T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/664
KARAR NO: 2024/900
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/01/2021
NUMARASI: 2019/97 E. - 2021/13 K.
DAVACI
VEKİLLERİ:
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/01/2021 tarih ve 2019/97 Esas - 2021/13 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin Çin merkezli bir elektronik cihaz üretimi şirketi olduğunu, Türkiye’de telekomünikasyon, alt yapı, telefon, tablet, yazılım, kurumsal şebeke çözümleri, M2M, veri iletim cihazları, aksesuar alanlarında hizmet verdiğini ve projeler yürütüğünü, "..." ibareli markanın 09. sınıf bir kısım mallarda tescili için davalı ... yapılan başvurunun davalılardan ...Elektronik ve Tic. A.Ş.’nin "..." ve diğer davalı ... Pazarlama ve İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin “..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptıkları itiraz üzerine davalı Kurum Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin “...” markasının birçok ülkede tescilli olduğunu, markada tek harf değişikliği bile markanın anlamını değiştirdiği ya da markaya ayırt edicilik kattığı için davalı Kurum nezdinde tek harf değişikliği ile tescile bağlanan birçok markanın var olduğunu, müvekkilinin başvurusu ile itiraza mesnet markaların benzer olmadığını, emsal Yargıtay kararları ışığında müvekkili markasının umumi intibadan ve görsel açıdan bıraktığı etki nazarında gerekçe gösterilen markalardan ilk bakışta kolayca ayırt edilebilir olduğunu, tarafların farklı alanlarda faaliyet gösterdiklerini, müvekkili şirketin telekomünikasyon ve bilgi teknoloji alanında hitap ettiği tüketici kitlesi çerçevesinde tanınmış bir marka olduğunu, müvekkili şirketin markasına ayırt edicilik kattığını ileri sürerek, YİDK’nın 2019-M-134 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...Elekt. San. Tic. A.Ş. vekili, başvurunun iltibasa ve haksız rekabete sebebiyet vereceğini, davaya konu markayla müvekkilinin tescilli markasının emtia ve hizmet listelerinin 09. sınıfta birebir aynı olduğunu, davaya konu markanın müvekkili markasının 3. harfi olan “E” yerine “A” harfinin getirilmesi suretiyle oluşturulduğunu, “...” markasını özellikle aynı hizmetlerde gören tüketicinin ilk bakışta ister istemez markayı önceden bildiği “...” markası olarak algılayacağını, tek harf farkının ayırt edicilik sağlayamayacağını, markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi sonucu başvuru sahibinin müvekkili markasının ticari itibarından ve piyasadaki bilinirlik düzeyinden haksız faydalanmasına ve müvekkili ticari itibar ve kazancının zarar görmesine sebebiyet vermesine neden olacağını, dava konusu markanın müvekkili markasının seri markalarından olduğunu ya da aralarında yönetimsel bir bağ bulunduğu zannına kapılmanın yüksek bir olasılık olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Pazarlama ve İletişim Hizmetleri A.Ş. vekili, davacının başvurusunu yaptığı “...” markası ile müvekkili adına tescilli “...” markasının ciddi anlamda benzerlik içerdiğini, markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunu, müvekkili markası 9. sınıfta tescilli iken davacı yanın 9. sınıfta uyuşmazlığa konu marka başvurusunu yaptığını ve bu nedenle markaların benzerliği ve karıştırılma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, davacı markasının ise bu niteliği haiz olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvurudaki "..." ibaresinin İngilizce bir kelime olup “sinir hücresinin, uyartıyı kendisinden sonraki sinir hücresine ileten, ip şeklindeki uzantısı, sinir ipliği; sinir lifi; akson.” gibi anlamlara geldiği, taraf markalarının hitap ettiği ortalama tüketicinin günlük dilde yaygın bir kelime olmayan bu ibarenin anlamını bilmesinin mümkün olmadığı; davacı marka başvurusu ile aynı/aynı tür emtiaları kapsayan davalı markaları incelendiğinde; taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, dava konusu markanın sahip olduğu kavramsal karşılığının ortalama tüketici tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, markaların birebir aynı mal ve hizmet sınıflarını içerdiği, davacının “...” ibaresinin davalı markalarından farklılaşmasını sağlayacak unsurları içermediği, markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve iltibas ihtimalinin mevcut olabileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, itiraza mesnet markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğunu, tek harf değişikliğinin markaya ayırt edicilik katabileceğini, aksinin otomatik olarak kabulünün haksız ve hukuka aykırı olduğunu, tarafların farklı alanlarda faaliyet gösterdiklerini, ek raporda itirazlarının karşılanmadığını, müvekkili markalarının tanınmışlığına ilişkin bir tespite yer verilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin "..." ibaresinin, 09. Sınıfta "Cep telefonları, akıllı telefonlar, akıllı saatler, tablet bilgisayarlar" mallarında tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalı şirketlerin "...", "..." ibareli markalarına dayalı olarak, başvuruya itiraz ettikleri, dalıların itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığınca kabul edilerek başvurunun reddedildiği, davacının bu karara yaptığı itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2019-M-134 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın davacıya 14.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 04.03.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne kara verilmiş olup, istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davalıların "..." ve "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru karakteristik bir şekilde yazılan "A" harfi ile oluşturulmuş "..." ibaresinden, itiraza mesnet markalar ise standart küçük harflerle yazılmış "..." ibaresi ile yine tamamı küçük harflerle yazılan ve "O" harfinin üst yarısı küçük dağınık kareler ile meydana getirilen "..." ibaresinden oluşmaktadır. Mahkemece, "..." olarak telaffuz edilen başvuru ile "..." olarak telaffuz edilecek itiraza mesnet markalar benzer bulunmuş ise de, karıştırılma ihtimalinin saptanmasında nazara alınacak olan, ortalama tüketicinin markayı bir bütün olarak algılamasıdır. Karşılaştırmaya esas markalar kısa markalar olduklarından yapılacak küçük değişiklikler dahi ayırt ediciliği sağlayabilecek olup, somut uyuşmazlıkta taraf markaları bütünsel intibaları itibariyle yeterince farklılaşmıştır. Bu hale göre dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin bunun davalıların itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılaması mümkün olup, yukarıda belirtildiği gibi dava konusu başvurunun yalnızca 09. sınıfta "Cep telefonları, akıllı telefonlar, akıllı saatler, tablet bilgisayarlar" mallarında tescili talep edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.10.2017 tarih ve 2017/3563-5709 E.-K. ve 18.12.2018 tarih ve 2017/2325 E.- 2018/8031 K. sayılı kararda belirtildiği üzere 9. sınıf malların ortalama alıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluşacağı, kaldı ki, başvuru kapsamındaki malların yüksek fiyattan satılmaları nedeniyle tüketicilerin dikkatinin ve ayırdığı zamanın da yüksek olacağı dikkate alındığında, Dairemizce, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca iltibas bulunmaması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 19/01/2021 gün ve 2019/97 Esas - 2021/13 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile, YİDK'nın 10.01.2019 tarih ve 2019-M-134 sayılı kararın İPTALİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 44,40-TL’nin düşümü ile kalan 383,20-TL bakiye karar ve ilam harcının davalı ... ile davalı şirketlerden alınarak Hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 303,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 137,00-TL tebligat masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.402,10-TL yargılama giderine, 44,40-TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.490,90-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/05/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 01/06/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...