T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/587
KARAR NO: 2024/837
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/01/2022
NUMARASI: 2020/329 E. - 2022/4 K.
DAVACI:
VEKİLİ
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: YİDK Kararı İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/01/2022 Tarih ve 2020/329 Esas - 2022/4 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin Adana’da 20 yıla yakın süredir ... alanında faaliyet gösteren saygın firmalardan biri olduğunu, ticaret hayatına başladığı ilk günden bu yana kullanım ve ihdas yolu ile meşhur ve maruf hale getirdiği ana unsuru "..." olan ibareyi 2004/37593 numara ile 05/ 29/ 30/ 43. Sınıflarda başvuru yaparak tescil edildiğini, 07.05.2019 tarihinde davalılardan ... tarafından yapılan 2019/45649 başvuru numaralı marka başvurusu fark edilerek itiraz edildiğini, "..." markası tescilli iken "..." adının marka olarak tescilinin mümkün olmadığını, davalı tarafın davacı tarafın faaliyetlerinden ve emeğinden yararlanmak gayesi marka tescil başvurusu yaptığını, 2004/37593 başvuru numaralı dosya ile tescilli "..." markasının, davaya konu 2019/45649 başvuru numaralı "..." isimli markanın içinde barındırdığı "..." kelimesi ile birebir aynı olduğunu, yapılan başvuru sınıflarının da birebir aynı yani 43. Sınıfı içerdiğini, davalılardan ...'nun marka tecavüzü teşkil eden kullanımına karşı Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/327 E. Sayılı dosyası ile marka tecavüzü davası ikame ettiğini ancak davacı taraf ile davalının anlaşması sonucunda feragat edildiği ve davalı ... ile 2004/37593 başvuru numaralı "..." ibareli markasının kullanılmasına ilişkin franchise sözleşmesi yapıldığını ileri sürerek 2019/45649 başvuru numaralı marka dosyasında verilen 2020-M-6695 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından 07.05.2019 tarihinde 43. Sınıfta yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri, gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” kapsayacak şekilde, "..." ibareli marka için 2019/45649 sayısıyla başvuruda bulunulduğunu, müvekkilinin 1960'lı yıllardan bu yana ilk olarak dedesi ... ...'ndan kalan ve daha sonra müvekkilin babası ... ... ve müvekkilin amcası ... ... tarafından devam ettirildiğini ve ortak olarak kullanılan "... ..." markasının gerçek sahibi olduğunu, ...’nun amcası ... ...’nun 1981 yılında “...” olan soyadını “...” olarak değiştirdiğini, 2004/37594 sayılı “... ...” ibareli ve davacı tarafın iş bu davaya gerekçe olarak gösterdiği 2004/37593 sayılı “...” ibareli markaları kendisi adına tescil ettirdiğini, ... ...’nun aile soyadını hiçe sayarak söz konusu markayı aileyle hiç ilgisi olmayan ... ve ...’ya 1.000 TL gibi muvazaalı olduğu açıkça belli olan bir fiyat karşılığında devretmiş olduğunu, daha sonra markanın davacı tarafa devrolunduğunu, ...’nun, 1980'li yıllarda bahsi geçen ortaklığın bozulmasıyla birlikte babasından ve diğer büyüklerinden öğrendiği aile mesleğine 1988 yılından bu yana kendi adı olan "..." olarak devam ettirdiğini, aile içerisindeki çatışmalardan daha fazla etkilenmemek için Antalya ili Alanya ilçesine yerleşerek aile geleneğini ve faaliyetlerini Alanya ilçesinde devam ettirdiğini, SMK'nın 7/5. maddesinin a bendine göre dürüstçe kullanımına izin verilen işaretlerin ilk grubu kişinin adı veya adresi olduğunu, adın korunması esasen kişiliğin korunmasının bir parçası olup bir kimsenin adını kendi ticari faaliyetinde kullanması kişilik haklarından kaynaklanan, sınırlanamayan ve bertaraf edilemeyen bir hak olduğunu, hiç bir şekilde itirazla karşılaşmadan tescil edilen 2016 95444 tescil nolu markanın kişi ad ve soyadından oluştuğunu yani hukuka uygun kullanım olduğunu, 2010 84463 tescil nolu marka da kişi ad ve soyadının yer aldığını, “..." ibaresinin davalının adı ve soyadı olduğunu, bu ibarenin markada esaslı unsur olacak kullanılmasına hiçbir sakınca olmamasına rağmen "..." ibaresine nispetle markada küçük puntolarla, davalının ad ve soyadı olduğu algısını ilgili tüketici nezdinde oluşturacak şekilde, "hiçbir şekilde ... ibaresini ön plana çıkarmadan" kullanılmakta savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." esas ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunmadığı, davalı kullanım ispatı talebinde bulunmuş olup, davacının buna yönelik sunduğu "...'' markasına ilişkin 2015 tarihli bir Lisans Sözleşmesi, 2017 yılının Kasım ve Aralık aylarına ilişkin 5 adet faturanın" SMK 19/2 maddesi kapsamında davacı markasının Türkiye'de ciddi kullanımı olarak kabul edilemeyeceğinden markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun da oluşmayacağı, davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanımı ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlamadığı, "..." şeklindeki başvuru nedeniyle SMK 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, dava konusu başvuru markası açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin Adana’da 20 yıla yakın süredir ... alanında faaliyet gösteren alanında en saygın firmalardan biri olduğunu, müvekkilinin ticaret hayatına başladığı ilk günden bu yana kullanım ve ihdas yolu ile meşhur ve maruf hale getirdiği ana unsuru "..." olan marka adını marka olarak tescil ettirmek maksadı ile 2004/37593 Kodlu dosya ile yaptığı marka tescil başvurusu 05/ 29/ 30/ 43. sınıflarda kabul edilerek tescil edildiğini, müvekkilinin bu markasını kullanmaya başladığı günden beri yiyecek, içecek