T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/111 - 2024/327
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/111
KARAR NO: 2024/327
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/09/2021
NUMARASI: 2021/37 E. - 2021/311 K.
DAVACI:
VEKİLİ
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/09/2021 Tarih ve 2021/37 Esas - 2021/311 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 99/018236, 140280, 123752, 98086 sayılı "... şekil", "...", "...", "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini 43. sınıfta marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2019/90217 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1995 yılında faaliyete başladığını, Türkiye çapında tanınmış marka haline geldiğini, davalının müvekkilinin ... ibareli seri markalarının itibarından haksız bir şekilde yaralanmak amacıyla dava konusu ibareyi gıda sektöründe kullanmasının müvekkilinin markalarına iltibas teşkil edeceğini, başvurudaki "..." ibaresinin Türkiye’de bir ilçe adı olması nedeniyle mal/hizmetlerin menşeini gösterir biçimde algılanacağını, "..." ibaresinin ise tescile konu edilen yiyecek hizmetlerinde bir ürün olması sebebiyle ... ibaresinin başvuruda asli markasal unsur olduğunu, davalı markasının müvekkilinin markaları ile bağlantılı ve ilişkili olan 43. Sınıf yönünden tescilli olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2020-M-9869 sayılı kararının iptaline ve 2019/90217 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, markaların benzer olmadığını, başvuru kapsamındaki itiraza konu mallar/hizmetler ve bunların nitelikleri dikkate alındığında başvuru markası ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, SMK'nın 6/5. maddesinde sayılan koşulların mevcut olduğunu gösterir nitelikte bilgi ve belge bulunmadığını, davacı vekilinin SMK'nın 6/9. maddesi bağlamında kötüniyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili ve ailesinin 1979 yılından beri ... ... markası altında kurmuş oldukları ... ilinin ... ilçesinde açtıkları restoranda ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, ... markasının müvekkili ile özdeşleştiğini ve .../... bölgesinde tanınmış marka haline geldiğini, taraf markalarının görsel, işitsel, kavramsal olarak benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını, markaların genel görünüm, tüketici nezdinde bıraktıkları genel izlenim ve işitsel olarak birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacının kötüniyete ilişkin bir gerekçelendirme yapmadığını, müvekkilinin 1979 yılından beri ... markası altında .../... bölgesinde hizmet verdiğini ve bu tarihlerde müvekkilinin davacı ve ona ait markalardan haberdar olmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru kapsamındaki "43. Sınıf; Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri"nin davacıya ait markaların tescil kapsamında bulunan 05, 29, 30, 31 ve 32. Sınıfa dahil mallar ile aynı veya benzer mal/hizmetler olmadığı, davacının, 140280, 98086 sayılı "..." "..." markalarında yalnızca kelime unsurlarının kullanıldığı, 99/018236, 123752, sayılı "...+şekil", "...+şekil" markalarında ise renk ve şekil unsurlarının birlikte kullanıldığı, genel görünümleri renk ve şekil unsurları itibariyle bir bütün olarak koruma sağladığı ve bu markaların davalı markasından farklılaştığı, davacı markalarının davalının markası ile “benzer” bulunan markalarının “benzerliği” “yüksek seviyede” olmadığından, al/hizmetlerin tüketicisinin özellikleri dikkate alındığında bu mal/hizmetler üzerinde gören tüketicilerin markalar veya işletmeler arasında bir bağlantı kurmayacağı tüketicilerin satın aldıkları ürünün ve hizmetin üreticilerinin sektör bazında farklılaştığının ve bu emtiaların doğasının farklı olduğunun da farkında oldukları yani emtialar arasında tüketicinin karıştırmasına neden olacak bir benzerlikten söz edilemeyeceği, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markası ile müvekkilinin “...” ibareli tanınmış marka statüsündeki seri markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik olduğunu, davalı markasında “...” ibaresinin asli markasal unsur olduğunu, müvekkilinin markasındaki asyi unsurun da aynı bulunduğunu, müvekkiline ait ... ibareli markaların tanınmış marka olduğunu, SMK'nın 6/4 ve 6/5. maddesindeki