T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/292 - 2024/635
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/292
KARAR NO: 2024/635
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/06/2021
NUMARASI: 2020/222 E. - 2021/215 K.
DAVACI
VEKİLİ:
DAVALI
DAVANIN KONUSU: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/06/2021 tarih ve 2020/222 Esas - 2021/215 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkili adına tescilli "..." ve "..." ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2019/27113 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karara yönelik müvekkili itirazının ise YİDK tarafından kısmen kabul edildiğini ve bir kısım malların başvuru kapsamından çıkarıldığını, oysa başvurunun tümden reddinin gerektiğini, taraf markaları arasında tescil edilmek istenilen "..." kelimesinden kaynaklı olarak iltibas tehlikesi oluştuğunu, davaya konu YİDK kararında benzer görülmeyen mallar bakımından yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, başvuru kapsamında bırakılan mal ve hizmetler yönünden de emtia benzerliği koşulunun gerçekleştiğini, müvekkilinin 1991 yılından beri "..." markasını kullandığını, markayı meşhur ve maruf hale getirdiğini, bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-5427 sayılı kararının aleyhe kısmının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvu kapsamında bırakılan mal ve hizmetler yönünden taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ... vekili, müvekkilinin "..." markası ile uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, 2004 yılında fabrikasını kurduğunu, 2007 yılında "... home" mağazasını açtığını, müvekkilinin "..." markalarının gerçek hak sahibi bulunduğunu, anılan ibarenin aynı zamanda müvekkilinin soyadı olduğunu, bu nedenle söz konusu ibarenin kullanımının müvekkilinin mutlak hakları arasında yer aldığını, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, "..." ve "..." kelimelerinin aynı anlama gelmelerinin benzerlik sonucu doğurmayacağını, her iki ibarenin de okunuşlarının farklı olduğunu, davacı markalarında "..." ibaresinin yardımcı unsur olarak kullanıldığını, davacının hiçbir zaman "..." kelimesi üzerinde kullanımlarını yoğunlaştırmadığını, taraf markaları arasında sınıfsal bir ayniyet bulunmadığını, davacı markalarının tanınmış olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2019/27113 sayılı markanın kapsamında yer alan bir kısım mallarla davacıya ait 2000/10838 sayılı "..." ibareli markanın kapsamındaki mallar arasında benzerlik olduğu, bununla birlikte "..." ve "..." esas unsurunu taşıyan taraf markaları arasında, ilgili tüketici kitlesi nezdinde yanılgı yaratabilecek şekilde bir benzerliğin mevcut olmadığı, davacı tarafça sunulan delillerin, "..." ya da "..." markalarının tanınmışlığını ortaya koymaya elverişli olmadığı, YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkiline ait 2000/10838 sayılı markanın, dava konusu başvuru ile aynı tür ya da benzer malları kapsadığı belirtildikten sonra taraf markaları arasında ilgili tüketici nezdinde yanılgı yaratabilecek şekilde bir benzerliğin mevcut olmadığı şeklindeki kanaatlere itibar edilemeyeceğini, mahkeme kararının dava konusu YİDK kararı ile çeliştiğini, dava konusu başvuru ile müvekkilinin 25 seneyi aşkın süredir tescilli markaları arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik bulunduğunu, bu hususun davalı Kurum tarafından tespit edilmiş olmasına rağmen müvekkili adına tescilli markaların kapsadığı emtia ve hizmetler ile aynı/benzer emtia bakımından itirazın reddi yönünde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu YİDK kararında mal ve hizmetler bakımından benzerlik değerlendirilmesi yapılmadığını, hükme esas alınan raporda bu değerlendirme yapılmış ise de her nasılsa ilgili tüketici kitlesi nezdinde yanılgı doğmayacağı görüşünün açıklandığını, böyle bir çelişkinin kabulünün mümkün olmadığını, oysa kanun lafzında açıkça mal ve hizmetlerin aynı veya benzer olduğu hallerin marka tescili bakımından engel teşkil ettiğini, müvekkilinin "..." ibaresini porselen yemek takımlarında ve "..." ibareli markasını çatal-bıçak takımları bakımdan da senelerdir kullandığını, nitekim hem müvekkiline ait mağazalarda hem de davalı yana ait mağazalarda aynı/benzer ürünlerin satıldığını, aynı tüketici kesimlerine hitap edildiğini ve markaların aynı/benzer ürünlerde kullanıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru kapsamında kalan malların, davacının itirazına mesnet 126813 ve 144025 sayılı "..." ibareli markaların kapsamlarındaki mallarla benzer olmadığı, dolayısıyla bu markalar yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediği, davacının itirazına mesnet 2000/10838 sayılı "...+şekil" ibareli marka ile başvuru kapsamındaki mallar arasında kısmen benzerlik mevcut ise de marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira her ne kadar "..." ibaresi, Türkçe'de ... anlamına gelmekte ve bu itibarla işaretler arasında kavramsal bir benzerlikten söz edilebilir ise de görsel ve işitsel olarak marka işaretleri arasında herhangi bir benzerlik olmadığı, bir bütün olarak anılan marka işaretlerinin benzer bulunmadığı, davacı markasının tanınmışlığının da dosya kapsamı ile ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/03/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.