T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/530 - 2024/699
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/530
KARAR NO: 2024/699
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/02/2022
NUMARASI: 2021/239 E. - 2022/49 K.
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/02/2022 tarih ve 2021/239 E. - 2022/49 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü :
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkilinin 2008/06061, 2008/06065, 2012/17388, 2012/17392, 2011/73059 sayılı ..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arsında iltibas bulunduğunu, bu yönde davalı Kurumun ve mahkemelerin emsal kararlarının bulunduğunu, , müvekkilinin “...” markasını çok yoğun bir şekilde kullanarak oldukça tanınır hale getirdiğini, “...” ibaresinin üniversitelerin yüksek lisans programının adı olduğu düşünüldüğünde dahi müvekkilin "..." ibaresini bu amaç ile kullanmadığının açık olduğunu, davalının da "..." ibaresini bu amaçla kullanmadığını, taraf markalarında "..." ibaresinin esas olarak kullanılmasının iltibasa sebebiyet vereceğini, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından birisi olarak algılanacağını, davalının aynı ibareli başka başvurularının itirazları sonucunda Kurum tarafından reddedildiğini, bu markaların ret edilmesi üzerine ek ibareler ekleyerek yeniden tescil başvurusunda bulunulmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2021-M-4750 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, dava dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinin müvekkilinin yerleşim yerine bir bilgilendirme bırakılmadan muhtara teslim edildiğini, müvekkili ...’un yönetim kurulu başkanlığını yaptığı ...’nun, "..." "... Okulları" ile eğitim-öğretim hizmetlerini dört yaşından lise sona kadar kesintisiz devam eden bir programla sunduğunu, müvekkilinin "... Okulları" ibareli ve esas unsurlu markalarına yaptığı yatırım, harcadığı sermaye ve emek ile ayırt edicilik kazandırdığını, "..." ibaresinin bir eğitim-öğretim modeli olup dünya çapında kullanıldığını, bu ibarenin tek başına marka olabilecek nitelikleri haiz olmadığını, müvekkilinin markasının okunuş, yazılış veya yazım karakteri bakımından davaya mesnet markalar ile hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, davacı yanın işbu davaya mesnet gösterdiği markalarının kullanılmaması nedeniyle İstanbul Anadolu 2. Fikri Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/133 Esas sayılı dosyası ile iptal davasının ikame edildiğini, davanın halen derdest olduğunu, davacı şirketin itiraza gerekçe gösterdiği markalar ile müvekkil markasının hem benzer bulunmadığını, hem de davacı tarafın itiraza dayanak sunduğu markaların kullanımını ispat edemediğini, müvekkilinin “...” esas unsurlu marka bakımından kazanılmış hakkının mevcut olduğunu, müvekkili tarafından “...” ibareli markasının uzun yıllardan beri tüketiciler nezdinde bilinirliği sağlanmak suretiyle tanınmış marka olarak kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetlerin davacının itirazına mesnet markaları kapsamında da yer aldığı, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin İngilizce açılımının “...” olan, Türkçe'de “İşletme Yüksek Lisansı” anlamına gelen yaygın bir kısaltma olduğu, anılan ibarenin uyuşmazlık konusu “Eğitim ve öğretim hizmetleri, Dergi, kitap, gazete v.b. Gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil) Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri” bakımından ayırt ediciliği bulunmayan herkesin kullanımına açık olan ibarelerden olduğu, bu nedenle sayılan hizmetler yönünden tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığı, ancak "..." "ibaresinin uyuşmazlık konusu 41. sınıf "Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama hizmetleri dahil) Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri, Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri, Fotoğrafçılık hizmetleri, Tercüme hizmetleri.” yönünden ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, bu nedenle anılan hizmetler yönünden taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu YİDK kararının 41. sınıfta yer alan Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama hizmetleri dahil) Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri, Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri, Fotoğrafçılık hizmetleri, Tercüme hizmetleri.” bakımından iptaline, dava konusu markanın sayılan hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, taraf markalarında yer alan ve "İşletme Yüksek Lisansı" anlamına gelen "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu 41. sınıf tüm hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davadan tesadüfen haber olduğunu, müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmadan ve taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılmasının müvekkilinin savunma hakkını kısıtladığını, müvekkilinin "... Okulları" ibareli markasının Türkçe açılımının "..." olduğunu, müvekkilinin aynı ibareli markaları bulunduğunu, "..." ibaresinin bir eğitim öğretim modeli olup dünya çapında kullanıldığını, anılan ibarenin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, tek başına kimsenin tekeline bırakılamayacağını, davacının markalarında da bu anlamı ile kullanıldığını, "..." ibaresinin 41. sınıf tüm hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin olmadığını, müvekkilinin markasının yeterli ayırt ediciliği haiz bulunduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığını, benzer uyuşmazlıklarda verilen kararların da aynı yönde bulunduğunu, öte yandan davcının itirazına mesnet markalarının kullanımını ispat edemediğini, bu yöndeki savunmaların bilirkişi incelemesinde dikkate alınmadığı gibi mahkemece de değerlendirilmediğini, işlem dosyasına sunulan delillerin kullanımın ispatına yeterli olmadığını, dava konusu markanın önceki markalarının serisi mahiyetinde bulunduğunu kazanılmış hak iddialarının da değerlendirilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde, "..." ibaresinin 41. Sınıfta yer alan “Eğitim ve öğretim hizmetleri, Dergi, kitap, gazete v.b. Gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil) Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri,” yönünden de ayırt edici olduğunu, gerek müvekkilinin gerekse davalının "..." ibaresini ibaresini “...” anlamına gelecek şekilde kullanmadığını, Ankara 2 FSHHM'nin 2019/155, Ankara 1 FSHHM'nin 2019/131, Ankara 3 FSHHM'nin 2020/294 esas sayılı dava dosyalarında da aynı sonuca varıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kısmen ret kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizce, davalı Kurumun resmi internet sitesi üzerinden yapılan incelemede, davacının itirazına mesnet markalarından 2011/73059 sayılı marka için 31/08/2021 tarihinde tam devir talebinde bulunulduğu ve anılan markanın mahkemenin karar tarihi itibariyle dava dışı ... A.Ş. adına tescilli olduğu görülmüştür.
