T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/375
KARAR NO: 2024/602
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/01/2021
NUMARASI: 2018/374 E. - 2021/9 K.
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/01/2021 tarih ve 2018/374 Esas - 2021/9 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye’nin ilk spor kulübü olduğunu ve günümüze kadar geçen sürede birçok spor branşında faaliyet göstererek sayısız başarılar elde ettiğini, TÜRKPATENT nezdinde ve WIPO nezdinde tescili markalarının bulunduğunu, davalının 2017/27694 sayılı "... ..." ve 2017/72326 sayılı "..." markalarının, müvekkilinin tescilli markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, ... tarihinin müvekkilinin kuruluş tarihi olduğunu, ayrıca anılan ibareyi içerir şekilde özel/01478, 2011/04787, 2004/30877, 2004/30878, 2015/109292, 2017/66176 sayılı markaların müvekkili adına tescilli bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markalarıyla ve özellikle de 2017/66176 sayılı markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarının yeni bir versiyonu olarak algılanacağını, ayrıca müvekkilinin hizmet verdiği restoran, kafe, açık – kapalı etkinlik alanları, toplantı salonları gibi yerlerde “...” isimli bir sosyal buluşma mekânının dahi bulunduğunu, yine müvekkilinin "www...com" isimli web sayfasının olduğunu, davalının 32. ve 33. sınıf mallarda tescil ettirmeye çalıştığı işaretin de müvekkilinin bu markalarının bir ürünü olarak algılanması ve iltibas ihtimalinin çok yüksek bulunduğunu, davalı markalarının kötü niyetli olarak tescil edildiklerini, ayrıca müvekkilinin "..." şeklinde tescilli markaları ile de davalının bir diğer markası olan 2017/72326 sayılı markasının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalının açıkça müvekkilinin markalarından ticari kâr elde etmek, müvekkilinin sahip olduğu geniş taraftar kitlesinden yararlanmak amacıyla yanlış algılar oluşturacak şekilde marka başvuruları yaptığını, müvekkilinin 2017/66177, 2012/80509, 2012/08816, 2011/04729, 2011/04708, 2011/04676, 2004/30879 sayılı markaların sahibi olduğunu, bu markaların ilgili marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, "..." ibaresinin "..." anlamına geldiğini, bu ibarenin toplumun büyük bir kesimi tarafından bilinen bir kavram olduğunu, davalının sadece müvekkili markaları ile değil Galatasaray ve Fenerbahçe gibi diğer spor kulüplerinin de kuruluş tarihlerini esas alarak markalar tescil ettirmeye çalıştığını, ülkemizde 1905 denildiğinde Galatasaray, 1907 denildiğinde Fenerbahçe spor kulüplerinin akla geldiğini, davalının bu ibareleri tescil ettirerek büyük kulüplerinin tanınmışlığından yararlanmayı hedeflediğini ileri sürerek, 2017/27694 ve 2017/72326 sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin Türkiye’nin önde gelen sanayi ve ticaret gruplarından biri olarak şarap, üzüm suyu ve benzeri ürünlerin üretim, satış ve ihracat faaliyetleri ile iştigal ettiğini, hükümsüzlüğü talep edilen markalarda yer alan "..." ibaresinin, müvekkilinin tanınmış markası olduğunu, ülkemizin en tanınan ve en eski on markasından biri bulunduğunu, davacının tanınmışlığının müvekkilinin tanınmışlığından farklı alanlarda olduğunu, bu nedenle "... ..." ve "..." şeklindeki markaların, gerek kapsamlarındaki mallar gerekse de tanınmışlığının farklı sınıflarda olması nedeniyle davacı markalarıyla iltibas yaratmasının mümkün olmadığını, müvekkili markalarında herhangi bir ibarenin ön plana çıkarılmadığını, bu markalarda yer alan "..." ibaresinin de yüksek tanınmışlığa sahip olduğunu, dolayısıyla tüketicilerin, taraf markalarını karıştırmayacaklarını, Kurum nezdinde içinde ... ibaresi geçen çeşitli markaların olduğunu, davacının 32. ve 33. sınıf mallarda tescilli markasının bulunmadığını, müvekkilinin "..." markasının, davacının "..." ibareli markalarından daha önce tescil edildiğini, markaların bütün olarak değerlendirilmeleri gerektiğini, markaların hitap ettikleri tüketici kitlelerinin farklı olduğunu, müvekkilinin hitap ettiği tüketici kitlesinin alelade tüketiciler olmadığını, müvekkili şirket markasının ciddi