T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/349
KARAR NO: 2024/563
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/09/2021
NUMARASI: 2020/183 E. - 2021/292 K.
DAVACI: ...
VEKİLLERİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/09/2021 tarih ve 2020/183 Esas - 2021/292 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili, davalı şirket vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 27. sınıfta tescilli 2009/34529 sayılı ve “...” ibareli markanın sahibi olduğunu, davalının 2019/57318 sayılı “... ...” ibareli markanın 20, 24, 27, 35 ve 42. sınıflarda tescili için davalı ... başvurduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, başvurunun iltibas, temsilcinin izinsiz olarak kendi adına markayı tescil ettirmesi ve kötüniyet nedenleriyle tük sınıflarda reddedilmesi gerektiğini, zira davalı şirketin tek ortağı ve tek yöneticisi olan ...’ın 05.11.2013-21.04.2018 tarihleri arasında müvekkili şirkette çalıştığını, ...’a Bursa 16. Noterliğinden düzenlenen 05.11.2013 tarih ve 50064 yevmiye nolu vekaletname ile geniş yetkiler tanındığını, 24.07.2018 tarih ve 30071 yevmiye nolu azilnameyle de vekillikten azledildiğini, itiraza mesnet markanın ... Tekstil A.Ş.’den müvekkili tarafından devralınmasına dair 09.09.2014 tarihli marka devir sözleşmesinin, müvekkilini temsilen, şu an davalı şirketin tek ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan ... tarafından imzalandığı, sınırsız tercih hakkına sahip davalının tek ortağının uzun yıllar çalıştığı şirketin markasının aynısını kendi adına tescil ettirmek istemesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, ...’ın sırf uzun yıllar çalıştığı şirkete zarar vermek amacıyla, önce 24 ve 35. sınıflar için 23.05.2018 tarihinde 2018/50621 sayılı “... ...” markası için başvuru yaptığını ve bu başvurunun 31.05.2019 tarih ve 2019-M-5152 sayılı YİDK kararıyla kısmen reddedilmesinden onbeş gün sonra ise 15.06.2019 tarihinde davaya konu “... ...” ibareli başvuruyu yaptığını; davalı şirketin 2018/50621 sayılı “... ...” ibareli markası için 35. sınıf bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verildiğini ve davanın istinaf aşamasında olduğunu ileri sürerek, 16.04.2020 tarih ve 2020-M-3297 sayılı YİDK kararının iptali ve tescili halinde 2019/57318 sayılı “... ...” ibareli markanın tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, davaya konu 2019/57318 sayılı “... ...” ibareli başvuru markasının davacının 2009/34529 sayılı markasından şekil unsuru ve yazım şekli itibariyle farklı ve ayırt edici olduğunu, davacının hak sahibi olmadığı sınıfları da kapsadığını, başvuru markasının tescil edildiği sınıfların davacı markasının kapsamındaki 27. sınıfla benzerliğinin bulunmadığını, davacının faaliyet alanı halı emtiası iken, 2017’de kurulan müvekkili şirketin iş kolunun perde, tül, perde kumaş, perde zebra, ahşap jaluzi, perde stor, duvar kağıdı, döşemelik kumaş, yastık gibi ürünler olduğunu müvekkili şirket yetkilisi davacı yanında 2013-2018 yılları arasında çalışmış iken, davacının "..." markasını devir alıp hak sahipliğinin başladığı tarihin 25.06.2019 olduğunu; davacıya karşı kullanmama def'ini ileri sürdüklerini ve davacının dava konusu markanın ilgili sınıflara ilişkin ciddi markasal kullanımını ispat etmesi gerektiğini, dava konusu markaya ilişkin tescil başvurusu yapılan 15.06.2019 tarihi itibarıyla davalı şirket yetkilisinin davacı ile hiçbir hizmet veya temsil ilişkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markası arasında "ilgili mal veya hizmetlerin niteliği, fonksiyonları, kullanım amacı ve alanları, benzer ihtiyaçları giderip gidermedikleri, birbirlerini yerine ikame olabilirlikleri, birbirlerini tamamlamaları veya birlikte kullanımları, markayı taşıyan mal ve hizmetin değeri, malların fiziksel görünüm benzerliği, üretimde kullanılan ham maddesi, malzeme ve mataryelleri, tedarikçisi, tedarik edenlerin vasıfları, üretim yer ve metodları, sunum metodları, dağıtım kanalları, satışa sunuldukları yerler ve satış kanalları, dahil oldukları sektör, hitap ettikleri alıcı kitlesi ve kullanıcıları, alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve emtiayı almak üzere ayırdığı zaman gibi" karakteristik özelliklerinin ölçüt alınarak dava konusu markanın kapsamında bırakılan 20. sınıfa konu “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar, Aynalar. Tahta, mantar, kamış, bambu, hasır, boynuz, kemik, fildişi, balina kemiği, istiridye kabuğu, kehribar, sedef, lületaşı, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları: biblolar, duvara asılan süsler, heykeller” malları ile 35. sınıfa konu “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar, Aynalar. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul portatif merdivenler, hareketli merdivenler. Bambu perdeler, stor perdeler (iç mekan), şerit perdeler, dekorasyon amaçlı boncuklu perdeler; perde kopçaları, perde halkaları, perde kancaları, perde çubukları. Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular mallarının bir araya getirilmesi” hizmetleri yönünden ilişkili ve bağlantılı mal ve hizmetler olarak değerlendirilmesi gerektiğinden ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede görsel ve sescil benzerlik oluştuğu; dava konusu başvuru markası açısından SMK'nın 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı ileri sürülmüş ve davalı firma temsilcisinin daha önce davacı firma ile ticari vekil bağı olsa da mesnet markanın sahibinin daha önce başka bir firma olmasından dolayı sonradan davacı tarafca devir alındığından davaya konu markanın başvuru tarihi esas alınarak (başvurunun 15.06.2019 tarihinde yapılması davacının ise markayı daha sonra 25.06.2019 tarihinde devir alması) SMK'nın 6/9 maddesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, dava konusu TÜRKPATENT'in 2020-M-3297 sayılı YİDK kararının 20. sınıfa konu “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar, Aynalar. Tahta, mantar, kamış, bambu, hasır, boynuz, kemik, fildişi, balina kemiği, istiridye kabuğu, kehribar, sedef, lületaşı, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları: biblolar, duvara asılan süsler, heykeller” malları ile 35. sınıfa konu “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar, Aynalar. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul portatif merdivenler, hareketli merdivenler. Bambu perdeler, stor perdeler (iç mekan), şerit perdeler, dekorasyon amaçlı boncuklu perdeler; perde kopçaları, perde halkaları, perde kancaları, perde çubukları. Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular mallarının bir araya getirilmesi” hizmetleri yönünden iptali ile markanın bu mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, davalının SMK'nın 6/9. maddesi yönünden reddinin hatalı olduğunu, dava konusu markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetlerin benzer olmadığını, taraf markalarının karıştırılması ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, benzerlik değerlendirmesinin markaların bütünü üzerinden yapılması gerektiğini, karıştırılma ihtimali için markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı/benzer olması gerektiğini, tarafların faaliyet alanlarının benzer olmadığını, halı emtiası ile perde, kumaş, duvar kağıdı gibi ürünlerin farklı mağazalarda satışa sunulduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, kullanmama defi ileri sürdüklerini, ciddi markasal kullanımın ispatlanması gerektiğini, taraflarınca ileri sürülen kullanmama define ilişkin değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:1-Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek derecede benzerlik bulunduğu, zira "..." ibaresinin her iki markanın da esas unsurunu oluşturduğu, emtia benzerliğinin de gerçekleştiği anlaşılmakla, davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; ilk derece mahkemesince dava kısmen kabul edilmiş, davacı tarafça kötü niyete dayalı olarak davanın tümden kabulünün gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı şirket başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin deliller hem itiraz aşamasında davalı kuruma hem de dava dosyasına sunulmuştur. SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir (Yargıtay HGK, 16.07.2008 tarih ve 2008/11-501 E.- 2008/507 K.).
Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil nedeniyle markadan doğan hakların kötüye kullanılması amacıyla yapılan marka tescili, kötü niyetli marka tescili olarak kabul edilmektedir. Hangi şekilde yapılan marka başvurularının kötü niyetle yapılmış sayılacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmayıp, her somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapılmalıdır. Bununla birlikte uygulamada ve öğretide, kendisine duyulan güveni kötüye kullanan kişilerin başvurusu, markayı kullanmak amacıyla değil başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla, başkalarından para koparma veya şantaj yapma amacıyla yapılan başvurular kötü niyetli marka başvuruları olarak kabul edilmektedir (Yargıtay 11. HD, 09.12.2019 tarih ve 19/1285 E.- 19/8003 K.)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.04.2013 tarih ve 2011/5436 E.- 2013/6621 K. sayılı kararına konu bir olayda, mahkemece, "U-BOAT" markasının yaratılmış bir marka olduğu ve yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, saat sektöründe ya da ziynet eşyası sektöründe bulunan bir kimsenin bu markadan haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davalının da bu markayı hangi saik ile seçerek tescil ettirdiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, bu nedenle davalının marka tescili sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötü niyetli olduğu belirlenmiştir.
