T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/788 - 2024/993
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/788
KARAR NO: 2024/993
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/01/2022
NUMARASI: 2021/84 E. - 2022/16 K.
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Marka YİDK Kararının İptali İle Marka HükümsüzlüğüMarka
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2022 tarih ve 2021/84 E. - 2022/16 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili müvekkili şirketin en başta “...” markası olmak üzere “...” esas unsurunu içeren birçok ibareyi marka olarak tescil ettirdiğini ve seri markaların sahibi haline geldiğini, davalı Şirketin 2019/133508 başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından gerçekleştirilen itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkili şirkete ait “...” markasının Türkiye’de tanınmış olduğunu, dava konusu marka ile müvekkili şirket adına kayıtlı markalar arasında ayniyete yakın bir benzerlik bulunduğunu, “...” ibaresinin Türkçe “yaşam, hayat” anlamına geldiğini, ibarenin markasal anlamda hiçbir özelliği bulunmadığını ve markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, dava konusu markanın özellikle müvekkili şirkete ait “... ...” ibareli markayla görsel, işitsel, anlamsal/bütünsel açıdan benzerlik taşıdığını, müvekkili şirket markalarının tescilli olduğu 38. sınıf ile davalı şirket markasının tescil edilmek istendiği 25. sınıfın benzer olduğunu, davalı kurumun “...” ibaresinin ayırt edicilik gücünün düşük olduğu yönündeki yorumlarının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin 01.04.2008 yılından bu yana "www.....com.tr" alan adının sahibi olduğunu, davalı Şirket marka başvurusunun SMK m. 6/6 uyarınca da reddi gerektiğini, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumu YİDK’nin 2020-M-11247 sayılı kararının iptaline, 2019/133508 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu marka ile davacı Şirket markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer olmadığını, taraf markalarında ortak unsur olan “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davalı şirket markasında ortak ibarenin başına şekil unsuru yerleştirilmek ve ibarenin yanına farklı bir kelime eklemek ve farklı yazı stili kullanılmak suretiyle ayırt edici değişikliklerin yapıldığını, emtialar bakımından da iltibas/karıştırılma tehlikesi bulunmadığını, tanınmışlık şartlarının oluşmadığını, başvuru davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği alan adının aynısı ya da benzeri olmadığından SMK m. 6/6 hükmüne dayalı iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, başvuru ve dava aşamasında kötü niyet iddiasını destekler nitelikte yeterli delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacıya ait marka ile dava konusu marka arasında benzerlik bulunmakla birlikte, taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığı, bu nedenle taraf markaları arasında iltibas ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olduğu yönünde bir kanaat oluşmakla birlikte, davacının tanınmış olduğu sektör ile davalı markası kapsamında yer alan emtiaların birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, bu nedenle davalıya ait markanın davacı markasının tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlayacağı, davacı markasının itibarına zarar verilmesi veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesine sebebiyet vereceğine dair bir kanaat oluşmadığı, dava konusu marka için davacıya ait alan adı dikkate alındığında, 6769 sayılı SMK’nın 6/6 m. anlamında tescil engeli bulunmadığı, davacının kötü niyet itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan marka işaretleri arasındaki benzerliğin sabit olduğunu, davacı markası tanınmış olduğundan koruma kapsamının daha geniş sayılması gerektiğini, ticaret unvanı ‘"... ..." olan bir tüzel kişiliğin marka başvurusunu - kabul anlamına gelmemekle beraber "..." ya da "..." ibaresini kullanmak suretiyle yapabilecek iken hiçbir ayırt edici yardımcı/tali unsur kullanmaksızın “...” ibaresini asli unsur olarak kullanmak üzere tercih etmiş olmasının ve müvekkilinin diğer markalarıyla da iltibasa yol açacak ve “gösteri/şov hayatı” anlamına gelecek ve bu sınıfta tescilli markaları çağrıştıracak şekilde "..." ibaresini kullanmasının da davalının kötü niyetini gözler önüne serdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, itirazın reddine dair YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu ""...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin şart gerçekleşmediğinden SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşmadığı, zira davacının itirazına mesnet markalarının kapsamlarında, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 25. sınıf malların ya da bu mallarla aynı tür ya da benzer mal ve hizmetlerin bulunmadığı, diğer taraftan davacının "..." ibareli markasının "televizyon yayın hizmetleri" sektöründe tanınmış olduğu söylenebilirse de, davacı markalarının tanınmış olduğu "televizyon yayın hizmetleri" sektörü ile başvuru kapsamındaki mallar arasında hiçbir yakınlık bulunmaması gözetildiğinde somut olayda SMK'nın 6/5.maddesi koşullarının oluşmadığı, davacının başvurunun tescil edilmek istendiği 25.sınıfta faaliyeti bulunmadığından, davacıya ait alan adı nedeniyle 6769 sayılı SMK’nın 6/6.maddesi şartlarının oluşmadığı, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığının ispat olunamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.