T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/188
KARAR NO: 2024/540
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/11/2021
NUMARASI: 2020/304 E. - 2021/399 K.
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/11/2021 tarih ve 2020/304 Esas - 2021/399 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır Türkiye çapında yayıncılık ve eğitim sektöründe faaliyet gösteren, uzman öğretmenler tarafından kurulmuş ve işletilen ... kurum olduğunu, "...", "...", "..." ibareli markalarının bulunduğunu, müvekkiline ait "..." markasının, gerek yayıncılık gerekse eğitim ve öğretim hizmetleri alanında kullanılarak, bu sektörlerde tanınan ... marka haline getirildiğini, davalı Derneğin 2019/67278 sayılı "... ... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvurunun, içerdiği "..." ve "..." kelime unsurları sebebiyle müvekkilinin tanınmış seri markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, başvuruda müvekkili markasını oluşturan "..." ibaresine yer verildiği gibi markanın "..." ibaresiyle başlamasının da markalar arasındaki iltibası arttırdığını, başvurunun, müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, davalının, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar elde edeceğini, ayrıca müvekkiline ait tanınmış markaların itibarlarının zedeleneceğini, taraf markalarının aynı hizmetlerde kullanılacağını, oysa 41. sınıfa giren hizmetlerde "..." markasının müvekkili ile özdeşleştiğini, davalı marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-5255 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Dernek vekili, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "şekil+... ... ... ve ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "şekil+..." ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede ... benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesinde öngörülen koşulların somut olayda bulunmadığı, aynı nedenle SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluşmadığı, davacı tarafın başvuru üzerinde SMK'nın 6/6 maddesi anlamında herhangi ... fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasını kanıtlayamadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, tüketicilerin markaların bağlantılı markalar olarak algılanacağını ve bunun da iltibasa yol açacağını, davaya konu başvuruda, müvekkili markalarının esas unsuru olan "..." ibaresine yer verildiğini, hem de bu ibarenin markada dikkat çeken unsur olduğunu, yine dava konusu başvuruda, müvekkili markalarında çokça rastlanan "..." ibaresinin de kullanıldığını, bu durumun markaları birbirine yakınlaştırdığını, davalıya ait markayı gören tüketicilerin aklına müvekkiline ait markaların geleceğini, zira müvekkiline ait tanınmış marka olan "..." ibaresinin, davaya konu markada birebir yer aldığını, markalara ... bütün olarak bakıldığında da taraflara ait markaların benzerlik teşkil ettiğini, davalıya ait markanın, müvekkili markalarının tescilli olduğu hizmetlerde tescil ettirilmek istendiğini, müvekkiline ait markaların tanınmış olduğunu, bu nedenle de başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, davaya konu markanın kötü niyetli şekilde tescil ettirildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli ... marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "... ... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...", "...", "...", "... ve "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira başvuruda "..." ya da "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı, başvurunun bütün olarak davacı markalarından farklı ... algı yarattığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının da başvurunun tescili için engel oluşturmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/03/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...