Bu bilgiler ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davalı şirketin 28.12.2017 tarihinde kurulduğu, tek ortağının ... olduğu, ...'ın davalı şirketi kurduğu tarihte aynı zamanda davacı şirkette çalışmakta ve davacı şirketi temsile yetkili olduğu, davacı şirketçe azledilmeden önce 23.05.2018 tarihinde kendi kurduğu şirket adına 2018/50621 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığı, 24.07.2018 tarihinde azledildiği, 2018/50621 sayılı başvuruya ilişkin itiraz süreci sonuçlanmadan, bu kez işbu davaya konu "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığı; marka başvurusu yapan davalı şirketin sahibinin davacı şirketin yetkilisi olarak 2013-2018 yılları arasında çalışmakta iken, esasen davaya mesnet gösterilen "..." ibareli 2009/34529 sayılı markanın dava dışı ... AŞ'den davacı şirkete devrine ilişkin marka devir belgesinde de yetkili olarak imzasının dahi bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu marka devrinin ... kayıtlarına işlenmediği, devir talebinin 25.06.2019 tarihinde yapıldığı, olayların bir bütün olarak irdelenmesinde, bu ibarenin davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, kaldı ki, davalı şirketin tek ortağı ...'ın davacı şirkette çalıştığı dönemde düzenlenen 27.02.2011, 15.01.2014 ve 18.02.2014 tarihli faturaların dosyaya delil olarak sunulduğu, bu faturalarda davacı şirketin ticaret unvanının yanında stilize bir tarzda yazılmış "... Halı-ithal duvar kağıdı-perde-döşemelik" ibarelerinin bulunduğu, davalı şirketin dava konusu başvurusunda da aynı yazım stilinin kullanıldığı, kendisine duyulan güveni kötüye kullanan kişilerin başvurusunun kötü niyetli marka başvurusu olduğunun kabulünün gerektiği (Yargıtay 11. HD, 19/1285 E., 19/8003 K., 09/12/2019) anlaşılmış, bu nedenlerle dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim, davalı şirketin 2018/56621 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusunun hükümsüzlüğü talebiyle Ankara 3. FSHHM'nin 2019/315 E.-2020/137 K. sayılı dosyasında görülen davada dava konusu markanın kısmen hükümsüzlüğüne dair verilen karar Dairemizin 14.02.2022 tarih ve 2020/753 E.-2022/132 K. sayılı kararı ile kaldırılarak başvurunun kötü niyetle yapıldığı gerekçesiyle tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş ve anılan karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.11.2023 tarih ve 2022/3051 E.-2023/6626 K. sayılı kararı ile onanmıştır.
Esasen kötü niyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötü niyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötü niyet tescilin tamamını kapsar ve bölünemez (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953). Bu nedenle davalının kötü niyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden reddinin gerektiği kanaatine varılmıştır.
Diğer taraftan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/7 ve 29/2 maddelerinin yollamasıyla aynı Kanun’un 19/2. maddesine göre; markanın nispi sebeplerle hükümsüzlüğü istemiyle açılan davalar ile marka hakkına tecavüz iddiasıyla açılan davalarda davacıya karşı, dayanılan markanın ilgili mal ve hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi olarak kullanılmadığı def’i ileri sürebilir. Bu durumda Mahkemece markanın Türkiye’de ciddi biçimde kullanılıp kullanılmadığı bir ön sorun olarak incelenerek hasıl olacak sonuca göre hükümsüzlük ve tecavüz davaları hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.03.2021 tarih ve 2020/1412 E.- 2021/2516 K. sayılı kararı).
Yargıtay kararında da değinildiği üzere, kullanmama defi, dava içerisinde çözülmesi gereken bir ön sorun olup, davalı tarafça, hükümsüzlük davası açısından, kullanmama defi yönünde savunmada bulunulmuş ise de, davalının marka tescilinin kötü niyetle yapılmış bulunduğu belirlendiğinden bu yöne ilişkin kullanmama define yönelik savunmanın incelenmesine gerek görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapılması nedeniyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 22/09/2021 gün ve 2020/183 Esas - 2021/292 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KABULÜ ile 2020-M-3297 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,
4-Davalının 2019/57318 sayılı ve "... ..." ibareli markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.100,00-TL bilirkişi ücreti, 63,00-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 95,00-TL tebligat ve posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.478,70-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı şirket ile davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
10-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
11-Davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiğinden; alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye harcın davalı şirket ile davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
12-İstinaf aşamasında davalı şirket ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdelerinde bırakılmasına,
13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/03/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 13/04/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...