T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/100
KARAR NO: 2024/401
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/12/2021
NUMARASI: 2021/142 E. - 2021/397 K.
DAVACI: ...
VEKİLİ:
DAVALI: ...
VEKİLİ:
DAVANIN KONUSU: YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2021 tarih ve 2021/142 Esas - 2021/397 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkili Şirketin 09, 35, 36, 42. sınıflarda tescil edilmek üzere 2020/70837 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, başvurularının Markalar Dairesi Başkanlığınca 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca kısmen reddedildiğini, müvekkilinin bu karara itiraz ettiğini, bu itirazlarının da YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin 2013 yılından itibaren kripto para borsası hizmetleri için yazılım, aplikasyon, kurulum ve altyapı hizmeti veren ve müşterileri için kripto para alım satım platformları oluşturan bir şirket olduğunu, Türkiye’nin ilk ve dünyanın da dördüncü kripto para alım satım platformu olan ...’ün de tüm yazılım altyapısı ve işleyişinin mimarı olan müvekkilinin müşterilerine ... markası altında mal ve hizmet sunduğunu, müvekkiline ait markanın tanımlayıcı olmadığını ve ayırt ediciliği haiz bir marka olduğunu, ana dili İngilizce olan birçok ülkede "..." ibaresini içeren birçok tescil bulunduğunu, bu ülkelerde markanın ayırt edicilikten yoksun ya da tanımlayıcı olarak değerlendirilmediğini, ülkemizde markanın ayırt edicilik kriterinden reddedilmesinin yerinde olmadığını, dava konusu markanın ülkemizde de tescil edilmesi gerektiğini, müvekkiline ait markayı oluşturan iki kelimenin de kendine has anlamlarının bulunduğunu ve bu kelimelerin bir araya gelerek farklı bir kavram ortaya çıkardığını, markanın yarattığı logo algısıyla ilgili tüketici nezdinde kapsamındaki malların kaynağını göstermeye yarayan bir işaret olarak algılanacağını, bu tür işaretlerin asgari düzeyde ayırt ediciliklerinin bulunmasının marka tescili için yeterli kabul edildiğini, müvekkiline ait markanın hem tescil talebinde bulunulan mal ve hizmetler hem de hitap edilen tüketici bakımından ayırt edici olduğunu, ilgili tüketicinin markada yer alan ... ibaresini ... ibaresinin kısaltması olarak düşünebilme ihtimali bir an için kabul edilse dahi markanın doğrudan tescil edilmek istenen sınıflarla bağdaştırılamayacağını, ... nezdinde "..." ve "..." ibaresini içeren çok sayıda marka kaydı bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-1809 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun, başvuru kapsamında yer alan mallar ve hizmetler bakımından herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddesi anlamında tescil engelinin oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu markanın beyaz zemin üzerine siyah renk ile yazılan "..." ve "..." ibareleri ile "..." ibaresinin üst kısmında, logodaki ibarelere oranla oldukça geri planda yer alan bir şekil unsurundan oluşturulduğu, İngilizce olan "..." ibaresinin, Türkçe’de "Tacir, Tüccar, Ticaret Adamı, Borsa Simsarı" gibi anlamları taşıdığı, "..." ibaresinin ise ... ibaresinin kısaltması olarak kullanıldığı, dava konusu başvurunun 5/1-b-c maddeleri uyarınca gerek soyut gerekse de somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, SMK 5/2 maddesi uyarınca başvuru konusu ibareye ayırt edicilik kazandırıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli başvurusunun, "..." ve "..." ibarelerinin yan yana, koyu yeşil bir tonda yazılması ile kendine özgü bir şekil unsurundan oluştuğunu, bu haliyle başvurunun ayırt edicilik niteliğini haiz olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, iki kelimeden oluşan markanın bütünsel olarak değerlendirilmediğini, söz konusu raporun hüküm kurmaya elverişli olmaması nedeniyle yeni bir heyetten rapor alınmasını talep ettiklerini, ancak bu taleplerinin mahkemece reddedildiğini, müvekkili başvurusunu oluşturan iki kelimenin de kendine has anlamlarının bulunduğunu ancak bu kelimelerin bir araya getirilerek farklı bir kavram ortaya çıkarıldığını, markanın oluşturuluş biçimi ve unsurları bir bütün olarak ele alındığında markanın ayırt edici olmadığı kanaatine varılmasının son derece hatalı olacağını, başvuru konusu işaretin bütün olarak ayırt edicilik kazanıp kazanmadığının belirlenmesi gerektiğini, ayırt edicilik kavramının değerlendirilmesinde de öncelikle tescil edilmek istenen mal ve hizmetlerin, ardından da markanın hitap ettiği tüketici kitlesinin göz önüne alınacağını, oysa hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu kriterlerin gözetilmediğini, bir markanın tanımlayıcı olarak kabul edilmesi için tüketicinin refleks olarak bir bağlantı kurmasının aranacağını, ilgili tüketicinin başvuru ibaresinde yer alan "..." ibaresini, "..." ibaresinin kısaltılmış hali olarak düşünebilme ihtimali olduğu bir an için kabul edilse dahi bunun markanın doğrudan tescil edilmek istenildiği sınıflarla bağdaştırılamayacağını, ... nezdinde "..." ibaresini içeren 69 adet, "..." ibaresini de içeren 86 adet marka kaydı bulunduğunu, dava konusu başvurunun ortalama tüketici gözünde ayırt edici niteliği haiz bir marka olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun "..." ibaresinden oluştuğu, başvuruda ayrıca yer verilen şekil unsurunun ayırt ediciliğe katkısının olmadığı, "..." ibaresinin, ... yatırımcısı, ... alım satımı yapan kişi olarak algılanacağı gibi piyasada da bu anlamı ile yaygın kullanımının bulunduğu, dolayısıyla dava konusu başvurunun, kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden marka algısı yaratmayacağı, öte yandan bu ibarenin tanımlayıcı nitelik de taşıdığı, SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddesi koşullarının somut olayda bulunduğu, başvuru tarihinden önce başvuru konusu ibareye kullanımla ayırt edicilik kazandırıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/03/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...