T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1439 - 2024/1590
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1439
KARAR NO: 2024/1590
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/05/2021
NUMARASI: 2018/411 E. - 2021/163 K.
DAVACI:
VEKİLLERİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU: İtirazın reddine dair YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/05/2021 tarih ve 2018/411 E. - 2021/163 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ... Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1973 senesinden bu yana tescilli “...” asli unsurlu ticaret unvanı ve tanınmış markaları ile sektörün önde gelen firmalarından biri olduğunu, davalının 2017/77635 sayılı “...” ibareli 12 ve 38.sınıfa ilişkin marka başvurusuna itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa müvekkilinin markaları ile dava konusu başvuru arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu gibi marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, zira davalı firmanın evvelce müvekkili firmada ortaklığı bulunan ... ... ile oğlu ve müvekkili firmanın eski çalışanı olan ... ... tarafından kurulduğunu, ... ...’in, dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının aynı sınıfları kapsadığını, dava konusu markanın müvekkilinin “...” markalarının ilk üç harfi olan “...” harflerinden oluştuğunu, müvekkili markasında ön plana çıkan unsurun da altı çizili olarak gösterilen “...” harfleri olduğunu, İstanbul 1. FSHHM’nin 2017/268E sayılı dosyası ile davalı firma ve ... ... adına tescil edilmiş markaların hükümsüzlüğünün talep edildiğini, yine Ankara 3. FSHHM’nin 2016/380E sayılı dosyasında “... ... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğünün talep edildiğini, İstanbul 1. FSHHM’nin 2015/184E sayılı dosyasında müvekkili firma markalarının kullanılmama nedeniyle iptalinin talep olunduğunu, İstanbul 2. FSHHM’nin 2016/9 D. İş sayılı dosyası ile davalının kullanımlarının müvekkili markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespit edildiğini, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/56184 sayılı soruşturma dosyasında davalı firma kullanımlarının müvekkili firma marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespit edildiğini, davalının halen kötü niyetli olarak marka başvuruları gerçekleştirdiğini, dava konusu kararın daha evvelki başvurular hakkında verilen kararlar ile çelişkili olduğunu, davalının hukuka aykırı kullanımlarının müvekkili markalarını ihlal ettiğinin çeşitli mahkeme kararlarında düzenlenen raporlar ile de tespit edildiğini ileri sürerek, 2018-M-7988 sayılı YİDK kararının iptali ve 2017/77635 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davaya konu marka ile davacı markası arasında karıştırılacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, bu nedenle markalar arasında müşteri kitlesi tarafından bir bağlantı kurulamayacağını, kötü niyet ve tanınmışlık iddialarının ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, 2013 tarihinde müvekkili şirketin kurucu ortağı ... ...’in davacı firmadan ayrılarak işbu şirketi kurduğunu, müvekkilinin davacı firma ile 2014 yılında imzaladığı kira sözleşmesini davacının müvekkilinin adı ve faaliyet alanını bilerek imzaladığını, dolayısıyla davacının müvekkili firmadan ilk andan beri haberdar olduğunu, asıl kötü niyetli olanın davacı olduğunu, hatta taraflar arasında Nisan 2014- Aralık 2014 tarihleri arasında 35 adet fatura ilişkisi gerçekleştiğini, taraflar arasında sorunsuz ve düzenli bir ilişki olduğunu, 2015 yılında ... ...’in babası ... ...’in, davacı şirketteki hisselerini kardeşlerine bırakarak ortaklıktan ayrıldığını ve müvekkili şirketin %75 ortağı ve müdürü olduğunu, müvekkilinin hali hazırda 2013/96893 sayılı ve 2013/96897 sayılı markalarının bulunduğunu, davacı tarafın Ankara 3. FSHHM’de açtığı 2016/380E – 2018/167K sayılı dosya neticesinde markalar arasında benzerlik bulunmadığı, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiğini, işbu davada da davacının aynı gerekçelere dayandığını, müvekkilinin 2017/77635 sayılı başvurusu ile davacı tarafın dayanak markalarının benzer olmadığını, müvekkilinin markasının başlı başına ayırt edici özellikte bir ibare olduğunu, müvekkili markasının 12 ve 38.sınıflarda, davacı markalarının ise 07, 09, 16 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunu, kötü niyet iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, salt ilk üç harf benzerliğinin iltibas ihtimalini doğurmayacağı, davacının markasının anlamsal olarak oldukça farklılaştığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin 9 numaralı fıkrasının uygulama alanı dahi bulmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğunun tespiti bakımından bildirdikleri emsal dosyalar, deliller ve davalı yanın kötü niyetli kullanımlarının dikkate alınmadığını, emsal dosyalara ilişkin bilirkişi raporlarında davalı tarafça "... ...", "..." ve "..." markalarının bir arada ve iltibasa sebebiyet verecek şekilde kullanıldığının belirlendiğini, davacı Şirket ortaklığından ayrılan ve davalı Şirket'in ortaklarından olan ... ... tarafından imzalanan centilmenlik anlaşmasında açıkça müvekkilinin markaları, tasarımları ve bunlara benzer fikri mülkiyet haklarının kullanılmayacağının taahhüt edildiğini, buna rağmen gerçekleştirilen kullanımların da kötüniyeti gösterdiğini,
dava konusu marka ile müvekkili firma markalarının aynı sınıfları kapsadığını, marka işaretlerinin ilk üç harfinin ortak olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, itirazın reddine dair YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının başvurusuna konu “...” ibaresi ile davacının "..." asli unsurlu itirazına mesnet markaları arasında işitsel, görsel, kavramsal ve genel izlenim itibariyle bir benzerlik olmadığı, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun davalı markalarından yeterince farklılaştığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin "..." ile "..." markalarına ilişkin verdiği 07/03/2023 tarih, 2021/7239 Esas, 2023/1372 Karar sayılı kararının da aynı yönde olduğu, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığının kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı ... Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.