T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/834
KARAR NO: 2024/983
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/12/2021
NUMARASI: 2021/220 E. - 2021/432 K.
DAVACI: ...
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVANIN KONUSU: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/12/2021 tarih ve 2021/220 E. - 2021/432 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının 2016/70614 sayılı “...” ibareli marka tescil başvurusuna karşı “...” esas unsurlu markaları ve “...” ibaresini ihtiva eden tasarımları ile iltibas oluşturacağı, markalarının tanınmış olduğu ve hak sahipliğinin mevcut olduğu gerekçeleriyle itirazda bulunduklarını, ancak itirazlarının nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin “...” markalarını ilk olarak 1990 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerine büyük yatırımlar gerçekleştirdiklerini, müvekkilinin çok sayıda “...” ibaresi içerir tescilinin bulunduğunu, ayrıca başvurularının “WIPO” nezdinde de tescilli olduğunu, yine “...” ibaresi içerir tasarım tescillerinin de bulunduğunu, dava konusu marka ile müvekkilinin “...” markalarının tescil edildiği sınıfların benzer olduklarını, müvekkilinin markalarının tanınmış olması nedeniyle alelade markalara göre koruma alanının daha geniş olduğunu, dava konusu markanın bütün sınıflarını kapsar şekilde hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürerek YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin “...” markası altında faaliyet gösterdiğini, “...” kelimesinin dilimize yabancı dilden geçmiş “bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu” anlamında kullanılan bir kelime olduğunu, “eva” ibaresinin ise “Havva, ilk yaratılan kadın” anlamında kullanıldığını, bu sayede “...’a ulaşmak” gibi bir anlamın verilmeye çalışıldığını, yine markanın “...” ve “ ...” olarak da ayrılabileceğini, “...” ibaresinin “cennet” anlamına geldiğini, “...” ibaresinin ise İngilizce anlamında kullanıldığını ve “cennet için” anlamına geldiğini, taraf markaları arasında yazılış, okunuş bakımından farklılıklar bulunduğu gibi hiçbir müşterinin bu iki markayı birbiri ile karıştırmayacağını, davacı yan markalarının genel olarak 30. Sınıfta az sayıda markasının ise 05, 29, 30, 32 ve 38. sınıflardan birkaçında tescilli olduğunu, müvekkilinin markalarının ise 05, 43 ve 44. Sınıflarda tescilli olduğunu, davacının 30. Sınıftaki emtialar dışında fiili bir kullanımının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka ile davacı yan markaları arasında 556 s. KHK 7/1-b maddesi anlamında ayniyet ya da ayırt edilemeyecek düzeyde benzerliğin mevcut olmadığı, dava konusu marka ile davacı yan markaları arasında 556 s. KHK 8/1-b bendi anlamında benzer görülen emtiada, markaların salt “...” ibaresinden kaynaklı olarak iltibasa neden olacak düzeyde bir benzerlik taşımadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesinin şartlarının somut uyuşmazlıkta oluşmadığı, davacı yanın 556 Sayılı KHK'nın 8/5. maddesi çerçevesinde üstün bir hakkının mevcut olmadığı, başvuru konusu markanın kötüniyetli tescile konu edildiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,“...” markasının zayıf/ tanımlayıcı marka statüsünde olduğu ve ilgili markanın yanına eklenen ekler ile herkesin kullanımına açık olduğu iddiasının hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkili şirketin “...” ibareli markalarının tanınmış marka statüsünde olup ilgili markanın ayırt edici niteliğinin yüksek olduğunu, “...” ibaresinin özellikle bisküvi ve kraker emtiasında yoğun kullanımla yüksek ayırt edicilik sağlandığını, dava konusu markanın müvekkili şirketin “...” markalarından görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılaşmadığını, bu durumun iltibasın ortaya çıkmasına sebebiyet vereceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının ... ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet ... esas ibareli markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, ... ibareli işareti gördüğünde bunun ... ibareli markalardan farklı bir marka olduğunu algılayacağı, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki koşulların oluşmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesinin şartlarının somut uyuşmazlıkta bulunmadığı, davacı yanın 556 Sayılı KHK'nın 8/5. maddesi çerçevesinde üstün bir hakkının mevcut olmadığı, başvuru konusu markanın kötüniyetli tescile konu edildiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...