T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/383 - 2024/1489
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/383
KARAR NO: 2024/1489
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/02/2021
NUMARASI: 2019/519 E. - 2021/103 K.
DAVACI:
VEKİLLERİ:
DAVALI
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Dairemizce verilen 09/09/2021 tarih ve 2021/968 Esas, 2021/1051 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/05/2023 tarih ve 2021/8731 Esas 2023/3007 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan emtianın, davalı tarafından Ankara'dan Antalya'ya taşınması sırasında nakliye aracından devrilmesi sonucu hasara uğradığını, hasar nedeniyle dava dışı sigortalı ... A.Ş.'ye 18/10/2017 tarihinde 302.904,00 TL ödeme yapıldığını, hasardan davalı taşıyıcının sorumlu olduğunu, sigortalıya ödenen bedelin davalı taşıyıcıdan tahsili amacıyla başlatıkları icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının, dava dışı ... A.Ş. ile yaptığı “Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi” sözleşmesinde, sevkiyatın bir tüzel kişi ile yapılması veya sevkiyatın hukuken geçerli bir yazılı taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması gerektiğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin tüzel kişiliğinin olmadığını ve müvekkili ile dava dışı sigortalı arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, bu nedenle sigorta sözleşmesinin özel şartlarının gerçekleşmediğini, talep edilen hasarın poliçe kapsamında olmadığını bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, ayrıca emtianın yüklemesinin müvekkili tarafından yapılmadığını ve beton köşk ve beton trafo merkezinin yükleme hatası nedeniyle devrildiğini, araç şoförü kusurlu olmadığından müvekkiline atfedilecek kusur bulunmadığını, hasar miktarının hatalı tespit edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava dışı ... A.Ş.'ye ait emtianın davalı tarafından taşınması sırasında hasarlandığı, bu haksız eylemden ötürü dava dışı ... A.Ş.'nin sözlü taşıma sözleşmesine dayalı olarak davalıdan hak talebi mümkün olmakla birlikte, davacı sigorta şirketi yönünden ayrıca değerlendirilme yapılması gerektiği, eldeki davada, aktif dava ehliyetinin varlığının 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi kapsamında halefiyet sonucunu doğuracak bir ödeme yapılmasına bağlı olduğu, davacı ile sigortalı arasında düzenlenen poliçenin özel şartlarında "Teminat, taşımayı yapan nakliyecinin bir tüzel kişilik olması ve sevkiyatın hukuken geçerli yazılı bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması kaydı ile geçerlidir. Aksi halde teminat geçersiz sayılacaktır." düzenlemesinin bulunduğu, davalının 'tüzel kişi' olmadığı ve sevkiyatın hukuken geçerli 'yazılı' taşıma sözleşmesi ile yapılmadığı, poliçedeki özel şartın yokluğunun, teminatı geçersiz kılacağı, diğer taraftan davacı tarafça dava dışı sigortalı tarafından düzenlenmiş bir temlikname de sunulmadığı, bu durumda, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın HMK m.114/1-d delaletiyle HMK m.115/2 uyarınca, dava şartı yokluğundan, usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava dilekçesi ve delil dilekçesi ekinde dava dışı sigortalı tarafından düzenlenen temliknamenin-ibranamenin sunulmuş olmasına rağmen mahkemece bu belgenin nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinin eksik incelmeye dayalı olduğunu, sigorta poliçesinin geçerli olduğu bir dönemde meydan gelen hasar ile ilgili dava dışı sigortalıya ödeme yapan müvekkili bakımından TTK hükümleri gereği halefiyet şartları oluştuğu gibi alacağın temliki hükümleri kapsamında da rücu hakkının bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 29/01/2021 tarih ve 2019/980 Esas 2021/82 sayılı kararıyla, davacı ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen nakliyat emtia sigorta poliçesinde; teminatın, taşımayı yapan nakliyecinin bir tüzel kişilik olması ve sevkiyatın hukuken geçerli yazılı bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması kaydı ile geçerli olacağının, aksi halde teminat geçersiz sayılacağının düzenlenmesi, davalı taşıyıcının tüzel kişiliğinin bulunmaması ve dava dışı sigortalı ile davalı taşıyıcı arasında yazılı bir taşıma sözleşmesi bulunmaması karşısında poliçe teminatında olmayan hasar bedelini dava dışı sigortalısına ödeyen davacı sigorta şirketinin ödediği bedeli TTK'nın 1472. maddesine dayalı olarak davalı taşıyıcıdan talep edemeyeceği, öte yandan dosyaya ibraz edilen "İBRANAME/TAZMİNAT İBRANAME" başlıklı belgede "...mevzu bahis hasardan mesul olanlara karşı rücu hakkımı(zı) kayıtsız ve şartsız ... SİGORTA A.