-3685 sayılı kararının İPTALİNE,
3-Davacı vekilinin marka başvurusunun tescili talebinin reddine,
4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 400,00-TL bilirkişi ücreti, 1.102,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 77,50-TL tebligat masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 1.800,70-TL yargılama giderine, 54,40-TL başvurma harcı, 54,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.909,50-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/03/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/04/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...