T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/769
KARAR NO: 2024/978
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/02/2022
NUMARASI: 2021/126 E. - 2022/40 K.
DAVACI: ...
VEKİLLERİ
DAVALI
DAVALI
DAVANIN KONUSU: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/02/2022 Tarih ve 2021/126 Esas - 2022/40 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin marka başvurusuna davalı ... tarafından 2017/40374, 2018/72455, 2018/74156, 2019/117836 numaralı markalar gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, itirazın kısmen kabul edilerek 41. sınıf çıkarılarak sadece 45. sınıfta markanın tescil edilebileceğine karar verildiğini, karara itiraz edildiğini ancak itirazın reddedildiğini, müvekkile ait “...” ibareli marka ile itiraz edene ait “...” ve “...” ibarelerinin tamamen farklı şeyleri ifade ettiğini, “...” ibaresinin, müvekkilinin alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olan ... ile iştigal ettiğini, markalar arasında işitsel benzerlik olmadığını, yazı karekterleri ve renklerinin tamamen farklı olduğunu, müvekkiline ait logoda üstte ... bitkisinin çizimi, altta ... kelimesi ve bir altta ... kelimesinin bulunduğunu, itiraz edenin markalarında ise m harfinin ön planda olduğunu, “...” markasında ise ev ve güneş çizimi olduğunu, ... kelimesini tek başına ayırt edici unsur bulunmadığını, birçok markanın ... kelimesini içerecek şekilde başka ayırt edici kelimelerle tescil edildiğini, “...” kelimesinin ayırt ediciliği sağladığını, birçok velinin çocuklarını kaydettirecekleri okulların tüm detaylarına ulaştığını, araştırma yaptığını, hiçbir tüketicinin münhasıran ... hizmeti sunan müvekkili şirket ile karıştırmasının mümkün olmadığını, davalının markaya itiraz formunda itirazın tarafı olmayan ... Eğitim İnşaat Enerji Gıda Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş., ... Eğitim İnşaat A.Ş. gibi şirketlerle ilgili ilgili mali konularda birçok bilgiyi paylaştığını, şirketlerde hak sahipliğini gösteren belgenin olmadığını, müvekkilinin iştigal konusunun hukuk/... hizmetleri olması sebebiyle ... merkezleri meslek içi eğitim de verebildiğini, sempozyumlar, konferanslar düzenleyebildiğini, bu nedenle 41. sınıf ile ilgili de başvuru yapıldığını, bu eğitimlerin hukuk ve arabuluculukla ilgili kısa süreli sempozyum, panel ya da sertifika eğitimleri şeklinde olabildiğini, bu eğitimlerin anaokulu, ilköğretim, lise eğitimi düzeyinde eğitimler olmadığını ileri sürerek 2021-M-1479 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, başvuru markasında ve redde mesnet markalarda esas unsurun ... ibaresi olduğunu, davacının, redde mesnet markaların farklı alanlarda kullanıldığı ya da kullanılmadığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, redde mesnet markaların tescil tarihinden başvurunun yapıldığı tarihe kadar 5 yıllık sürenin geçmediğini, kullanım ispatına tabi olmayacağını, müvekkili Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı marka tescil başvurusu ile davalının markasının 41. Sınıftaki eğitim ve öğretim hizmetlerinini kapsamış olsa da, hitap edilen tüketici kitlesinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, davalı eğitim kurumlarından hizmet almak isterken davacı ... tercih etmeyeceği, hiçbir tüketicinin yanılarak, münhasıran ... hizmeti sunan ve markasında dahi ... ibaresi bulunan davacı ... tercih etme yoluna gitmeyeceği, zaten davacının sunduğu hizmeti marka başvurusuna itiraz eden davalının da sunmasının mümkün bulunmadığı, taraf markalarında tescilli bulunan ve aralarında ilişki tespit edilen 41. Sınıf hizmetler bakımından tüketicinin herhangi ucuz ve hızlı tüketim malını alan tüketici kitlesine nazaran daha bilinçli tüketicilerden oluştuğu, markalar tam olarak okunduğunda fonetik olarak yanılgıya mahal verecek benzerliğin de bulunmadığı, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2021-M-1479 sayılı kararının 41. Sınıf hizmetler yönünden iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı marka tescil başvurusu ile davalının markasının 41. Sınıftaki eğitim ve öğretim hizmetlerini kapsamış olsa da, hitap edilen tüketici kitlesi birbirinden tamamen farklı olduğu sonucuna varılmasının hukuka