ve yoğun kullanım ile sektörün en bilinen markası olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, gerçekleştirdiği marka başvurularının kolaylıkla davacıya ait markalardan ayırt edilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu "... ..." ve "..." esas ibareli markalar ile davacı adına tescilli "..." ve "..." ibareli markalar arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunduğundan davacının diğer iddialarının incelenmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2017/27694 numaralı "... ..." ibareli marka ile 2017/72326 numaralı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu, bu rapora yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, emtia benzerliği değerlendirmesinin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararlarına göre yapıldığı belirtilmesine rağmen söz konusu kararlar ile yapılan tespitler arasında çelişki bulunduğunu, davacı adına tescilli 2017/66176 sayılı "..." ibareli markanın kapsamında 33. sınıf malların yer almadığını, diğer davacı markaları ise ortak emtia gurubunun zaten bulunmadığını, davacı tarafın bu markaların kullanımına ilişkin bir kanıt da sunmadığını, TÜRKPATENT nezdinde içinde "..." ibaresi geçen 66 adet markanın bulunduğunu, yine "..." ibaresini de içeren 18 markanın olduğunu, "..." ibareli markalarla da emtia benzerliği şartının gerçekleşmediğini, taraf markaları arasında aynılığın bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak kullanılan ibarelerin tek kişinin kullanımına bırakılamayacak kelimeler olduğunu, yıllardan beridir kullanımla ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandırılan markanın, aynı zamanda müvekkili ticaret unvanının da kök unsurunu oluşturduğunu, iltibas değerlendirmesinde markaların bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, parçalara ayrılarak benzerlik değerlendirmesi yapılamayacağını, taraf firmalara ait markalar arasında yazılış, okunuş, telaffuz, anlam ve kullanılan görsel ögeler, renk kombinasyonu bakımından herhangi bir ayniyet ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunmadığını, uyuşmazlık konusu markaların farklı görsel unsurlar da içerdiklerini, davacının dayanak markaları ve müvekkili markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, ayrıca alkollü içecek açısından tüketici kitlesinin satın alma sırasında biraz daha dikkatli olacağını, müvekkili markalarının 32. 33. sınıflarda kullanılması ve şaraplarla özdeşleşen bir marka olması, markaların tanınmış bulunması hususları dikkate alındığında, ortalama tüketicinin bu ürünleri alırken markaları karıştırmayacağını, öte yandan müvekkili markalarında "..." sözcüğünün ön planda tutulduğunu, “...” ve "..." ibarelerinin, müvekkili markalarında esaslı unsur olarak kullanılmadığını, müvekkili markalarının farklı sektörde tanınmış olmasının da iltibasa engel olacağını, müvekkilinin internet sitesinde yer alan bilgi ve içeriğin bilirkişiler tarafından incelenmediğini, müvekkili tecillerinin kötü niyetli de olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2017/27694 sayılı "... ..." ibareli ve 2017/72326 sayılı "..." ibareli marka ile davacı adına tescilli "..." ve "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira dava konusu markalarda yer alan "..." ibaresinin, davalının çatı markası olduğu ve bu nedenle söz konusu markaların asli unsurlarının "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, belirtilen bu asıl unsurlar ile davacı markalarının esas unsurlarının benzer olduğu, anılan ibarelerin 32. ve 33. sınıf mallar yönünden tanımlayıcı ya da tasviri de olmadıkları ve yüksek ayırt edici nitelikte bulundukları, emtia benzerliği koşulunun da gerçekleştiği, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, ilk derece mahkemesince yalnızca karıştırılma tehlikesi gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğinden, davalı tarafın tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına yönelik istinaf itirazlarını incelemeye gerek olmadığı anlaşılmakla, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/03/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...