T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1300 - 2024/1538
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1300
KARAR NO: 2024/1538
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/01/2022
NUMARASI: 2021/136 E. - 2022/14 K.
DAVACI:
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/01/2022 tarih ve 2021/136 E. - 2022/14 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." adıyla halk arasında ve sektörde tanındığını, müvekkilinin 2010/19023, 2017/19521 ve 2017/59228 tescil numaralı “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markalar mesnet gösterilerek davalının 2020/36158 başvuru numaralı ve “...” ibareli markası için yapılan itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın hiçbir ayırt edici, baskın unsuru olmadığını, başvurunun SMK'nın 5 ve 6. maddelerince reddedilmesi gerektiğini, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız avantaj sağlayacağını, seri marka imajı elde edeceğini, başvuru markasının müvekkili markası kapsamında yer alan mal/hizmetlerle aynı, bağlantılı ürünler için tescilinin talep edildiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nın 2021-M-2272 sayılı kararının iptaline, 2020/36158 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şahıs vekili, "..."nın, minikliği ile ünlü bir köpek cinsinin ismi olduğunu, müvekkili markasının bu köpek cinsinin isminden türetildiğini, Türkçe’nin soldan sağa okunan bir dil olduğunu, müvekkili markası ile karşılaşacak tüketicilerin hem görsel hem de işitsel olarak önce markanın "..." kısmını algılayacağını, davalı kurum nezdinde tescilli 23 adet "..." ve 65 tane de "..." ibareli markanın bulunduğunu, "..." ibaresinin sektörde çok sık kullanıldığını, ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bu kelimenin Batı Afrika'da bir ağaç türünün ve bu ağacı temsil eden dünyaca ünlü logonun adı olduğunu, "..." ibaresinin, Batı Afrika ülkesi olan Nijerya'daki bir toplum ile bu toplumun dilline de karşılık geldiğini, "... ağacının tohumları" anlamına gelen "... ..." sloganının, Gana'da düzenlenen 2008 Afrika Uluslar Futbol Kupası'nın resmi sloganı olduğunu, davacının "..." ibareli markaların tanınmışlığına yönelik delil de sunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markanın salt kelime markası olduğu, davacıya ait itiraza mesnet markaların 2010/19023 ve 2017/19521 sayılı markalar için "..." kelime ile 2017/75928 sayılı markada "..." kelimesi ve şekil unsurundan oluştukları, dava konusu markanın esas unsurunun bir bütün halinde "..." ibaresi, davacıya ait markaların esas unsurunun ise "..." ibaresi olduğu, taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; aralarında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede görsel, işitsel veya kavramsal benzerlik bulunmadığı; makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, markaların ayırt edici unsurlarını bir bütün halinde algıladıkları, bu nedenle söz konusu ortalama tüketici kesiminin davaya konu markayı "...-..." olarak değil, "..." olarak algılayacağı, bu nedenle dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin, markanın bütününden ayrı otonom bir niteliğinin bulunmadığı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında salt "..." hecelerinin müşterek olarak bulunmasından kaynaklı olarak markalar arasında iltibas tehlikesi doğuracak derecede bir benzerlikten söz edilemeyeceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/11/2021 tarih ve 2018/11-84 E.- 2021/1401 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; ortalama tüketicilerin algısında markaların baskın kısmının, soldan sağa okunan sözcük markalarında ilk harf ve hece olduğu, buna göre; dava konusu "..." markası ile karşılaşan ortalama tüketici kesiminin, markanın ilk hecesini oluşturan "...-" hecesine, "-..." hecesine göre daha çok dikkat edeceği, dolayısıyla dava konusu marka ile davacıya ait markaların başlangıç hecelerinin birbirlerinden farklı olması nedeniyle, markaların genel görünümleri itibari ile birbirlerinden yeter düzeyde farklılaştığının söylenebileceği, dava konusu markanın "..." şeklinde, davacıya ait markaların "..." şeklinde telaffuz edileceği, işitsel olarak markaların ilk hecelerinin farklı olması nedeniyle iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduklarının söylenemeyeceği, davaya konu emtiaların hitap ettiği halk kesiminin, oldukça spesifik bilgi kapasitesini haiz olduğunun kendilerinden beklenemeyeceği, dolayısıyla bu tüketici kesiminin gerek dava konusu markayı, gerekse davacıya ait markaları anlamı bilinmeyen kelimeler olarak algılayacakları, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında kavramsal düzeyde bir benzerlik bulunduğunun da söylenemeyeceği, tüketicilerin bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 5/1-ç. hükmü uyarınca iltibas ve SMK'nın 6/1. hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı; davacı tarafın itiraza mesnet gösterdiği markaların dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre tanınmışlık mertebesine ulaştığının ispatlanamadığı, ayrıca dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet markaların bütününe hakim olan görünümlerinin benzer olmadığı tespit edildiğinden SMK'nın 6/5 maddesi hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı, kötüniyet iddiasının da yerinde görülmediği; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/11-696 E.-2016/778 K. sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yeni bir bilirkişi raporu aldırılması talepleri değerlendirilmeden ve itirazlarını karşılamayan rapora dayanılarak hüküm kurulduğunu, taraf markalarının SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzer olduğunu, müvekkilinin "..." markasını kullanarak seri marka oluşturma gayreti içinde bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili markalarının itibarından faydalanacağını ve marka imajına zarar vereceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, zira dava konusu başvuruyu oluşturan işaretin sonunda davacının itiraza mesnet markası yer almakta ise de, başvuruyu oluşturan ibarenin "..." ibaresinden türetilmediği, ibarenin bir bütün olarak algılandığı, başvuruda "-..." ibaresinin markanın genel kompozisyonda boyut, yazı karakteri ve renk itibariyle öne çıkartılacak şekilde de yazılmadığı, markaları oluşturan ibarelerin ilk ve başlangıç kısımlarının sonraki kısımlarına göre tüketicilerin bütüncül intibalarının oluşumuna dava baskın nitelikte olduğu göz önüne alındığında, dava konusu başvuruda "...-" ibaresinin daha fazla öne çıkar mahiyette olduğu, taraf markaları arasındaki farklılığın hemen ve ilk bakışta algılandığı, davacının itiraza mesnet markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı, taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin de bulunmadığı, öte yandan, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/09/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 12/10/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.