T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/203
KARAR NO: 2024/461
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/09/2021
NUMARASI: 2021/33 E. - 2021/288 K.
DAVACI: ...
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVANIN KONUSU: Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/09/2021 tarih ve 2021/33 Esas - 2021/288 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin İsviçre merkezli kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olduğunu, düzenli aralıklarla yapılan ... oyunlarını organize ettiğini, müvekkilinin faaliyetlerini ve ... oyunlarını www...org adlı kendi internet sitesinde tanıttığını, 130’dan fazla ülkenin ... ... Komitelerinin müvekkiline üye olduğunu, Türkiye’yi de Türkiye ... ... Komitesi’nin temsil ettiğini, spor etkinliklerinin ana markalarının “...” ve şekil markaları olduğunu ve bu markaların tüm oyunlar boyunca ve ayrıca, verilen lisanslar yoluyla hemen her tür mal ve hizmet üzerinde tüm dünyada yoğun olarak kullanıldığını, müvekkilinin “...”, “...” ve “...” markalarının hem ..., hem yerel mahkemeler ve hem de Yargıtay tarafından dünyaca meşhur markalar olarak kabul edildiğini, TÜRKPATENT tarafından müvekkilinin Türkiye ... ... Komitesi tarafından müvekkili adına koruma altına aldırılan K/00240 nolu "...” marka tescili ile K/00661, K/00662, K/00663, K/00656, K/00657, K/00660, K/00659 gibi koruma markalarının bulunduğunu, “...” ve “...” ibarelerini içeren marka başvurularını 556 sayılı KHK zamanında 7/1 (g) hükmü kapsamında, SMK yürürlüğe girdikten sonra ise aynı paraleldeki hüküm olan 5/1 (ğ) hükmü kapsamında reddedildiğini, ... Oyunlarının dünyanın her tarafında yayınlandığını, hiçbir spor etkinliği ile karşılaştırılamayacak oranda ilgi topladığını, “...” ve “... ...” markalarının lisanslar yoluyla çok geniş mal/hizmetler üzerinde yoğun olarak kullanıldığını, ... oyunlarının bu şekilde finanse edildiğini, bu markaların lisanslar yoluyla kullanım haklarının verilmesi işleminin yaygın olması sebebiyle herhangi bir kullanımın ... Komitesi ile ilişkilendirilmesinin beklenen bir sonuç olacağını, müvekkili markalarını mesnet göstererek davalı şirketin 2019/86989 sayılı ve "şekil + ..." ibareli marka başvurusuna SMK'nın, 5/1-ğ, 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9. maddesi uyarınca yaptıkları itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin “...” ibareli markasına zarar vereceğini, markanın kullanımının “...” markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanmasına sebep olacağını, SMK'nın 5/ğ kapsamında bir çok başvurunun reddedildiğini, kararın 3796 Sayılı ... Ad ve Ambleminin Korunması Yasasına aykırı olduğunu, başvurudaki "..." harflerinin markaya ayırt edicilik katmadığını, "..." ibaresinin birliktelik veya bir şeyi paylaşanlar anlamında kullanıldığını, başvurunun haksız yarar sağlamak için kötüniyetle yapıldığını, "..." markasını boyalar üzerinde görünce bunun davacı ... Komitesi’nin izni ve lisansı ile kullanıldığının düşünüleceğini, SMK'nın 6/6. maddesi yönünden de itiraz edildiğini ancak kararda bu hükmün değerlendirilmesinin gözden kaçırıldığını, davalının 09, 16 ve 37. sınıfları kapsayan “...+şekil” ibareli 2004/20461 numaralı başvurusunun müvekkilinin 2002 27882 tescil numaralı "..." markası gerekçe gösterilerek 7/1-b kapsamında reddedildiğini, "...+şekil" ibareli 2004/20463 numaralı başvurusunun 09, 16 ve 37. sınıflarda tescili için yaptığı başvurusunun müvekkilinin dikkatinden kaçtığı için tescil edildiğini ileri sürerek, 07.12.2020 tarih ve 2020-M-9899 sayılı YİDK kararın iptaline ve davaya konu 2019/86989 numaralı marka başvurusunun dava sırasında tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin "OLYMPIA" marka fotokopi makinelerinin 1982 yılından bu yana Türkiye distribütörlüğünü ve teknik servisliği hizmetini yürüttüğünü, 1992 yılından beri bu markanın kullanıldığı makinelerin ithalatını yaptığını, müvekkilinin ilk olarak 2014 yılında markalarını tescil ettirdiğini, 2019 yılında müracaat etmesinin sebebinin ise faaliyet alanına uygun emtialarını da katmak istemesi olduğunu, TPE nezdinde uyuşmazlık konusu "..." ibaresini içeren tescillerin bulunduğunu, davacı sınıfları ile müvekkili başvurusundaki sınıfların farklı olduğunu, markaların benzerlik değerlendirmesinin bütüncül olarak yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markanın kapsamındaki 02.01 alt sınıf “Boyalar, vernikler, laklar, pas önleyiciler, ahşabı koruyucu maddeler, boyalar için bağlayıcı ve inceltici maddeler, boya pigmentleri, metali koruyucu maddeler, ayakkabı boyaları; matbaa boyaları ve mürekkepleri, tonerler (dolu halde toner kartuşları dahil); besin maddelerini, ispençiyari ürünleri ve içecekleri boyamaya mahsus maddeler” malları yönünden tescil ettirilmek istendiği, bunlardan “besin maddelerini, ispençiyari ürünleri ve içecekleri boyamaya mahsus maddeler” ürünlerinin farklı olduğu, çünkü bu tür ürünler insan sağlığına yönelik besinleri, içecekleri boyamak için kullanılan ürünler olup ayrıca eczacılık ürünlerini boyamaya yönelik maddeleri de içerdiği, bu yönüyle diğer ürünlerden farklılaştığı; davacının redde mesnet gösterdiği markalardan, 2010/77638 sayılı "...", 2002/27882 sayılı "..." ve 2019/92818 tescil numaralı “...", ibareli markaların farklı malları ve hizmetleri kapsadıkları, davacının işbu redde mesnet gösterdiği markalar, davalı başvuru markasında yer alan 02.01 sınıfa ait mallar ile aynı sınıflarda olmadıkları gibi birbirini tamamlayıcı, ikame edilebilir olmadıklarından benzer ve/veya ilişkili olmadıkları, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında belirtilen benzerlik şartının diğer unsuru olan mal ve hizmetlerin benzer ya da aynı olması şartının 2010/15604 tescil numaralı “... ...” markası, 2010/77638 sayılı "..." markası, 2010/09654 tescil numaralı "..." markası, 2002/27882 tescil numaralı "..." ve 2019/92818 tescil numaralı “...” markaları bakımından sağlanamadığı; davacının ileri sürdüğü ve doğrudan doğruya ... organizasyonu ile ilgili olan ibarelerin koruma altına alınmasına ilişkin kayıtların tescil yolu ile elde edilen bir hak olmadığından somut uyuşmazlık bakımından karıştırılma ihtimali bulunmadığı; davacının redde mesnet gösterdiği markalardan 2012/83389 tescil numaralı “..." ibareli markasının ise “Boyalar, vernikler, cilalar; paslanmaya ve ahşabın bozulmasına karşı koruyucular; renklendiriciler; mordanlar; ham doğal reçineler; ressamlar, dekoratörler, matbaacılar ve sanatçılar için folyo ve toz halindeki metaller; metal bitirme endüstrisinde kullanım için bir kaplama formunda korozyon önleyiciler, yani son durulama için asitli sulu bir ürün; soğutma suyu devreleri için kaplama şeklinde korozyon önleyiciler; kaplama şeklinde korozyon önleyiciler, yani duvar ve metal yüzeyler için reçineli kaplamalar; kaplama malzemeleri, aşındırma sıvıları; yazıcılar için toner kartuşları; yazıcılar için mürekkep kartuşları; tonerler, fotokopi makineleri için tonerler, faks makineleri için tonerler.” emtialarında tescilli olduğu, bu kapsamda davalı başvurusu kapsamında yer alan mallarla aynı, aynı tür ve benzer mallar olduğu, işaret benzerliği değerlendirmesinin işbu iki marka arasında yapılacağı, davalı markasında yer alan "..." ibaresi ile davacı markasında yer alan "..." ibaresinin birbiri ile ilişkili oldukları, davalı markasında yer alan “...” ön ekinin “birlikte, beraber” anlamı taşıdığı da dikkate alındığında, bu ibarenin görece düşük ayırt edicilikte olmasından dolayı markasal algı yaratmayacağı, dolayısıyla markada tüketici algısının “...” ibaresine yoğunlaşacağı, yine figüratif unsurun da her iki markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olmasına engel olacak nitelikte bir etki doğurmadığı, dava konusu markanın sanki davacıya ait markanın serisi, yeni bir versiyonu şeklinde bir algı yarattığı, dolayısıyla başvuru markası ile davacının redde mesnet gösterdiği markalardan 2012/83389 numaralı marka arasında “Boyalar, vernikler, laklar, pas önleyiciler, ahşabı koruyucu maddeler, boyalar için bağlayıcı ve inceltici maddeler, boya pigmentleri, metali koruyucu maddeler, ayakkabı boyaları; matbaa boyaları ve mürekkepleri, tonerler (dolu halde toner kartuşları dahil);” malları bakımından bağlantı kurma ihtimali dâhil markaların karıştırılması ihtimalinin bulunduğu; başvuruya konu ibarenin doğrudan tarihi ve kültürel bir değere ilişkin olması durumunda başvuru 5/1(ğ) gereğince reddedileceği, doktrinde bu maddede yer alan yasağın kapsamının belirlenmesi için verilen örnekler arasında Atatürk’ü Kocatepe’de eli çenesinde düşünürken gösteren fotoğraf, Ayasofya’nın Selimiye Cami’nin, Anıtkabir’in, İzmir Saat Kulesi’nin, Fatih Sultan Mehmet’in resimleri ile Osmanlı Devleti kelimesi ve armalarının yer aldığı, ayrıca ülkemizin tarihi ve kültürel değerleri de hükmün kapsamına girdiği, söz konusu yasak ile bu tür işaretlerin ticarileştirilmesinden gelecek nesillere aktarılmasının düşünüldüğü, buna göre somut olay yönünden, 02. sınıftaki hizmetlerin tescili yönünden başvuruya konu "...