hizmetleri sektöründe ciddi bir şekilde çalışarak markasını meşhur ve maruf hale getirdiğini, karşı tarafın markasını müvekkilin markasından ayırt edici kılmadığını, "..." markası tescilli iken "..." adının marka olarak tescilinin mümkün olmaması gerektiğini, gerek yayına itiraz ile gerekse dava dilekçesi ile sunulan müvekkilinin markasının yıllardır bizzat kendisi tarafından kullanılmakta olduğunu gösterir birçok delil olduğunu, eksik inceleme ile müvekkilinin haklarına ciddi zararlar getirebilecek bir karar tesis edildiğini, emsal dosyaların getirtilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: 1-Dava, YİDK kararı iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 19/2. maddesi uyarınca, 6. maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunmasının talep edileceği, itiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itirazın reddedileceği, itiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itirazın, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak inceleneceğinin düzenlendiği, maddede kullanımın ciddi olmasının arandığı, markanın kullanılmasının ciddî biçimde kullanım sayılabilmesi için, piyasadaki mal veya hizmete yönelik doğrudan veya ilişkili bir kullanımın olması ve kullanımın belirli bir pazar yaratmaya ya da mevcut pazarı korumaya yönelik olması gerektiği, somut olayda da davalının kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davacının bu talebe yönelik olarak sunduğu "...'' markasına ilişkin dilellerin SMK'nın 19/2. maddesi kapsamında davacının markasının kapsamında bulunan 43. Sınıf için Türkiye'de ciddi kullanımının varlığının kabul edilemeyeceği, bu nedenle davacının mesnet markasının kapsamında bulunan 43. Sınıf için SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, davacı tarafın "..." şeklindeki başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanımı ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanamadığı, başvuru nedeniyle SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, başvuru markası açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Ancak, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." esas ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunduğu, zira markalarda bulunan esaslı unsurun ... olduğu ve her iki tarafa ait markalarda da bu ibarenin aynen bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin somut uyuşmazlık için emsal olabilecek nitelikte olan, 2014/1047 Esas, 2014/9674 Karar ve 26/05/2014 Tarihli ile 2010/3124 Esas, 2011/15649 Karar ve 22/11/2011 Tarihli kararlarının da bu yönde bulunduğu görülmektedir.
Ancak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden; davalının başvurusuna konu markanın kapsamının 43. Sınıfı içerdiği, davacının itirazına mesnet markalarının ise 29., 30. ve 43. Sınıfları içerdiği, kullanım ispatı talebi nedeniyle iltibas değerlendirmesinde 43. Sınıfın dikkate alınamayacağı, ancak 29. ve 30. Sınıfların iltibas değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği, zira kullanım ispatı talebinin 43. Sınıf için yapıldığı, bu kapsamda yapılan değerlendirmede 29 ve 30. Sınıftaki malların davalının başvurusunun kapsamında bulunan 43/1. Sınıf hizmetler ile benzerlik sağladığı, çünkü karşılaştırılan mal ve hizmetin aynı sektörde, aynı/benzer ihtiyaçları karşılamak için verildiği, birbirini tamamlayan ve birbirini ikame edebilen hizmetler olduğu, müşterek alıcı kitlesi nezdinde, taraf markaları ve/veya işletmeleri arasında idari ya da ekonomik bir bağ olduğu izlenimini doğurarak karıştırma ihtimali yaratabileceği anlaşılmaktadır. Bu mallar arasındaki benzerlik Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin çeşitli kararlarında da benimsenmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 2019/2205 Esas, 2020/367 Karar ve 14/01/2020 Tarihli; 2019/35 Esas, 2019/7063 Karar ve 11/11/2019 Tarihli, 2020/2324 Esas, 2021/3559 Karar ve 12/04/2021 Tarihli.). Diğer yandan başvuru kapsamında bulunan 43. sınıftaki "geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri, gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” yönünden ise davacının itiza mesnet markalarının kapsamında bulunan ve kullanmama definden etkilenmeyen mallar ile benzerlik bulunmadığı, zira karşılaştırılan mal ve hizmetin aynı sektörde, aynı/benzer ihtiyaçları karşılamak için verildiğinin söylenemeyeceği, birbirlerini tamamlamadığı, birbirini ikame edebilen hizmetler olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla davanın 43. sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, bu sınıf yönünden davanın kabulü yönünde aşağıda gösterilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 17/01/2022 gün ve 2020/329 Esas - 2022/4 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜ ile, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2020-M-6695 Sayılı YİDK kararının 43. sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." yönünden İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.100,00 TL bilirkişi ücreti, 117,50 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 82,50 TL tebligat masrafı ve 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.520,70 TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek 1.260,35 TL.'ye, 179,90 TL başvurma harcı ile 179,90 TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.620,15 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/05/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...