T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/546 - 2024/791
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/546
KARAR NO: 2024/791
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/10/2021
NUMARASI: 2020/350 E. - 2021/352 K.
DAVACI:
DAVALI
VEKİLİ:
DAVANIN KONUSU: YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/10/2021 tarih ve 2020/350 E. - 2021/352 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkilinin 2019/86980 sayılı ve "..." ibareli başvurusunun , davalı Şirketin itirazı sonucu dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa müvekkilinin başvurusu ile redde mesnet "..." ibareli markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği malların hitap ettiği tüketici kitlesinin uzman doktor ve eczacılar olduğunu, markaların karıştırılmayacağını, ayrıca başvurunun itirazına karşı sundukları görüşlerinde kullanım ispatı talebinde bulunduklarını, ancak bu taleplerinin incelenmediğini ileri sürerek, 2020-M-8495 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, yetki itirazında bulunarak, tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, redde mesnet 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı markaların kullanım ispatına tabi olmadığı, bahsi geçen redde mesnet markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan 5. sınıf malların aynı ve benzer bulunduğu, dava konusu marka başvurusu "..." ile redde mesnet 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı markaların esas unsuru olan "..." kelimesi arasında, ilk dört harfin birebir aynı olduğu, "..." kelimesinden kaynaklı olarak markalar arasında görsel ve işitsel düzeyde benzerlik bulunduğu, ilgili tüketici kesiminin markaların başlangıç kısımlarındaki benzerliğe, diğer kısımlarına nazaran daha fazla odaklandıkları, bu yönde bir tüketici alışkanlığının bulunduğu, dolayısıyla, daha önce redde mesnet 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan, gerek makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı, gerekse de dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını, davaya konu 5. sınıf emtialar üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet markaların serisi niteliğinde bir marka zannedebileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, açıklanan nedenlerle dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunmadığını, davalı Şirketin redde mesnet markalarını "çocuk bezleri" mal ve hizmetlerinde kullandığını, markalar arasında emtia benzerliğinin bulunmadığını, markalar da ortak olarak yer alan "..." ibaresinin Latince çocuk anlamına gelen "..." kelimsinin uyarlanmış hali olup, tüm dünyada "çocuk" ve "çocukla ilgili" anlamında kullanıldığını, bu nedenle anılan ibarenin markanın asli unsurunu olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, diğer taraftan yayına itirazlarına karşı görüşlerinde ileri sürdükleri kullanım ispatı taleplerinin dava konusu YİDK kararında incelenmediğini dava konusu YİDK kararının bu yönüyle de hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemi ve başvurunun tescili istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı taraf, 2019/86980 sayılı marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptalini talep etmiş olup bu tür davalarda Türk Patent ve Marka Kurumu ile başvuruya itiraz eden redde mesnet marka sahibi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Nitekim yerleşik Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. (Yargıtay 11. HD'nin 10/10/2007 tarih ve 2006/4324 E.-2007/12678 K.,12/09/2012 tarih ve 2011/5689 E. 2012/13100 K., 13/01/2014 tarih ve 2013 10545 E. -2014/658 K. Sayılı ilamları)
Somut olayda ise dava dilekçesinde davalı olarak sadece Türk Patent ve Marka Kurumu gösterilmiştir. İlk derece mahkemesince, 20/12/2020 tarihli ara karar ile, davacı vekiline dava konusu başvuruya itiraz eden ...... A.Ş'nin davaya dahil edilmesi için süre ve imkan verilmiş, davacı vekilince de 07/01/2021 tarihli dilekçe ile dava konusu başvuruya itiraz eden ...... A.Ş'nin davaya dahil edilmesi talebinde bulunulmuştur. İlk derece mahkemesince davacı vekilinin dahili davalı talebi kabul edilmiş ise de, 6100 Sayılı HMK'nın 124. maddesinde yer alan düzenleme dışında dahili dava yolu ile taraf değişikliğine gidilmesi mümkün değildir. Usul hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmayıp, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliği mümkün değildir (Yargıtay 17. HD'nin 18.06.2020 tarih, 2018/5580 E., 2020/3723 K. sayılı ilamı).
Bu itibarla mahkemece, dava konusu başvuruya itiraz eden redde mesnet marka sahibi ...... A.Ş aleyhine usulüne uygun olarak dava açılması ve sonrasında iş bu dava ile birleştirilerek bir hüküm kurulması gerekirken, davaya dahil edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/10/2021 gün ve 2020/350 E. - 2021/352 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/04/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/05/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.