+şekil" şeklindeki markada yer alan figür ve ibarenin kamuyu ilgilendiren, tarihi ve kültürel değerlerden olmadığı, yani topluma mal olmuş ve toplum belleğinde önemli yer tutan herhangi bir kişinin tekeline verilmesinin mümkün görülemeyecek bir ibare niteliğinde bulunmadığı, davacı yan, “...” ibaresi üzerinde gerçek hak sahipliği iddiasında bulunmuş ise de; dosya kapsamında sunulan deliller incelendiğinde davacının 02. sınıftaki mallar üzerinde söz konusu markayı davalıdan önce tescilsiz marka olarak kullandığını ya da ibare üzerinde üstün hakkı olduğunu gösterir herhangi bir delil bulunmadığı; somut uyuşmazlık kapsamında taraf markalarının 02. sınıf emtiaları yönünden benzer olduğu kanaatine ulaşılmakla birlikte davacının işbu emtialar bazında Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6’ncı maddesi bağlamında tanınmış olduğunu ispata yarayan yeterli delil sunmadığı; SMK'nın madde 6/5 yönünden yapılan incelemede ise, dosyada bulunan delillerin spor müsabakaları yönünden tanınırlığını ispata elverişli olduğu yorumunda bulunulsa da taraf markaları kapsamında bulunan 02. sınıftaki emtialar dikkate alındığında davacı markası yönünden sulandırılma için gerekli şartların oluşmadığı, kötüniyetin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 07.12.2020 tarih ve 2020-M-9899 sayılı kararının 02. sınııftaki "boyalar, vernikler, laktlar, pas önleyiciler, ahşabı koruyucu maddeler, boyalar için bağlayıcı ve inceltici maddeler, boya pigmentleri, metali koruyucu maddeler, ayakkabı boyaları; matbaa boyaları ve mürekkepleri, tonerler (dolu halde toner kartuşları dahil)" malları bakımından iptaline, davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markalarıyla ilgili daha önce 556 sayılı KHK'nın 7/1-g ve SMK'nın 5/1-ğ maddeleri uyarınca ret kararları verildiğini, başvurunun tümden reddinin gerektiğini, emsal kararların göz ardı edildiğini, kararın SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi bakımından eksik incelemeye dayalı verildiğini, 6/5. maddedeki koşulların oluşacağını, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede de hataya düşüldüğünü, koruma markalarının tescil taleplerine kapalı olması nedeniyle tüm mal ve hizmetler yönünden korunması gerektiğini, kötüniyet yönünden davalının önceki marka tescillerinin göz ardı edildiğini, "..." ibaresinin müvekkilinin adında bulunması nedeniyle SMK'nın 6/6. maddesi anlamında da tescil engelinin oluştuğunu, 3796 sayılı Kanun yönünden inceleme yapılmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, taraf markalarının kapsamındaki emtialar yönünden benzerlik bulunmadığını, markaların bütünüyle bıraktıkları izlenime göre karar verilmesi gerektiğini, başvurudaki logo unsurunun da göz ardı edilemeyeceğini, 2012/83389 sayılı markanın genel izleniminin farklı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: 1-Dava, marka YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "2012/83389 sayılı ve "..." ibareli markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira başvurudaki "..." ibaresinin "olimpiyatla ilgili, ... ölçülerinde olan" anlamına geldiği, itiraza mesnet markanın ise "..." anlamında olduğu, başvurudaki şekil unsurunun ve "...-" ekinin ayırt ediciliği sağlamadığı, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, mahkemece dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-ğ maddesi kapsamında tescili mümkün görülemeyecek bir ibare niteliğinde olmadığının kabul edilmesinde de bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davacı tarafça dava konusu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü talep edilmiş mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, başvuru kapsamındaki 02. sınıfın 01. alt grubundaki "besin maddelerini, ispençiyari ürünleri ve içecekleri boyamaya mahsus maddeler” mallarının aynı alt sınıfta olan diğer mallarla benzer olduğu gözetilmeden, bu mallar yönünden davanın sayılan mallar yönünden kısmen reddi doğru olmamıştır.
