T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/350
KARAR NO: 2024/623
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/04/2021
NUMARASI: 2020/127 E. - 2021/111 K.
DAVACI: ...
VEKİLİ:
DAVALI: ...
VEKİLİ
DAVANIN KONUSU: YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/04/2021 tarih ve 2020/127 Esas - 2021/111 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili ile davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2016/49621 sayılı ve “...” ibareli markanın sahibi olduğunu, markanın ciddi ve yoğun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, müvekkilinin bu markayı mesnet göstererek, davalı şirketin 2019/11962 sayılı ve “...+şekil” ibareli marka başvuruna yaptığı itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin markasına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve bu markayla iltibas oluşturduğunu, tüketicilerin markalar arasında bağlantı kuracağını, markaların birbirinin devamı algısının oluşabileceğini, davalının müvekkilinin markasının bilinirliliğinden haksız yararlanmaya çabasının ve kötü niyetinin açık göstergesi olduğunu, tarafların mallarının kapsamının da aynı ve benzer olduğunu ileri sürerek, 2020-M-2044 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin markasında şekil unsuru bulunduğunu, davacının markasının ise hiçbir şekil unsuru içermediğini, markalarda "..." ibaresinin ortak olduğunu ancak bu ibarenin iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmayacağını, müvekkilin markasının yaprak ve damla sulama gübresi gibi pekçok tarımsal alanda ve açık alan meyve ve sebzelerde aşırı sıcaklarda oluşabilecek güneş yanıklığından korunmak amacıyla bitki üzerine spreylemede kullanılacağını, dolayısıyla taraf markaların sunmuş oldukları ürün ve hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tanınmışlık iddiasında bulunabilmek için markaların benzer olması gerektiğini, SMK’nın 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığını, SMK'nın 6/3 ve 6/6 şartlarının bulunmadığını, müvekkilinin marka başvurusunun kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markası arasında dava konusu markanın kapsamında yer alan 01 ve 02. sınıftaki tüm emtialar yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin davaya konu markanın 01 ve 02. sınıftaki tüm emtiaları yönünden ayırdığı satın alma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markada yanılgı yaşayabileceği, bu mallar açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği, taraf markaları arasında bu mallarda SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu, aksi yöndeki bilirkişi görüşüne HMK'nın 282. maddesindeki "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle açıklanan gerekçe ile iştirak edilmediği, bu nedenle YİDK kararı hatalı olduğu kanaatine varıldığı, benzer emtialar yönünden davanın kabulünün gerektiği, bunun dışında kalanlar açısından ise taraf markaları arasında iltibas oluşmadığı, davaya konu markada iltibas oluşmayan mallar/hizmetler açısından SMK'nın 6/3 ve 6/4-5 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği ile markalarının yurt içi ve yurt dışı tanınmışlığı hususlarının da kanıtlanmadığı, davaya konu markada iltibas oluşmayan mal ve hizmetler açısından SMK'nın 6/6 ve 6/9 anlamında başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın diğer fikri ve sınai hak iddiası ile davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2020-M-2044 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2019/11962 sayılı markanın kapsamında yer alan 01. ve 02. sınıftaki tüm emtialar yönünden iptali ile bu emtialar yönünden markanın kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, davalı markasında ayırt ediciliğin sağlandığını, davacı markasının ayırt ediciliğinin de yüksek olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, bilirkişi raporunun aksine karar verildiğini, taraf markaları arasında nasıl bir benzerlik bulunduğunun ortaya konulmadığını, "..." ibaresinin tali unsur olduğunu "..." ibaresinin de "..." ibaresinden yeterince uzaklaştığını, ilk derece mahkemesi kararında anlamsal farklılığın irdelenmediğini, tarafların sundukları ürünlerin de farklı olduğunu ve karıştırılmaları ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin, "...+şekil" ibaresinin, 01, 02 ve 44. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markasına dayalı olarak, başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davacının itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 11.03.2020 tarih ve 2020-M-7010 sayılı kararıyla reddedildiği, işbu davanın da yasal iki aylık süre içerisinde 24.04.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markası arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda birleşik halde yer almakla birlikte, güneş anlamına gelen "..." ibaresi mor renkte, "bloke etmek, engellemek" gibi anlamlara karşılık gelen "..." ibaresi ise yeşil renkte yazılmış, kelime unsurunun üzerine şekil unsuru olarak yeşil renkte yarım bir güneş ve güneşin içerisine de bir yaprak yerleştirilmiştir. İtiraza mesnet marka ise standart harflerle yazılmış "..." ibaresinden oluşmakta olup, başkaca bir unsur içermemektedir. Mesnet markadaki "..." ibaresi ise İngilizce'de "ses" anlamındadır. Bu hale göre, taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ve her iki marka "s" harfiyle başlamaktadır. Ancak, ortak "..." ibaresi ayırt ediciliği düşük bir ibaredir. Davacı tarafça taraf markalarının benzer olduğu ileri sürülmüş ise de, dava konusu markanın tertip tarzı itibariyle başvuruda görsel ayırt edicilik sağlanmış olup, "güneşi bloke eden" ve "sesi bloke eden" şeklindeki anlamlarıyla, markalar anlamsal olarak da farklılaşmıştır. Taraf markalarının bütünüyle bıraktıkları izlenim de tamamen farklı olup, dava konusu başvuruyu gören tüketici/alıcıların bunun davacının itiraza mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmelerinin mümkün olduğu, başvurunun iltibasa sebebiyet vermeyeceği sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.
Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği gibi davacı vekilinin diğer itirazları da sonuca etkili bulunmamıştır.
Bu itibarla, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markası arasında benzerlik bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 14/04/2021 gün ve 2020/127 Esas - 2021/111 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 373,20-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre, reddedilen manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine,
7-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 50,00-TL posta ve tebligat gideri ile 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 270,70-TL'nin davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine,
10-Davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine,
11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 13/04/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...