aykırı bulunduğunu, çekişme konusu olarak başvuru kapsamından çıkarılan hizmetlerin 41. Sınıfı kapsadığını, tescil kapsamındaki ayniyete karşın mahkemenin markaların fiilen farklı şekilde kullanılacağı varsayımından hareket etmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, söz konusu incelemenin tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle sınırlı yapılması gerektiğini, ... ibaresinin 41. Sınıfta ve eğitim, öğretim, konferans gibi hizmetlerinde davalı adına tescilli ve koruma altında olduğunu, markalarda “...” ibaresinin baskın ve ayırt edici asli unsur olarak kullanıldığını, markaların benzer olduklarını ve davacıya benzer hizmetlerde söz konusu ibarenin verilmesinin iltibas yaratacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davalının “...” ve “...” ibareli markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, davalının itirazının kısmen kabul kısmen reddedildiği ve davacının marka başvurusunun kapsamından 41. Sınıfın çıkarıldığı, davacının kısmen ret kararına yönelik itirazının da YİDK'nın dava konusu kararı ile reddedildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davacının başvurusuna konu markası ile davalının itirazına mesnet markaları arasında 41. Sınıf yönünden SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587).
Açıklanan hükümler çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacının ... ibareli marka başvurusu ile davalının ... ve “...” ibareli markaları arasında benzerlik bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira markalardaki esas unsuru ... ibaresinin oluşturduğu, “...” ibaresinin ise başvuruda tali unsuru konumunda olduğu, ticaret hayatında herkesin kullanımına açık bu ibarenin markaya bir ayırt edicilik katmayacağı, redde mesnet markalarda ise “çocuk” “üniversitesi”, "koleji” “eğitim kurumları” “en iyisi” gibi ticaret alanında herkes tarafından kullanılan tasviri ibarelere yer verildiği, reddedilen 41. sınıftaki hizmetler yönünden söz konusu ibarelerin tasviri anlama sahip olduğu, markaya ayırt edicilik katmadığı görülmektedir.
Ancak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa tatbik edilebilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan irdelemede davacının başvurusundan çıkarılan hizmet ile davalının markalarının aynı (41. Sınıf) hizmetler üzerinde tescilli bulunduğu anlaşıldığından SMK'nın 6/1. maddesindeki emtia benzerliği koşulunun sağlandığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar mahkemece, davacının marka tescil başvurusu ile davalının markasının 41. Sınıftaki eğitim ve öğretim hizmetlerinini kapsamış olsa da, hitap edilen tüketici kitlesinin birbirinden tamamen farklı olduğu, davalı eğitim kurumlarından hizmet almak isterken davacı ... tercih etmeyeceği, hiçbir tüketicinin yanılarak, münhasıran ... hizmeti sunan ve markasında dahi ... ibaresi bulunan davacı ... tercih etme yoluna gitmeyeceği, zaten davacının sunduğu hizmeti marka başvurusuna itiraz eden davalının da sunmasının mümkün bulunmadığı şeklinde değerlendirme yapılmış ise de, böyle bir değerlendirme yapılmasının mümkün bulunmadığı, zira markaların tescil kapsamlarına göre korunduğu, başvuru konusu marka ile mesnet markaların kapsamında 41. Sınıf var iken bu markaların tüketicilerinin farklı bulunduğu yönündeki değerlendirmede tutarlılık olmadığı gibi iltibas değerlendirmesi yapılırken bu şekilde bir inceleme yapılmasına da imkan bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalara göre tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. Maddesi anlamında iltibas bulunduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/02/2022 Tarih ve 2021/126 Esas - 2022/40 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA;
2-Davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından davacıdan peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30.TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 42,40 TL posta ve tebligat gideri, 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 263,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine,
7-Davalı şahıs tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı ... iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...