T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/701 - 2024/848
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/701
KARAR NO: 2024/848
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/06/2021
NUMARASI: 2020/275 E. - 2021/262 K.
DAVACI
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın
Hükümsüzlüğü)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/06/2021 tarih ve 2020/275 E. - 2021/262 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait "..." asli unsurlu markalar ile davalı tarafça başvurusu yapılan 2019/69611 sayılı "..." ibareli markanın ayırt edilemeyecek kadar aynı şekilde dizayn edildiğini, “...” ibaresindeki “H” harfinin telaffuz edilirken yutulabildiğini, bu sebeple markaların işitsel açıdan ayırt edilemeyecek derecede aynılık içerdiğini, taraf markalarının aynı emtia için (9.sınıf) kullanılacak olmasının ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılması sonucunu doğuracağını, davalı tarafça “...” ibaresinin seçilmesinde müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanma amacı güdüldüğünü, müvekkili şirketin ticaret unvanı ile davalı şirketin markası arasında da benzerlik bulunduğunu, davalı tarafın “... ...” ibaresinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’nın 2020-M-5224 sayılı kararının iptaline, 2019/69611 sayılı marka başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taraf markaları kapsamında aynı veya aynı türden mal ve hizmetler bulunmadığından markalar arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını, SMK 6/5 hükmünün somut olayda uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın kötü niyete ilişkin iddialarını destekler nitelikte yeterli delilin sunulmadığını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, dava konusu marka başvurusunun tescilinin henüz yapılmadığını, dava dosyasına istinaden marka başvurusunu geri çektiklerini, ilgili evrakın dosyaya sunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, "..." esas unsurlu davacı markaları ile "..." esas unsurlu davalı markası arasında davaya konu 9.sınıf emtiaların hitap ettiği dikkatli ve bilinçli tüketici kesimi nezdinde (Bkz; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, 26.02.2013 tarih, 2012/3552 E 2013/3532 K) iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, kısa harflerden oluşan kelime markalarında somut olayın özelliğine göre tek harf farklılığının dahi iltibas tehlikesini bertaraf edebileceği, dikkatli ve bilinçli tüketicinin kelimelerin başlangıç kısımlarına diğer kısımlarına nazaran daha fazla yoğunlaşacağı, davacı markalarının başında bulunan "H" harfinin dava konusu markada bulunmadığı, davacı markalarının kavramsal olarak "Hidoelektrik Santral"in kısaltması olarak çağrışım oluşturacağı, zira toplumda bu tip santrallere halk dilinde dahi "..." kavramı yüklendiği ve bu kavram ile tanımlandığı, dava konusu markayı oluşturan "..." ibaresinin ise “Notada duraklama zamanı ve bunu gösteren işaretin adı” olarak farklı çağrışım gücünün bulunduğu, bulmacalarda sıklıkla yer alan ve anlamı ülkemiz ortalama tüketicisi tarafından dahi bilinen bir kelime olduğu, her ne kadar davalı markasında bulunan "H" harfinin işitsel olarak baskın olmaması nedeniyle markalar arasında işitsel anlamda kısmi benzerlik bulunsa da, gerek görsel, gerekse kavramsal olarak markalar arasındaki farklılığın bu işitsel benzerliği bertaraf ettiği, 9.sınıf emtiaların hitap ettiği tüketicilerin dikkatli ve bilinçli kimseler oldukları da nazara alındığında, markalar arasındaki görsel ve kavramsal farklılıkları davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracakları süre içinde algılayabilecekleri, bu nedenle dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait itiraza mesnet markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığının ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin gerek itiraz aşamasında gerek dava aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, kaldı ki markaları oluşturan işaretlerin; görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları, bu nedenle tanınmışlık iddiasına ilişkin olarak, öncelikle işaretler arasındaki benzerliğinin gerçekleşmesi şartı mevcut olmadığından, tanınmışlık iddiasına ilişkin istemlerin yerinde bulunmadığı, davacı ticaret unvanının ayırt edici eki olan "..." kelimesi ile dava konusu markanın esas unsurunu oluşturan "..." kelimesi arasında görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde, iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığından, SMK m.6/6 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescilli olmadığından hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." asli unsurlu markaları ve SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında ticaret unvanının klavuz unsuru "..." ibaresi ile davalının “...” ibareli marka başvurusunun ayırt edilemeyecek düzeyde benzediğini, müvekkil ile davaya konu marka sahibinin aynı alanda faaliyet gösterdiğini, karşılaştırılan marka kapsamlarının benzer olduğunu, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalının müvekkili markalarının tanınmışlığından yararlanmak adına kötü niyetli bir biçimde marka tescili almak istediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:Dava, marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "... ...+şekil" ibareli 9.sınıf mallarda tescili istenen başvuru ile davacının itirazına mesnet emtia benzerliği şartını sağlayan 2012/63517, 2019/11598, 2019/11599 sayılı "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında 9.sınıf malların bilinçli alıcı kitlesi nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, somut uyuşmazlıktaki gibi kısa sözcüklerden oluşan ibarelerde, koruma düzeyinin, uzun sözcüklere göre daha düşük olduğu, karşılaştırılan markalar arasında gerek baş harfleri ve gerekse anlamları bakımından oluşan farklılığın yeterli ayırt ediciliği sağladığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının tescil engeli oluşturmayacağı, davacının ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "..." kelimesi ile dava konusu markanın asli unsuru "..." ibaresi arasında da benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/6.maddesi şartlarının oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.