T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/655
KARAR NO: 2024/956
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/01/2019
NUMARASI: 2016/377 E. - 2019/13 K.
DAVACI: ...
VEKİLİ:
DAVANIN KONUSU: Tasarım Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/01/2019 tarih ve 2016/377 Esas - 2019/13 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin çeşitli boy ve ebatlarda cam vitrin üretimi yaptığını, bu sektörde ülke çapında tanınmış ve köklü bir geçmişe sahip olduğunu, davalı şirket adına 2011 00882 ve 2011 07855 numaralarıyla tescilli endüstriyel tasarımların kamuya mal olduğunu, bu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliği taşımamasına rağmen tescil edildiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli 2011 00882 ve 2011 07855 nolu endüstriyel tasarım belgelerinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, bu davanın müvekkili tarafından davacı aleyhine açılan davanın uzatılması maksadı ile kötüniyetli olarak açıldığını, müvekkili adına tescilli tasarımların hangi sebeplerle yenilik özelliğini içermediğinin açıklanmadığını, bir tasarımın yeni olup olmadığının araştırılmasında tescili talep edilen tasarıma konu ürünün başvuru tarihinden önce kamuya mal edilip edilmediğine bakılması gerektiğini, bir ürünün yenilik içerip içermediğinin ürüne katılan değişik yorumlar, yaklaşımlar ve detay çözümlemeleri dikkate alınarak yorumlanması gerektiğini, davanın hukuki mesnetten yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, cam vitrin tasarımlarının formları söz konusu olduğunda sınırsız seçenek özgürlüğünün bulunduğu, 2011 00882 sayılı davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik incelemesine delil teşkil edebilecek bilgi ve belgelerin dosyada bulunmadığı, 15.10.2011 tarihinde arşivlenen http://www...net/ internet sitesi görsellerinin ise 28.12.2011 tarih ve 2011 07855 sayılı davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik incelemesine delil teşkil ettiği, bu sitede yer alan görsellerle karşılaştırıldığında 2011 07855/1, 2, 3, 4, 6, 8, 10, 12 ve 13 sayılı çoklu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşımadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2011 7855/1, 2, 3, 4, 6, 8, 10, 12, 13 sayılı çoklu tasarımların yeni ve ayırt edici olmaması nedeniyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, 2011 00882 sayılı tasarım yönünden davanın dosyada yenilik ve ayırt edicilik incelemesine delil teşkil edecek bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle bilirkişilerin mütalaa vermediğini, oysa kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle resen araştırma ilkesinin uygulanacağını, ayrıca bilirkişi heyetinin yabancı internet sitelerini incelemediğini, 2000 ve 2001 yılına ilişkin faturaların dikkate alınmadığını, mutlak yenilik ve ayırt edicilik incelemesi yapılmadığını, tescil edilecek tasarımların dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, ürün görsellerinin müvekkilinin halefleri olan bayileri tarafından on iki aylık zaman dilimi içerisinde paylaşıldığını, müvekkilinin halefleriyle olan ilişkisinin suiistimali neticesi ürün görsellerinin elde edildiğini, davaya konu tasarımların yeni ve ayırt edici olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, tasarım hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesinin istinaf incelemesine konu kararına esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında, 2011 00882 sayılı çoklu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik incelemesine delil teşkil edebilecek bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığı, 2011 07855/1, 2, 3, 4, 6, 8, 10, 12 ve 13 sayılı tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığı, yenilik kırıcı olarak tespit edilen tüm görsellerin gerçek ürün görseli olduğu ve çizim olmadığı tespit edilmiş ise de, söz konusu kök ve ek raporlarda mutlak yenilik incelemesi yapılmadığından ve davacı vekilinin bu kapsamda sunduğu deliller de incelenmediğinden, söz konusu bilirkişi kök ve ek raporunun hükme esas alınamayacağı anlaşılmış ve Dairemizce, duruşma açılmasına karar verilmiştir.
554 sayılı KHK’nın 5. maddesinde yeni ve ayırt edici tasarımların belge verilerek korunacakları; başka bir deyişle bir tasarımın hukuken korunabilmesi için yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması gerektiği, bir tasarım başvurusunun tescil edilebilmesi için; tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması ve ayrıca önceki tasarım görsellerine göre ayırt edicilik özelliğinin bulunması gerektiği düzenlenmiştir. Aynı KHK'nın 6. maddesinde, bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarımın yeni kabul edileceğine yer verilmiş, sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteren tasarımların aynı sayılacakları belirtilmiştir. Buna göre bir tasarımın yeni sayılabilmesi için o tasarımın mutlak yenilik özelliği taşıması, eş anlatımla söz konusu tasarımın dünya çapında daha önce kamuya hiç sunulmamış olması gereklidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05.02.2024 tarih ve 2022/4097 E.-2024/739 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, kamu düzenine ilişkin olan mutlak yenilik unsurunun, YİDK iptali davaları ile endüstriyel tasarımların 554 sayılı KHK'nın 43 üncü maddesi kapsamında hükümsüzlüğü istemli davalarda; mahkemelerce YİDK tarafından değerlendirmeye alınan, YİDK'e itiraz konusu olarak sunulan ve hatta YİDK iptali istemli davalarda taraflarca sunulan bilgi ve belgelerle dahi bağlı kalınmaksızın re'sen araştırılması ve tasarımın mutlak yenilik unsuruna sahip olup olmadığının belirlenmesi zorunludur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08.03.2022 tarih ve 2020/7358E.- 2022/1612 K. sayılı kararında ise, tasarımlar için mutlak yenilik kriterinin benimsendiği, hükümsüzlük davasında bu yönün mahkemece resen dikkate alınması gerektiği için davacı tarafın yenilik bozucu olarak kök bilirkişi raporundan sonra sunduğu delillerin iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadığı belirtilmiştir. Yüksek Mahkemenin anılan kararları doğrultusunda, Dairemizce, davacı tarafça yargılama aşamasında yenilik bozucu olduğu iddiasıyla sunulan tüm deliller incelemeye alınmış, Dairemizce, mutlak yenilik yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davacı tarafça, yenilik bozucu olarak dosyaya sunulan 1999 tarihli katalog, ... Alüminyum İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den sorulmuş, kataloğun dava dışı şirket tarafından basıldığı kabul edildiğinden, basımın gerçekleştirildiği belirtilen matbaa şirketi de bu hususu teyit ettiğinden, yine davacı tarafça sunulan ... Alüminyum İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenmiş eski tarihli faturalardan dava dışı söz konusu şirketin katalog tarihlerinde davaya konu ürünleri üretip sattığı anlaşıldığından, davacı tarafça sunulan kataloğa Dairemizce itibar edilmiştir.
