T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/103 - 2024/366
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/103
KARAR NO: 2024/366
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/11/2021
NUMARASI: 2021/62 E. - 2021/385 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Marka (Haksız Rekabetin Men'i, Manevi Tazminat)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/11/2021 tarih ve 2021/62 Esas - 2021/385 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacının sağlık hizmeti veren özel bir kuruluş olduğunu, “...” ibareli markanın davacı şirket adına tescilli olduğunu, davalı şirket tarafından davacının marka ve isim hakkının izinsiz şekilde kullanıldığını, davalı şirkete ait web sitesinde şikayet edilen ürün veya hizmetin alınıp alınmadığının kontrol edilmediğini, sadece kötü geri bildirimlere yer verildiğini, cevap haklarını kullanmak istediklerinde ise fahiş üyelik ücreti talep edildiğini ileri sürerek, davalı eylemlerinin haksız rekabet ve tescilli marka hakkının tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin men'ine, 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, ilgili internet sayfalarının yayın ve erişiminin engellenmesine, içeriğin yayından kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sırf bu davayı açabilmek için dava dışı ...isimli şahıs aracılığı ile aradığını, davalı şirkete ait "www...com" alan adlı web sitesinin ürün ya da hizmet alımı esnasında sorun yaşadığına inanan tüketicilerin bu mağduriyetlerini dile getirdikleri, yazdıkları şikayetleri barındıran yer sağlayıcı pozisyonunda bir tüketici şikayet platformu olduğunu, onlarca çalışanı için gelir modeline ihtiyaç duyduğunu, kurumsal üye olan ve ücret ödeyen firmaların bir takım ek hizmetlerden faydalandığını, ancak bu hizmetlerin içinde cevap hakkının satılması ya da parayla kullandırılmasının kesinlikle bulunmadığını, davacının dilekçesinde sunduğu teklifin kurumsal üyelik tekliflerine verilen yanıt olduğunu, davalı şirket hakkında yapılan bir şikayet üzerine Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme neticesinde hazırlanan 14.07.2020 tarihli kararda, "Davalı firmaya ait web sitesinin tüketici dostu bir site olduğu, sunulan hizmetlerle firmaların itibarına zarar verme amacı güdülmediği" yönünde karar verildiğini, davacı tarafın cevap hakkını ücretsiz kullandığını, emsal kararlarda davacı markasının kullanımının ticari maksatla olmadığının ve dürüst kullanım ilkesi çerçevesinde bulunduğunun belirtildiğini, davacı firma hakkında yapılan şikayetlerin davacının itirazları doğrultusunda yayından kaldırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı vekili tarafından sunulan 18/02/2021 tarihli e-posta yazışmasında ücretli üye olunması halinde şikayetler yayınlanmadan haberdar olunabileceğinin ücretli üyeliğin avantajı olarak ifade edildiğini, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, ihlalin etkileri, ihlalin ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında manevî tazminat miktarının 2.000,00 TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının cevap hakkının kullanılması konusunda üye olan firma ile üye olmayan firmalar arasındaki eşitsizliğe sebep olan eylemlerin "haksız rekabet olduğunun tespiti ile bu haksız rekabetin men'ine, 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, www...com" sitesinde tüketicilere bildirilen muhtelif şikayetlerin yayınlanmasının haksız rekabet olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından anayasal bir hakkın kullanılması sınırını aşmayan şikayetlerin siteden kaldırılmasına yönelik talebin ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı tarafın müvekkiline ait marka hakkını ihlal ettiğini, müvekkili şirketin marka ve isim hakkını izinsiz şekilde kullandığını, davalı tarafın şikayet sitesi adı altında haksız menfaat temini sağladığını, davalı şirkete ait site içerisinde şikayet edilen ürün veya hizmetin alınıp alınmadığı kontrol edilmeden sadece kötü geri bildirimlere yer verildiğini, oluşturulan bu izlenim ile müvekkili sağlık kuruluşunun sahip olduğu marka haklarının daimi surette lekelendirildiğini, cevap haklarını kullanmak istediklerinde ise fahiş üyelik ücret taleplerine muhatap olduklarını, zarara uğrayan müvekkili sağlık kuruluşunun yıllar içinde oluşturduğu marka değeri ve hizmet kalitesi üzerinden, haksız bir şekilde gelir elde etmeye çalışan davalı şirketin, haksız rekabet kapsamında gelir elde etme iradesi gösterdiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, söz konusu internet sitesinde şikayetlerin üye olsun ya da olmasın, tüm firmalara yazılır yazılmaz derhal (1 dakika içerisinde) bildirildiğini, hemen yayına alınmadığını, firmanın haberdar edilmesinden sonra içerisinde yer alması muhtemel ahlaka mugayir ifadeler bakımından redaktör kontrolüne gönderildiğini, bu inceleme (redaksiyon) sürecinin yaklaşık 24 saat sürdüğünü ve bu süre zarfında tüm