T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/41 - 2024/102
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/41
KARAR NO: 2024/102
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/09/2020
NUMARASI: 2019/265 E. - 2020/169 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/09/2020 Tarih ve 2019/265 Esas - 2020/169 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, ;müvekkilinin 2006/53941, 2013/40165, 2015/85224, 2016/18796, 2017/122955 2017/90852 sayılı ve "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin "... ...” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığını, anılan ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olmadığını ileri sürerek, YİDK’nın 14.05.2019 tarih ve 2019-M-4194 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, markaların ortak olarak içerdiği “...” ibaresinin “Ekmekle karın doyurmak gerektiğinde ekmeğe katılan peynir, zeytin, helva vb. yiyecek” anlamına geldiği, söz konusu ibarenin yaygın kullanıma sahip ve başvuru kapsamındaki 43. sınıf hizmetler bakımından ayırt edici niteliğinin zayıf olması, başvuruda “...” ibaresinin büyük harflerle üst tarafta konumlandırılması ve marka algısının bu ibarede olması, itiraz gerekçesi markaların bütün olarak bıraktığı izlenimin farklı olması hususları bir arada dikkate alındığında tüketicilerin “...” ibaresinin markalarda ortak olarak yer alması nedeniyle markaları birbirine karıştırmayacağı, markalar arasındaki farklılıkların karıştırılma ihtimalini bertaraf etmek için yeterli olduğunu, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, Türkiye’de yaşayan herkesin gıda sektörü için bildiği kelimeler kullanılarak oluşturulan davacıya ait markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğin düşük olmadığını, müvekkilinin taraf olduğu başka bir dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda "..." ibaresinin ayırt edici olduğunun tespit edildiğini, taraf markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının asıl unsurunu oluşturan "..." ibaresini aynen içerdiğini, başvuruda yer alan diğer unsurların yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının kullandığı hizmetler yönünden tescil edilmesinin markaların karıştırılmasına, irtibatlandırılmasına neden olacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama tüketiciler üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/3726-2020/2044 E/K ve 2021/7729- 2023/1719 E/K sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.