şartların oluştuğunu, davalı tarafın, dava konusu markayı tescil ettirirken kötüniyetli davrandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayımlanmasından davacının bu başvuruya mesnet "..." esas unsurlu markalarını göstererek itiraz ettiği ancak itirazlarının reddedildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davalının başvurusuna konu markası ile davacının itirazına mesnet markası arasında, somut uyuşmazlıkta başvuru kapsamında bulunan mallar için SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı, SMK'nın 6/4, 6/5 ve 6/9. madde koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının başvurusuna konu ibarenin "..." olduğu, başvuru konusu ibarede karşılaştırmada esas alınacak ibarenin "..." olduğu, zira "..." ibaresinin Türkiye’de bir ilçe adı olması nedeniyle mal/hizmetlerin menşeini gösterir biçimde algılanacağı, "..." ibaresinin ise tescile konu edilen yiyecek hizmetlerinde bir ürün olduğu, bu itibarla taraf markalarında karşılaştırılacak ibarelerin aynı olduğu, "..." ibaresinin başvuru kapsamında bulunan hizmetler için zayıf bir ibare olarak da nitelendirilemeyeceği, bu nedenle de tarafların markalarının görsel, anlamsal ve işitsel olarak benzer olduğu ve iltibas riski taşıdığı kanaatine varılmıştır.
Ancak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken, her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerekmektedir.
Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davacının itirazına mesnet markalarının 5, 29, 30, 32. Sınıflarda tescilli bulunduğu, davalının başvurusunun ise 43. Sınıfı kapsadığı görülmektedir. Buna göre, açıklanan kriterler çerçevesinde yapılan değerlendirmede, başvuru kapsamındaki "43. Sınıf; Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri"nin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mallar ile benzer olduğu, zira bu mal ve hizmetlerin aynı sektörde, aynı/benzer ihtiyaçları karşılamak için verildiği, birbirini tamamlayan ve birbirini ikame edebilen hizmetler olduğu anlaşılmaktadır. Bu benzerliğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin çeşitli kararlarında da benimsendiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/35 Esas, 2019/7063 Karar ve 11/11/2019 Tarihli; 2020/497 Esas, 2020/5021 Karar ve 12/11/2020 Tarihli ve 2020/2324 Esas, 2021/3559 Karar ve 12/04/2021 Tarihli) görülmektedir.
Başvuru kapsamında bulunan 43. Sınıftaki diğer hizmetlerin ise itiraza mesnet marka kapsamında bulunan mallar ile benzemediği, zira karşılaştırılan mal ve hizmetin dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin, hedeflenen halk kesimlerinin aynı olmadığı gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunmadığı anlaşılmıştır. Bunun yanında benzer bulunmayan bu sınıflar açısından, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığı gibi dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı ve davalı şirketin dava konusu marka başvurusu yapmakla kötüniyetli olmayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunduğu için, davanın 43. Sınıf; “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile, Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/09/2021 Tarih ve 2021/37 Esas - 2021/311 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Davanın KISMEN KABULÜ ile, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2020-M-9869 sayılı YİDK kararının 43. Sınıf; “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Davalı adına tescil edildiği anlaşılan 2019/90217 sayılı "..." ibareli markanın 43. Sınıf; “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ... ile davalı ... alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı ... ile davalı ... kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine,
7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.100,00 TL bilirkişi ücreti, 109,50 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 46,00 TL tebligat masrafı ve 162,10 istinaf kanun yoluna başvurma harç tutarından oluşan toplam 2.417,60 TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek 1.208,80 TL'ye, 59,30 TL peşin harç ile 59,30 TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 1.327,40 TL'nin davalı ... ile davalı ... alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
10-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.