firmaların, haklarında yazılan şikayet henüz yayınlanmadan müşterisine ulaşma ve şikayeti çözüme kavuşturma imkanına ve şikayeti yayından kaldırtma fırsatına sahip olduğunu, davacı firmanın da tıpkı üye firmalar gibi şikayetten derhal haberdar edildiğini, sonrasında şikayetin hemen yayına alınmayarak redaksiyon kontrolüne gönderildiğini, davacı firmanın dilediği takdirde bu süre zarfında hastasına (müşterisine) ulaşarak şikayeti çözüme kavuşturma ve yayına alınmadan şikayeti müşterisine (hastasına) kaldırtma imkanına sahip olduğunu, nitekim davacı firmanın çözüme kavuşturmak suretiyle hastasına (müşterisine) kaldırttığı veyahut teşekkür mesajına çevirterek içeriğini görünmez hale getirttiği pek çok içeriğin mevcut olduğunu, davacı tarafın, ... kılığında müvekkili şirketi arayarak tuzağa düşürmeye çalıştıklarını, şikayetlere cevap verilmesi, iletişim bilgilerinin talep edilmesi, asılsız şikayetlere itiraz edilebilmesi ve yazılan şikayetlerin yayınlanmadan önce ilgili firmasına bildirilmesi hususlarında üye olan ve olmayan firmalar arasında hiçbir ayırım gözetilmediğini savunarak, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalının "www...com" alan adlı web sitesinde, tüketicilerin satın almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerini belirttikleri, anılan web sitesinde doğrudan bir mal veya hizmet sunumunun ya da satışının yapılmadığı, bu durumda tüketicilerin/kullanıcıların şikayet ve görüşlerini ifade edebilmek için firmaların isimlerini ve ürünlerin markalarını kullanmasının bir zorunluluk arz ettiği anlaşıldığından, davalının internet sitesinde davacıya ait markayı kullanmasının, davacının marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca şikayetlere karşı firmalara sunulan cevap hakkının da ücretsiz olarak kullandırıldığı anlaşıldığından, mahkemece davacının diğer istemlerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davalı vekilince her ne kadar davacının "..." adı altında müvekkili şirketi aradığı, müvekkilini tuzağa düşürmeye çalışarak ısrarla teklif talebinde bulunduğu, dava konusu e-mailin de bu nedenle yazıldığı savunulmuş ise de, mahkemece karar yerinde belirtildiği üzere, dava dilekçesinin ekinde sunulan 18.02.2021 tarihli e-mail yazışmasının, davalıya ait "...@....com" isimli e-mail adresinden, davacının çalışanı olduğu konusunda taraflar arasında çekişme bulunmayan ve davacıya ait kurumsal e-mail adresi olan "....com.tr" adresine gönderildiği, e-mailin konusunun da açıkça ".../... Kurumsal Üyelik" olarak belirtildiği, dolayısıyla mahkemece anılan e-mail yazışmasının, davalı tarafça davacıya hitaben gönderildiğinin kabul edilmesinde ve anılan yazışmanın değerlendirilmesi suretiyle davalının hukuki durumunun tespit edilmesinde de Dairemizce bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalının "kurumsal üyeliğin avantajları" konulu bu mail yazışmasında bildirildiği ve mahkemece de kabul edildiği üzere, davalının kurumsal üyelere "özel panel" hazırlayıp, şikayetlere bu panel üzerinden cevap verilmesi imkanının tanınması, aynı panelde şikayetçilerin iletişim bilgilerinin tamamının görüntülenebilmesi, şikayetlerin yayınlanmadan önce firmanın haberdar edilmesi, kullanıcılara yönelik iki hedef soru ile daha hızlı çözüm sürecine girilebilmesi vb. uygulamaların, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında belirtildiği gibi "davalıların şikayetin yayınlanması aşamasında ücret ödeyen kurumsal üyeler lehine açık avantaj sağlaması anlamında, kurumsal olmayan üyeler için bir haksızlığa sebep olduğundan" haksız rekabet oluşturmaktadır.
Her ne kadar davalı vekilince "şikayetlerin üye olsun ya da olmasın, tüm firmalara yazılır yazılmaz derhal (1 dakika içerisinde) bildirildiği, ancak hemen yayına alınmadığı, firmanın haberdar edilmesinden sonra içerisinde yer alması muhtemel ahlaka mugayir ifadeler bakımından redaktör kontrolüne gönderildiği, bu inceleme (redaksiyon) sürecinin yaklaşık 24 saat sürdüğü ve bu süre zarfında tüm firmaların, haklarında yazılan şikayet henüz yayınlanmadan, müşterisine ulaşma ve şikayeti çözüme kavuşturma ve yayından kaldırtma fırsatına sahip olduğu" savunulmuşsa da, bu savunmada bildirilen hususların, davalının hazırladığı sistemin olağan işleyişi ile ilgili olduğu, bu işleyişin her zaman aynı şekilde gerçekleşmeyebileceği, kaldı ki bu işleyişin dahi yukarıda açıklandığı üzere davalının kurumsal üyeleri lehine "özel panel" hazırlayıp, kullanıcı şikayetleri konusunda kurumsal üyeler lehine sağladığı belirtilen avantajların yerine geçmeyeceği, diğer bir deyişle o avantajları yok saymaya yetmeyeceği açıktır. Bu durum karşısında mahkemece, davalının yukarıda açıklanan eylemlerinin karar yerinde belirtilen nedenlerle haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde, Dairemizce de bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin uhdelerine bırakılmasına,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.