T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/586
KARAR NO: 2024/827
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/01/2022
NUMARASI: 2021/161 E. - 2022/3 K.
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI
...
DAVANIN KONUSU: YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2022 tarih ve 2021/161 E. - 2022/3 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili tarafından 2020/111289 başvuru numarası ile "..." ibareli marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, davalı tarafından başvurunun kısmen kabul edildiğini, 6769 s. SMK'nın 5/1-(b,c) bentleri uyarınca "Sınıf 41:Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Sınıf 44:Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri." bakımından kısmen reddedildiğini, müvekkilinin itirazlarını sunduğunu, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından itirazların incelenmesi neticesinde başvurunun 6769 sayılı SMK’nın 5/1-(b) bendi uyarınca kısmen reddi kararının yerinde görülmediği kanaatine varıldığını, “...” markasının ilgili sektörde tanımlayıcı bir terim olmamakla beraber günümüzde "..." ibaresi ve “...” markasının özellikle Türkçe kaynaklı sitelerde, televizyon programlarında vb. haber ağlarında ve diyete ilişkin bilgilerin tercümesinin bulunduğu yabancı dil kaynaklı sitelerde esasen müvekkili ile özdeşleştiğinden, YİDK kararının somut olay ve şartlara uygun olmadığını, “...” ibaresinin tanımlayıcı olmadığını, "..." ibaresinin tıbbi hizmetler, güzellik bakımı hizmetleri alanlarında bilinir hale gelmesinde müvekkilinin faaliyet gösterdiği tıbbi hizmetler, güzellik bakımı hizmetleri alanlarında 2016 yılından itibaren "..." ibaresini içeren markasını tanıtmasından kaynaklandığını, 2016/79200 numaralı başvuru ile “...” markasının müvekkili adına tescil edildiğini,"....com.tr" domain ve internet adresine dair tescilin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin "... ..." adlı kitabı bulunduğunu ileri sürerek 2021-M-1950 sayılı YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 6769 s. SMK 5/1 (c) hükmünde aranan şartların somut olayda gerçekleştiğini, davacının 2020/111289 sayılı marka başvurusunun “...” ibaresinden oluştuğunu, YİDK kararında da isabetle belirtildiği üzere, başvurunun ihtiva ettiği "...” ibaresinin, çiğ sebze-meyve tüketme üzerine kurulu bir diyet türünün adı olduğunu, internet üzerinde yapılan araştırmada çok sayıda Türkçe kaynaklı sitede hakkında bilgiye rastlandığını, yaygın biçimde kullanılmakta olduğunu, piyasada, tasviri olarak yaygın kullanıldığını, YİDK kararının tüm yönleriyle hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı marka başvurusunun reddedilen sınıflar açısından tanımlayıcı olmadığı, davacıya ait 2016/79200 başvuru numaralı marka tescilinin tek başına yoğun bir kullanım olduğunu göstermeyeceği, davaya konu markasal kullanımın çoğunlukla 2018 yılından itibaren günümüze doğru olduğu, bu hali ile geçmişten gelen kesintisiz bir kullanımdan söz edilemeyeceği, tanıtım ve reklam kampanyalarına delil niteliğinde bilgi ve belgenin veya piyasa araştırmasının dosya kapsamında bulunmadığı, bu hali ile davacının 6769 s. SMK 5/2. maddesindeki istisnadan yararlanamayacağı, 2020/111289 numaralı davacı şahıs markasının, reddedilen 41. sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.” İle 44. sınıftaki “Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri.” açısından 6769 sayılı SMK 5/1-(c) maddesi kapsamında, tescil engeli içinde kalmadığı, davacı yanın 6769 s. SMK 5/2. maddesindeki istisnadan yararlanamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2021/M-1950 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusu başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler bakımından tüketici nezdinde marka algısı oluşturmayan ve markanın asli işlevi olan kaynak gösterme işlevini yerine getirmeyen asgari ayırt edicilikten yoksun bir işaret olduğunu, marka başvurusunda yer alan “...” ibaresinin, ortalama tüketici kitlesi tarafından, doğrudan doğruya ve hiçbir zihni çabaya gerek kalmadan tasviri şekilde algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, anlamı itibariyle ve tescil edilmek istendiği emtia dikkate alındığında tanımlayıcı ibare olduğunu ve markada ancak tali unsur olarak yer alabileceğini, başvurunun tescili talep edilen "Sınıf 41:Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Sınıf 44:Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri." için doğrudan tanımlayıcı olduğunu, dava konusu başvurunun Kanun'un 5/1-c maddesi anlamında tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+ŞEKİL" ibareli başvurunun, reddedilen 41. sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.” ile 44. sınıftaki “Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri.” açısından 6769 sayılı SMK 5/1-(c) maddesi kapsamında tescil engeli içinde kalmadığı, zira “...” ibaresinin reddedilen hizmetler karşısında kavramsal bir bağının bulunmadığı, tescili reddedilen hizmetlerin özelliklerini doğrudan belirtmediği, ilgili tüketici kesiminin, söz konusu hizmetlerin makul düzeyde bilgili, gözlemci ve ihtiyatlı ortalama tüketicilerinin algısında ayırt edilebilme işlevini yerine getirebileceği, herhangi bir bilgilendirme algısı yaratmadığı, tüketici tarafından davaya konu işaret görüldüğünde refleks olarak mal ve hizmet ile işaret arasında bağlantı kurulamayacağı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusu kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler bakımından tüketici nezdinde marka algısı oluşturmayan ve markanın asli işlevi olan kaynak gösterme işlevini yerine getirmeyen asgari ayırt edicilikten yoksun bir işaret olduğunu, başvurunun ihtiva ettiği "..." ibaresinin; çiğ sebze-meyve tüketme üzerine kurulu bir diyet türünün adı olduğunu, davacı marka başvurusunda yer alan “...” ibaresinin, ortalama tüketici kitlesi tarafından, doğrudan doğruya ve hiçbir zihni çabaya gerek kalmadan tasviri şekilde algılanacağını, söz konusu tasviri ibarenin, bu haliyle tek bir işletmenin tekeline verilemeyeceğini, dava konusu başvurunun Kanun'un 5/1-c maddesi anlamında tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...