Her ne kadar, davalı tarafça, 22.05.2024 tarihli son celsede söz konusu kataloğun sahte olduğu ve çizim yoluyla üretildiği ileri sürülmüş ise de, Dairemizce aldırılan bilirkişi raporlarının davalı tarafa usulünce tebliğ edildiği, rapora beyanda bulunmak üzere kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde bu hususa ilişkin bir beyan ve itirazda bulunulmadığı, katalogda dava konusu ürünler dışında başka ürünler de bulunduğu, kaldı ki mahkemece alınan 07.08.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda, bahse konu ürün görsellerinin çizim olmadığı açıkça belirtildiği gibi, bilirkişi raporlarına göre, dava konusu tasarımların yeniliğini bozucu başka deliler de bulunduğu göz önüne alınarak, Dairemizce, son celse ileri sürülen bu iddia, davayı uzatmaya yönelik olduğu değerlendirilerek, dikkate alınmamıştır.
Davalı tarafın, cevap ve 2. cevap dilekçesinde ileri sürmediği, ancak istinaf dilekçesinde dile getirdiği, mesnet görsellerin müvekkilinin halefleri olan bayileri tarafından on iki aylık zaman dilimi içerisinde paylaşıldığı, müvekkilinin halefleriyle olan ilişkisinin suiistimali neticesi ürün görsellerinin elde edildiği yönündeki iddiaları, HMK'nın 357/1. maddesi hükmü uyarınca, Dairemizce dinlenmemiştir.
Dairemizce, içerisinde tasarım konusunda uzman bilirkişilerin yer aldığı yeni bir heyet oluşturularak bilirkişi incelemesi yaptırılmış, düzenlenen raporda, Davalı yana ait dava konusu 2011 07855/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13 sıra numaralı çoklu tasarımların ve 2011 00882/3, 11, 12, 24, 25 ve 27 sıra numaralı çoklu tasarımların bilirkişi heyetince tespit edilen eski tarihli tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olmadıkları anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetinden, 1999 tarihli kataloğun değerlendirilmesi için ek raporda alınmış ve ek raporda bu kez, 2011 00882/2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 16, 17, 18, 19, 22, 23, 24, 25, 28 ve 29 sayılı çoklu tasarımların da söz konusu katalogla kamuya sunulan tasarımlar karşısında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu belirtilmiştir. Dairemizce aldırılan bilirkişi raporunun alanında uzman bilirkişilerce düzenlendiği ve denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu göz önüne alınarak, kök ve ek raporda ulaşılan sonuçlar doğrultusunda 2011 07855 sayılı tasarımın (tüm çoklu tasarımlar yönünden) ve 2011 00882/2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 16, 17, 18, 19, 22, 23, 24, 25, 27, 28 ve 29 sayılı çoklu tasarımların hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmış, Dairemizce, davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 29/01/2019 gün ve 2016/377 Esas 2019/13 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davaya konu 2011/07855 sayılı 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13 sıra numaralı tasarımlar ile 2011/00882 sayılı 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 16, 17, 18, 19, 22, 23, 24, 25, 27, 28 ve 29 sıra numaralı tasarımların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL karar harcının peşin alınan 29,20-TL harçtan mahsubu ile bakiye 398,40-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 25.500,00-TL, vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 25.500,00-TL, vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 141,00-TL tebligat ve posta masrafı, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 501,10-TL tebligat ve posta masrafı, 12.000,00-TL bilirkişi ücreti ile 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 14.304,20-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 5/6 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 11.920,17-TL'ye, 29,20-TL başvurma harcı, 29,20-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 11.978,57-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 100,00-TL tebligat ve posta masrafı ile 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 262,10-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre 43,68-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Taraflarca istinaf başvurusunda peşin olarak ayrı ayrı yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde taraflara ayrı ayrı iadesine,
10-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve birden fazla duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre hesaplanan 20.400,00-TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve birden fazla duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre hesaplanan 20.400,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket temsilcisi ve davalı şirket vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 22/05/2024 tarihinde HMK'nın 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 29/05/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...