Davacı tarafça, itiraza mesnet markaların tanınmışlığı iddiasıyla SMK'nın 6/5. maddesine da dayanılmıştır. Anılan bent uyarınca tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
Somut uyuşmazlık yönünden, davacı markalarının 41. sınıftaki "Spor, kültür ve eğlence hizmetleri"nde tanınmış olduğu kabul edilmiş, bununla birlikte bu tanınmışlığın dava konusu emtiaya sirayet etmeyeceği yönünde görüş bildirilmiş, mahkemece de, bu değerlendirmeye itibar edilerek davacının tanınmışlığa ilişkin iddiaları yerinde bulunmamıştır. Ancak, davacının markalarının tanınmışlığının yüksek seviyeye ulaşmış olup, bu durumun Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.09.2013 tarih ve 2012/1047 E.-2013/15659 K. ve 20.10.2014 tarih ve 2014/6658 E.-2014/16021 K. sayılı kararında da kabul edilmiştir. Bu hale göre, başvuru konusu işaret kapsamındaki mallar ile davacının itiraza mesnet markası kapsamındaki malların aynı türden oldukları, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, başvuru konusu işaret ile itiraza mesnet markaları aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan, davalıya ait markaların göz ve kulağında kalan izine dayanarak değerlendirme yapacak ortalama yararlanıcı kitlesinin, markalar arasında idarî ve ekonomik manada bir bağlantı kurmasının, bu meyanda davacının anılan işareti davalının vermiş olduğu izin veya lisansla tescil ettirip kullandığı yönünde bir kanıya kapılmalarının kaçınılmaz bulunduğu, başvurunun tescili halinde davalının, davacının ayırt ediciliği ve tanınmışlığı yüksek markalarının reklâm gücünden haksız biçimde yararlanacağı, hiçbir masraf ve çaba göstermeden ve reklâm yapmadan davacı markalarının olumlu imajını devralacağı ve bunun sonucu olarak toplumun dikkatini kolayca çekebileceği, ayırt ediciliği yüksek seviyede bulunan ve tek olan davalı markasının bu eylemlerle ayırt edici karakterinin zayıflayacağı, bir çok firma tarafından kullanılıyor olmaktan dolayı sıradanlaşacağı ve etkileme alanının zayıflayacağı, ortalama yararlanıcı kitlesinin davacının sunduğu hizmetlerle ilgili olası herhangi bir memnuniyetsizliğinin doğması hâlinde bunun davacıya tahvil edileceği kanaatine varılıp, davacı vekilinin tanınmışlığa ilişkin istinaf itirazlarının da kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Her ne kadar davacı vekili, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ve SMK'nın 6/6. maddesine dayalı olarak da reddinin gerektiğini ileri sürmüş ise de, kötüniyete ilişkin somut delil ileri sürülmemiş, Dairemizce ulaşılan sonuç itibariyle de SMK'nın 6/6. maddesi kapsamında yapılan itiraz sonuca etkili bulunmamıştır.
Bu itibarla, SMK'nın 6/1 ve 6/5. maddesi koşullarının oluşması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davacının istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ile davalı şirket vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 15/09/2021 gün ve 2021/33 Esas - 2021/288 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KABULÜ İLE, YİDK'nın 2020-M-9899 sayılı kararının İPTALİNE,
4-Davaya konu, 2019/86989 sayılı ve "şekil+....." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 93,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 44,00-TL tebligat masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.549,10-TL yargılama giderine, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.667,70-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı ... ile davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
10-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
11-Davalı ... ile davalı şirketten ayrı ayrı alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davalı taraflardan ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına,
12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/03/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 05/04/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...