Ş'ye devir ettiğimi(zi) ve ayırca B.K 162. Ve müteakip maddeleri hükümlerine göre temlik ettiğimi(zi) beyan kabul ve taahhüt ederim(iz)" şekilde beyanda bulunulduğu ancak anılan şekilde beyanda bulunan ve ibranameyi imzalayan ...'un, 13/10/2017 ibraname imza tarihinde dava dışı sigortalı şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili olmadığının, Dairemize www.ticaretsicil.gov.tr adresinden temin edilen ticaret sicil gazetesi örneklerinden anlaşıldığı, buna göre dava dışı sigortalı şirket tarafından yapılmış geçerli bir temlik beyanından söz edilemeyeceğinden mahkemece davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 7251 sayılı Kanunla değişik 353/1-b-3 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 16/05/2023 TARİH VE 2021/8731 ESAS 2023/3007 KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davacı vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, ilk derece mahkemesince davalının "tüzel kişi" olmadığı ve sevkiyatın hukuken geçerli "yazılı" taşıma sözleşmesi ile yapılmadığı, poliçedeki özel şartın yokluğunun, teminatı geçersiz kılacağı, diğer taraftan davacı tarafça dava dışı sigortalı tarafından düzenlenmiş bir temlikname de sunulmadığı, bu durumda, davacının aktif dava ehliyeti bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği, Dairemizce ise yeni bir gerekçeyle dosyaya ibraz edilen ibranameyi imzalayan ...'un dava dışı sigortalı şirketi tek başına temsile yetkili olmadığı, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 7251 sayılı Kanun ile değişik 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b.3) bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu uyuşmazlık üzerinde yeniden bir inceleme yapılması halinde, 356 ncı maddenin ikinci fıkrasında değinilen ve verilmesi öngörülen gerekli kararın, “yeniden esas hakkında bir karar” olması gerektiği, bu nedenlerle nedenlerle, 6100 sayılı Kanun'un 356 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmediği, kabule göre de her ne kadar ticaret sicil gazetesindeki 07.12.2006 tarihli 21801 sayılı kararına göre temlikname veren ...'un tek başına temsile yetkili olmadığı anlaşılmış ise de davacı vekili temyiz dilekçesinde vekalet ilişkisi uyarınca ödeme ve temlikname düzenlendiğini iddia ettiğine göre dava dışı sigortalı ... A.Ş.'nin temlikname ve ibraya muvafakatı olup olmadığı, ...'un bu yetkileri içeren vekaletnamesi bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın sırf temsil yetkisine istinaden karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE: Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı olarak davacı sigortacı tarafından dava dışı sigortalısına ödenen tazminatı tutarının, davalı taşıyıcıdan rücuan tahsili amacıyla başlatılan icra takibne vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak, bozma ilamı uyarınca dava dışı ... tarafından imzalanan 13/10/2017 tarihli ibraname ve temliknameye muvafakatinin olup olmadığı, ayrıca dava dışı ...'un dava dışı sigortalı ... A.Ş adına ibraname ve temlikname düzenlemeye yetkilerinin bulunduğuna dair vekaletnamesinin bulunup bulunmadığının bildirilmesi ve varsa vekaletnamenin onaylı suretinin gönderilmesi hususlarında dava dışı sigortalı ... A.Ş 'ye müzekkere yazılmıştır.
Dava dışı sigortalı Şirket müzekkereye cevaben, 13/10/2017 tarihli ibranameyi imzlayan ...'un anılan ibranamenin imzalandığı tarihte şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu ve ... ile birlikte müştereken imzaya yetkili olduğunu, ... tarafında imzalanan 13/10/2017 tarihli ibraname ve temliknameye muvakakatlarının olduğu bildirilmiş, bu bağlamda Dairemizin önceki kararın da belirtildiği üzere her ne kadar dava konusu edilen zarar poliçe teminatı kapsamında bulunmasa da davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ödediği tazminat tutarını TBK'nın 183 vd maddelerinde düzenlenen alacağın temliki hükümleri gereğince, zarar sorulmsu olduğu iddia edilen davalı taşıyıcıdan dava ve talep hakkının bulunduğu kabul edilerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden, davacı nezdinde sigortalı bulunan 1 adet ınverter emtiasının, dava dışı sigortalı Şirket ile davalı arasında yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca, davalı tarafından taşınması sırasında içinde bulunduğu beton köşk ile araç üzerinden yola düşerek hasarlandığı, hasar sonucu kullanılmaz hale geldiği, davacının bu nedenle dışı sigortalısına 302.904,00 TL tazminat ödediği anlaşılmakta olup, esasen bu hususlarda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamatadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık hasardan davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise hasarın miktarı hususlarındadır.
