T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/784
KARAR NO: 2024/990
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/12/2021
NUMARASI: 2021/223 E. - 2021/454 K.
DAVACI: ...
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/12/2021 tarih ve 2021/223 E.-2021/454 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili firmanın başta eğitim sektörü olmak üzere birçok alanda faaliyet gösterdiğini, toplum tarafından bilinen bir marka olduğunu, TürkPatent nezdinde adına tescilli birçok markasının ve T/02430 sayılı “...” ibareli markasının tanınmış markasının olduğunu, davaya konu "... ...” markasının müvekkilinin "..." asli unsurlu markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, "..." ibaresine eklenen “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, dava konusu YİDK kararında da her iki marka arasında benzerlik bulunduğu ve ekonomik bağlantı kurulabileceği kabul edilerek 41. sınıftaki “eğitim ve öğretim hizmetleri”nin marka başvurusundan çıkarıldığını, müvekkiline ait 2010/28470 sayılı “...” ibareli marka tescilinde 01-45 sınıfta yer alan emtia ve hizmetlerin hemen hepsinin yer aldığını, bu açıdan markalar arasında bir iltibas ihtimali olduğuna dair karar verilmiş ise bunun sadece bir sınıf için değil dayanak markanın tescilli olduğu tüm sınıflar açısından kabulünün gerektiğini, müvekkili markasının tanınmış olduğunu ve başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2017-M-5224 sayılı kararının itirazın kısmen reddine dair kısmının iptali ile 2016/56704 başvuru numaralı “... ...” ibareli marka başvurusunun yargılama süresinde tescili durumunda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 2016/56704 sayılı “... ... şekil” ibareli davalı marka başvurusu ile "..." ibareli davacı markaları arasında benzerlik ve davalı marka başvurusunun kapsadığı 35 ve 41. sınıflardaki tüm hizmetler bakımından 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında “karıştırılma ihtimali” ile tescil engeli bulunduğu, dosyada mübrez T/02430 sayılı TÜRKPATENT tanınmışlık kararı ile reklam filmi linkleri uyarınca, "... ..." markasının “eğitim-öğretim hizmetleri” sektöründe maruf hale geldiği ve sektörel bilinirlik kazandığı, davacı markasının tanınmış olmasının, çekişme konusu 35 ve 41. sınıfllardaki hizmetler bakımından, markalar arasındaki iltibası arttıran bir unsur olarak değerlendirildiği, markaların hizmet listeleri davalı markasının kapsadığı tüm emtialar bakımından aynı/aynı tür ve benzer hizmetlerden oluştuğundan KHK 8/4 maddesinin somut olaya tatbikine lüzum bulunmadığı, kötüniyet iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle, YİDK iptal talebi yönünden davanın kabulü ile TPE YİDK'nin 23/06/2017 tarih 2017-M-5224 sayılı kararının davacının itirazının kısmen reddiyle ilgili kısım yönünden 35 ve 41 sınıf hizmetler için iptaline, dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlükle ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, benzer olarak değerlendirilen 41. Sınıftaki "eğitim ve öğretim hizmetleri"nin Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda başvuru kapsamından çıkarıldığını, başvuru kapsamında kalan emtialar yönünden ise markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, başvuruya konu işaretin “... ... ” kelime bütününden oluştuğunu, gerek ibare bütünü itibariyle gerekse kullanılan şekil unsuru bakımından başvuru kapsamında bırakılan mal ve hizmetler açısından yeterince farklılaştığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde, gerekçeli kararda "5.900,00 TL" olarak takdir edilen vekalet ücretinin karar tarihi itibariyle "7.375,00 TL" olması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: 1- Dava, itirazın kısmen reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı gerçek kişi "... ...+şekil" ibaresinin 35 ve 41. sınıftaki hizmetlerde marka olarak tescili için davalı Kuruma başvurmuş, davacı "..." asıl unsurlu aynı mal ve hizmetleri de kapsayan tescilli markalarını mesnet göstererek yayına itiraz etmiş, Markalar Dairesi Başkanlığınca davacının itirazının reddine ve başvurunun tesciline karar verilmiştir. Davacının bu karara itirazı üzerine ise YİDK'in 23/06/2017 tarih, 2017-M-5224 sayılı kararı ile davacının itirazının kısmen kabulüne ve başvurunun mal/hizmet listesinden “(sınıf: 41) Eğitim ve öğretim hizmetleri.” nin çıkartılmasına karar verilmiş, anılan YİDK kararı davacı şirkete 28/06/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve işbu dava iki aylık yasal süre içerisinde 21/08/2017 tarihinde açılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının 2016/56704 sayılı "... ..." ibareli başvurusu ile davacının "..." asıl unsurlu markaları arasında, başvuru kapsamında kalan 35 ve 41.sınıftaki hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b, 8/4 maddeleri anlamında benzerlik ve tescil engelinin bulunup bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapılıp yapılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun geçici 1. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).