Öte yandan, yine aynı taraflar arasında görülen ve Dairemizin 2021/1511 E- 2023/1514 K sayılı dosyasına sunulan Kadıköy 30. Noterliği tarafından onaylanmış 25/08/2021 tarih, 38838 yevmiye numaralı marka devir sözleşmesinden davacı markalarından 2008/06061 ve 2008/06065 numaralı olanların da ... A.Ş'ye devredildiği ancak davalı Kurum kayıtlarında bu markalar yönünden devir işleminin gerçekleştirilmediği anlaşılmaktadır.
"Dava Konusunun Devri" başlıklı HMK'nın 125. maddesi "(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. (Ek cümle:22/7/2020-7251/11 md.) Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur." hükmünü havidir.
Somut uyuşmazlıkta da itiraza ve davaya mesnet 2011/73059, 2008/06061 ve 2008/06065 sayılı markaların devredilmesiyle HMK'nın yukarıda anılan 125. maddesi uyarınca işlem yapılması ve taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18/12/2017 T., 2016/5733 E. ve 2017/7361 K.). Zira marka devir sözleşmesi, devir tarihi itibariyle hüküm ve sonuç doğurur. Tescil ve ilan yaratıcı değil, bildirici bir etkiye sahiptir. (6769 sayılı SMK m. 148)
Her ne kadar, davacının itirazına mesnet markalarının devredildiği hususu, ilk kez istinaf aşamasında fark edilmiş ve ilk derece mahkemesine bu hususta bir bildirimde bulunulmamış ise de, taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup markaların devir tarihi, ilk derece mahkemesinin karar tarihinden önce olduğundan, bu devirler nedeniyle gerekli işlemlerin yapılması ve taraf teşkilinin sağlanması da ilk derece mahkemesince yapılmalıdır.
Ayrıca somut olayda, dava YİDK karar iptali ile birlikte hükümsüzlük istemiyle açılmıştır. Dava dilekçesi davalıya Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine göre 28/09/2021 tarihinde usulen tebliğ edilmiş, davalı tarafından iki haftalık yasal cevap süresi içesinde davaya cevap verilmemiştir. Davalı vekili 21/12/2021 tarihinde cevap süresinin uzatılmasını talep etmiş ise de, mahkemece 22/12/2021 tarihinde verilen ara kararla talebin bilirkişi raporu geldikten sonra değerlendirilmesi öngörülmüştür. Bu arada davalı vekili 04/01/2022 tarihinde cevap dilekçesi sunmuştur. HMK'nın 127. maddesi uyarınca, ek süre talebinin iki haftalık cevap süresi içerisinde gerçekleştirilmesi gerekir. Nitekim mahkemece karar celsesinde verilen ara kararla davalıya Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine göre yapılan tebliğ usulüne uygun olduğundan ek cevap süresi talebi reddedilmiştir. Davalı vekili 04/01/2022 tarihinde sunduğu cevap dilekçesinde kullanmama def'i ve müktesep hak mahiyetinde beyanlarda bulunmuştur. Ne var ki, davaya yasal cevap süresi içerisinde cevap vermemiş olan davalının, süresinden sonra vereceği cevap dilekçesi ile kullanmama def'inde bulunabilmesi ya da müktesep hak ileri sürmesi, HMK'nın 141/2. maddesi gereği ancak davacının açık muvafakati ile mümkün olacaktır. Somut olayda davacı tarafın, bu yönde açık muvafakati bulunmamaktadır. O halde hükümsüzlük davası yönünden, davalının kullanmama def'ine ve müktesep hak savunmasına hukuki değer atfedilemeyeceğinden,
ilk derece mahkemesince bu hususların nazara alınmaması yerinde ise de, dava konusu başvuru sahibi davalı, davacının dava konusu başvuruya davalı Kurum nezdindeki itirazına karşı sunduğu görüşünde kullanım ispatı ve müktesep hak savunmasında bulunduğundan, davadaki YİDK kararının iptali istemi bakımından, tarafların davalı Kurum'a sunduğu deliller kapsamında kullanım ispatı ve müktesep hak savunmasının tartışılıp değerlendirilmesi gerekir. İlk derece mahkemesi ise YİDK kararının iptali istemi bakımından, davalının kullanım ispatı ve müktesep hak savunmaları hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermemiştir. Oysa HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında hüküm kurulması gerekli olup, Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca da tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur.
Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle davacının 25/08/2021 tarihli marka devir sözleşmesini ibrazının sağlanması, sonrasında HMK'nın 125. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması ve taraf teşkilinin sağlanması, davalının YİDK sürecindeki kullanım ispatı ve müktesep hak savunmasının davalı Kuruma sunulan delillere göre tartışılıp değerlendirilmesi, HMK'nın 297. ve Anayasa'nın 141. maddeleri uyarınca gerekçesi açıklanmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, Dairemizce taraf vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/02/2022 gün ve 2021/239 E. - 2022/49 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4- Taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara ayrı ayrı iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 04/04/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/05/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.