6102 sayılı TTK’nın 875/1. maddesi uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyanından, hasarından veya teslimdeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. TTK'nın 876. maddesin de ziya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, bu durumda taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı düzenlenmiştir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, yukarıda da belirtildiği üzere dava konusu emtia, davalı tarafından taşındığı sırada düşerek zayi olmuştur. davalı taraf emtianın hatalı yüklenmesi sbebiyle düştüğünü, yüklemenin de dava dışı gönderen Şirket tarafından yapıldığını, bu nedenle dava konusu zararın meydana gelmesinde bir kusurları bulunmadığını savunmaktadır. TTK'nın 863/1. maddesinde "Sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır. Taşıyıcı, ayrıca yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür." düzenlemesine yer verilmiştir.. Söz konusu maddenin gerekçesinde, yükleme ve boşaltmanın gönderene yöneltilen kanunî bir yükümlülük olduğu, yüklemenin, eşyayı araca koymayı, istiflemeyi, bağlamayı, sabitlemeyi içerdiği, taşıyıcının ise denetleme yükümünün bulunduğu belirtilmiştir. TTK’nın 863/1. maddesinin gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, yüklemeden kaynaklanan sorumluluk kural olarak gönderene ait ise de, taşıyıcının da yüklemenin, taşınan malın ve aracın vasıflarına uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığını nezaret yükümü bulunmaktadır. Gerçekten de TTK'nın 878/1-c maddesinde hasarın, eşyanın gönderen tarafından yüklenmesinden kaynaklanması hali, taşıyıcıyı sorumluluktan kurtaran hallerden biri olarak öngörülmekte ise de istikrar kazanmış Yargıtay kararlarında, yüklemenin gönderene ait olması halinde dahi taşıyıcının da gözetim ve denetim yükümlülüğünün bulunduğu ve bu nedenle yüklemeden kaynaklanan hasarlarda gönderenle birlikte müterafik kusurlu olduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.03.2016 tarih, 2015/7457 E.,2016/2437 K.-19.11.2013 tarih, 2013/6260 E., 2013/20837 K.-08/01/2018 tarih, 2016/4836 E. 2018/28 K. Sayılı ilamları). Hal böyle olmakla birlikte dosya kapsamında dava konusu emtianın yüklemesinin hatalı yapıldığı yönünde bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Dosya kapsamında bulunan ekspertiz raporu ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda da, dava konusu emtianın beton köşk içinde araca yüklendiği, beton köşk ile birlikte 20 tonu geçen ve taşımayı yapan araçtan daha ağır olan yükün hiçbir sabitleme elemanı ile güvenlik altına alınmasının mümkün olmadığı açıklanmıştır. Bu duruma göre, dava konusu emtianın araç seyir halinde iken içinde bulunduğu beton köşk ile birlikte araç üzerinden düşmesine yüklemenin neden olduğu sonuca varılması da mümkün görülmediğinden, davalı tarafın dava konusu hasarım yüklemeden kaynaklandığı savunması yerinde görülmemiş, bundan başka dosya kapsamına davalı taşıyan tarafından, TTK'nın 876. maddesi kapsamında, zararın, en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana geldiği yönünde bir ispat vasıtası da sunulmadığından davalı taşıyıcının TTK'nın 875/1 maddesi kapsamında dava konusu emtianın kullanılamaz hale gelmesi sebebiyle oluşan zarardan sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu tespitten sonra davalının sorumlu olduğu zarar miktarının belirlenmesine gelince, TTK'nın 880. maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanacak olup, TTK'nın 882. maddesine göre de, gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881. maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere kural sınırlı sorumluluk olup, davalı taşıyıcının sınırsız sorumlu olduğunun ispatı davacı tarafa düşmektedir. Bu husus TTK'nın 886. maddesinde düzenlenmiş olup, madde metnine göre, zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.
Davacı tarafça dosya kapsamına sunulan deliller itibariyle meydana gelen zararın kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilemediğinden, davalının sorumluluğunun TTK'nın 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk kapsamında kaldığı kabul edilmiştir.