Somut uyuşmazlıkta dava konusu marka başvurusunun kapsadığı 35.sınıfın 01, 02, 03, 04 ve 41/02, 03, 04, 05, 06, 07, 08 alt gruplarındaki tüm hizmetlerin, davacının markaları kapsamında bulunduğu, anılan hizmetler yönünden taraf markalarının aynı/aynı tür hizmetlerden oluştuğu, dava konusu marka başvurusunun kapsadığı 35.sınıfın 05 alt grubu bakımından ise, markaların hizmet listelerinin benzer ve ilişkili mal/hizmetlerden oluştuğu, zira davacı markalarından 2010/28470 sayılı markanın 05, 14, 18, 20, 24, 25, 26, 31 ve 32. sınıflardaki mallarda tescilli olduğu, dava konusu marka başvurusunun ise bu malların satışına ilişkin 35.sınıfın 05 alt grubunu kapsadığı, böylece markalar arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu başvuru "... ..." ibarelidir. Davacının itirazına mesnet markası ise "..." asıl unsurundan oluşmaktadır. Tarafların markalarında ortak unsur olarak yer alan "..." ibaresi "tabiat, karakter" anlamlarına gelmektedir. Dolayısıyla başvuru konusu mal ve hizmetler yönünden vasıf bildirici olmasa da tüm mal ve hizmetler yönünden zayıf bir ibaredir. Bu durumda ufak değişiklikler veya eklemeler yapılarak başvuruya özgünlük kazandırılması mümkün olacaktır. Davalı gerçek kişi tarafından da dava konusu marka başvurusunda, beyaz zemin üstüne "..." ve "BİR" kelimeleri koyu, "İÇİN" ve "..." kelimeleri ise silik şekilde yazılmış ve bu ibarenin üzerinde yer alan yeşil, kırmızı, sarı renkli, dalgalı görünümdeki üç yatay şerit ile bunun da üzerinde bulunan yapraklı meyve figürüne yer verilmiştir. Markada "... ..." ibaresi esaslı unsur konumunda olup "..." ibaresi öne çıkarılmadan kullanılmıştır. Böylelikle başvuruya bir ayırt edicilik kazandırılmıştır. Markaların bir bütün olarak algılanması gerekliliği de dikkate alındığında, taraf markaları arasında, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 11. HD.'nin 21/01/2020 tarihli ve 2019/2468 E. 2020/605 K. sayılı kararında, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğu belirtilirek "... ...+ şekil" ibareli başvuru ile benzer bulunmadığı, davacının "..." ibaresini içeren markasının tanınmış olmadığı, aksine "... ..." ibareli markasının belli seviyede ve eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından ilgili sektörde belli bir bilinirliğinin bulunduğu, ancak somut uyuşmazlıkta başvuru markasının tescil kapsamı itibariyle 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesindeki risklerin doğmayacak olması nedeniyle davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir. Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21.02.2023 tarih, 2021/6301-2023/1009 E/K sayılı ilamında "... ... " ibareli başvuru, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.05.2021 tarih, 2020/6157 Esas, 2021/4523 karar sayılı ilamında "..." ibareli başvuru, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2020/1809 E.-2021/1666 sayılı kararında "..." ibareli başvuru davacı markalarıyla benzer bulunmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de ihtiyaç duyulmamıştır.
Sonuç olarak, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, marka işaretleri benzer olmadığından uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, davalının kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaya taraf markaları arasında benzerlik bulunmaması ve ayrıca bu iddianın ispatlanamaması sebebiyle itibar edilemeyeceği, dolayısıyla YİDK kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, Dairemizce davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline, marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı Kurumun istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemeyeceğinden, Dairemizce YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonuç, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılmamıştır.
2-Verilen kararın niteliğine göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1.Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/12/2021 tarih 2021/223 esas, 2021/454 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-YİDK kararının iptali istemli davanın REDDİNE,
3-Davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
4-Verilen kararın niteliğine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 31,40 TL’nin düşümü ile kalan 396,20 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
6-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine,
7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 532,50-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 2.332,50-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 1.166,25-TL'ye, 31,40-TL başvurma harcı, 31,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.229,05-TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine,
9-Davalı şahıs tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
11-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
12-Davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
13-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...