T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1159
KARAR NO : 2024/1541
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/03/2024
NUMARASI: 2023/310 E. - 2024/101 K.
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/03/2024 tarih ve 2023/310 Esas - 2024/101 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ... nezdinde 2018/59653 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun TÜRKPATENT Resmi Markalar Bülteninde yayımlanması üzerine davalı şirketin T/01479, 2016/03047, 2011/97495, 2011/02595, 2010/74218, 2004/42227, 2001/06985, 2001/04922, 2001/04410, 207131, 203599, 207580, 97/004035, 153527, 2000/14788, 207048 sayılı ve "...", "...", "...", "... + şekil", "...", "...", "...", "..." ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme talebinin ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2019-M-4627 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa “...” markasının adını, ... ilçesinin ... Mahallesinden aldığını, bölgenin çok uzun yıllardır “... ...” olarak bilinen özel bez ile ünlü olduğunu ve ...'nın tanınmışlığından faydalanmayı amaçlamadıklarını, başlangıcı 1800‟lü yıllara dayanan ve yöreye ait bir dokuma türü olduğunu, 1937 yılında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve Bakanlar Kurulu'nun imzasıyla ve ... ... ismiyle kurulan kooperatif kanalıyla bu ürünlerin üretilmeye devam edildiğini, taraf markaları farklı dillerde farklı anlamlara geldiğini ve benzer olmadıklarını, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ... dokumasının üretiminin "..." markasının kuruluşundan çok öncesine dayandığını ileri sürerek, YİDK’in 2019-M-4627 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, müvekkili markasının dünya çapında tanındığını, markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin de benzer olduğunu ve taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin oluştuğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, mal ve hizmet ayniyeti/benzerliğinin davacının marka başvurusunun kapsamında bulunan tüm emtialar yönünden oluştuğu; başvuruda "..." ibaresinin önünde "..." ibaresinin yer aldığı, "..." ibaresi ile başlayan davacı markasının, davalının "..." ibareli markaları ile iltibası önlediği, öte yandan, davacı markasında "..." ibaresinin altında "..." ibaresi de bulunduğundan, söz konusu ibarenin markaların karıştırılma tehlikesini yok edeceği, ...'nın, ... ilçesine bağlı yer adı olduğu ve ... dokumasının yerel bazda tanındığı, bilindiği, ... dokumasının TÜRKPATENT nezdinde 460 tescil numarası ile "mahreç işareti" grubunda tescillendiği, markaların bütünsel olarak genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı, iltibas oluşmayacağı, gerekçesiyle, davanın kabulüne, YİDK'nın 2019-M-4627 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin tescilli bir coğrafi işaret olduğunu, müvekkili kurum tarafından bu ibare SMK'nın 5/1-i maddesi kapsamında değerlendirilmemiş olsa da, mutlak ret nedenlerinin mahkeme tarafından resen incelenmesinin mümkün olduğunu (HGK 19.11.2003 tarih ve 2003/11-578 E. - 2003/703 K.) ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, mahkeme kararının dosyadaki bilirkişi raporu ile çeliştiğini, başka rapor aldırılmaksızın davanın reddinin usule aykırı olduğunu, kararın rapor ile çelişen yanlarının detaylı şekilde gerekçelendirilmediğini, somut davada eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddialarının dinlenemeyeceğini, kaldı ki davalının önceki tarihli kullanımlarını da ispatlayamadığını, coğrafi işaret tescilinin davaya konu markadan sonra yapıldığını ve farklı bir tüzel kişiliğe ait olduğunu, SMK'nın 5/1-i maddesi uyarınca coğrafi işaretlerin marka olarak tescilinin hukuka aykırı olduğunu, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi şartlarının oluştuğunu, başvuruda "-..." ibaresi ile şekil unsurunun tali unsur olarak yer aldığını, "..." ibaresinin de ayırt ediciliği sağlamadığını, Türkiye'de tüketicilerin çok küçük bir bölümünce bilinen mahallenin isminin davacıya "..." markasını kendi adına tescil ettirmek için meşru bir hak sağlamayacağını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığı gözetildiğinde ortalama tüketicinin taraf markaları arasında bağlantı kurabileceğini, markanın aynı sektörde tescil ettirilmek istendiğini, yöresel ürün adı bulunmasının davacı adına marka kullanım hakkı bahşetmeyeceğini, ibarenin coğrafi işaret olarak tescilli olmasının taraf markaları arasındaki benzerliği kaldırmadığını, bilirkişi raporunda SMK'nın 6/5. maddesi şartlarının bulunduğu belirtilmişse de, gerekçeli kararda bu hususa değinilmediğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacının derneğin 22.06.2018 tarihinde "..." ibaresinin, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9. Maddesi gerekçe gösterilerek itiraz ettiği, davalının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davalı şirketin bu karara karşı yaptığı itirazın ise, YİDK'nın 2019-M-4627 sayılı kararıyla kabul edildiğini ve başvurunun reddedildiğini, anılan kararın 20.05.2019 tarihinde verildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 16.07.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davalının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı ve aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvurunun 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili talep edilmiş olup, söz konusu mal ve hizmetler, davalının itiraza mesnet markalarının kapsamında aynen yer aldığından, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir.
İşaret benzerliği değerlendirilmesine gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda bu ibaresinin üzerinde bir de şekil unsuru bulunmaktadır. Davalının itiraza mesnet markalarının esas unsuru ile "..." ibaresidir. Bu hale göre, davalının tanınmış markalarının esas unsuru olan "..." ibaresi, davacının dava konusu markasında aynen yer almakta olup, başvuruda bu ibarenin önünde yer alan "...-" ibaresi başvuruyu davalının itiraza mesnet markalarından yeterince uzaklaştırmamakta, taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik oluşmasının önüne geçecek mahiyette bir farklılık oluşturmamaktadır. İlk derece mahkemesi kabulünün aksine, başvurudaki "..." ibaresi de marka kapsamında üretilen ürünlerin niteliğine yönelik bir algı oluşturmaktadır ve ayırt ediciliği sağlamamaktadır. Bu durumda ise, dava konusu markanın çekişmeli mal ve hizmetlerin ortalama tüketicisi nezdinde davalının itiraza mesnet markalarının yeni bir versiyonu olarak algılanması mümkün olup, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmaktadır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.04.2024 tarih ve 2023/4369 E.-2024/1794 K. sayılı kararında "..." ibaresi, 11.01.2018 tarih ve 2016/6598 E.-2018/183 K. sayılı kararında "..." ibaresi, 12.06.2014 tarih ve 2014/3427 E.-2014/11291 K. sayılı kararında ise "..." ibaresi davalının itiraza mesnet markalarıyla benzer bulunmuştur. Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü isabetli bulunmamıştır. Bunun yanında, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, davalı markasının tescili halinde davalı markalarının Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği kanaatine de ulaşılmıştır.
Her ne kadar "... ..."nın 30.09.2019 tarihinde coğrafi işaret olarak tescil edildiği anlaşılmış ise de, dava konusu markanın 22.06.2018 başvuru tarihinde henüz coğrafi işaretin 31.08.2018 tarihli başvurusu yapılmamış olduğundan, Dairemizce yapılan değerlendirmede bu husus dikkate alınmamıştır.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca tescil engelinin de gerçekleşmesi nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 07/03/2024 gün ve 2023/310 Esas - 2024/101 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 44,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 383,20 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 301,50 TL tebligat ve posta masrafı, 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 1.470,90 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
7-Davalı şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı 1.169,40 TL olarak yatırılan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davalılardan ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalılara iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/09/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 26/10/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...