Dosyada bulunan ekspertiz raporu ve mahkemece alınan bilirkişi raporundan, dava konusu ınverter emtiasının düşmesi sonucu hasarlnadığı ve kullanılmaz hale geldiği anlaşılmaktadır. Ekspertiz raporunda zarar miktarı, dava konusu emtianın pert-total yani kullanılamaz halde olduğu kabul edilerek, sovtaj miktarı ve poliçe de belirtilen muafiyet tenzili uygulandıktan sonra 302.904,65 TL olarak hesaplanmış, davacı sigorta Şirketi de anılan miktarı 18.10.2017 tarihinde dava dışı sigortalısına ödemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, d dava konusu emtianın kullanılamaz hale geldiği bu nedenle pert total olarak kabul edilmesnin isabetli olduğu, ancak dava konusu emtianın üreticisi olan dava dışı Şirketin inverter içerisinde sağlam olabileceği değerlendirilen ürünlerin satış bedelleri olarak 8.172,00 Euro fiyat bildirdiği, anılan dava dışı Şirketten bu parçaların iade alınarak yeni inverter için iskonto uygulnmasının talep edildiği ve dava dışı üretici şirket tarafından bu parçaların iade alındığı kabul edilerek, ekspertiz raporunda hesaplanan hasar bedelinden iade alınan parçaların bedeli düşülerek, zarar miktarı 269.207,45 TL olarak hesaplanmışsa da dosya kapsamından, üretici dava dışı Şirketle bahsi geçen parçaların iadesi için görüşmeler yapıldığı ancak bu parçaların üretici şirket tarafından iade alınmadığı anlaşıldığından, dava konusu emtiada meydana gelen zarar miktarının 302.904,65 TL olduğu kabul edilmiştir.
Mahkemece alınan bilikişi raporunda, dosya kapsamına sunulan ve dava dışı sigortalı şirket adına düzenlenen satış faturalarının dava konusu inventer emtiasına değil, bu emtia ile benzer nitelikte olan başka iki adet invertere ilişkin olduğu, anılan faturada iki adet inverterin ağırlığının 4.360,00 kg olarak belirtildiği, buna göre benzer nitelikte olan dava konusu inverterin ağırlığının da 2.180 kg olarak kabul edilmesi gerektiği açıklanarak, davalının sınırlı sorumlu olduğu miktar 90.836,95 TL olarak hesaplanmıştır. Dairemizce bilirkişi raporunda yapılan bu hesaplamanın, TTK'nın 880 ve 882 maddelerine uygun olduğu kanaatine varıldığından ve anılan miktarın yukarıda belirtilen gerçek zarar miktarının altında kaldığı anlaşıldığından, davacının dava konusu icra takibinde talep edebileceği asıl alacak tutarının 90.836,95 TL olduğu kabul edilmiştir.
Her ne kadar davacı taraf taşınan emtianın 20 ton ağırlığında olduğu, sınırlı sorumluluk hesabında bu miktarın dikkate alınması gerektiği yönünde bilirkişi raporuna itirazda bulunmuşsa da yine mahkemece alınan bilikişi raporunda belirtildiği üzere, bu ağırlığın büyük bir kısmının dava konusu emtinaın içine konulduğu beton köşkün ağırılığının olduğu, davacının sadece inverterde oluşan zarar sebebiyle dava dışı sigortalı şirketine ödeme yaptığı, beton köşk için bir ödeme yapmadığı anlaşıldığından davacının rapora itirazları yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşıma sözleşmesinden kaynaklanması ve davacının ödeme tarihinden icra takip tarihinden kadar avans faiz oranı üzerinden işlemiş faiz talebi de yerinde görülmüş, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının sınırlı sorumlu olduğu miktar dikkate alınarak belirlenen işlemiş faiz turarı olan 8.104,40-TL hüküm altına alınmıştır.
Ancak dava konusu olay tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve tazmini gerekecek bedel taraflar arasında açıkça kararlaştırılmadığından, tazminat alacağı önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığından ve bağlamda da İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebi yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının dava konusu icra takibine yaptığı itirazının 90.836,95-TL asıl alacak ve 8.104,40-TL işlenmiş faiz olmak üzere toplam 98.941,35-TL yönünden haksız olduğu anlaşıldığından, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı borçlu ...'nin Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2018/9288 sayılı dosyasına yaptığı itirazın 90.836,95-TL asıl alacak, 8.104,40-TL işlenmiş faiz olmak üzere toplam 98.941,35-TL üzerinden, 90.836,95-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle devamına,
2-Fazlaya ilişkin istemin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 6.205,07-TL nispi karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 3.945,63-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.259,44-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.000,00-TL bilirkişi ücreti 263,50-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 152,50-TL tebligat ve posta gideri, temyiz aşamasında yapılan 385,00-TL tebligat ve posta gideri, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 292,10-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.255,20-TL yargılama giderinden, davanın kabul ret oranına göre belirlenen 976,20-TL'ye, davacı tarafından yapılan 3.945,63-TL peşin harç ve 44,40-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 4.966,23-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından temyiz aşamasında yapılan 132,00-TL posta ve tebligat masrafından oluşan yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 92,41-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333)
9-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 25/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/10/2024
Başkan V.
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.