T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/26
KARAR NO: 2024/194
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/10/2021
NUMARASI: 2020/281 E. - 2021/374 K.
DAVACI
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/10/2021 Tarih ve 2020/281 Esas - 2021/374 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... ile ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibaresini kullanan ilk kişi olduğunu ve bu ibareyi taşıyan 2015/56405 numaralı "...", 2015/38539 numaralı "... ...", 2015/56406 numaralı "... ...", 2015/56412 numaralı "... ...", 2016/00982 numaralı "... ..." markalarının seri markalarının bulunduğunu, müvekkili ile “...” ibaresini içeren markaların özdeşleştiğini ve markaların aktif olarak kullanıldığını, müvekkilinin tescil edilmiş markaları ile davalı adına tesciline karar verilen 2018/112544 numaralı "... ..." markası incelendiğinde markaların “...” ibaresini içerdiğinin ve aynı sınıfta tescil edildiğinin görüleceğini, davalı gerçek kişi adına yapılacak bir tescilin müvekkilinin 6769 sayılı Kanundan doğan haklarına aykırılık teşkil edeceğini, davalının kötüniyetli olduğunu, buna rağmen 2020-M-5741 sayılı YİDK kararı ile başvurunun tesciline karar verildiğini ileri sürerek, davalı ...YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davacının başvuruya itirazında dayanak marka olarak yalnızca 2016/00982 numaralı "... ..." ibareli markayı göstermesine karşın dava dilekçesinde 5 markaya dayandığını, müvekkili tarafından "... ..." ibaresinin uzun yıllardan beri ve davacıdan daha önce kullanıldığını, müvekkilinin "www...com" alan adını 18.06.2014 tarihinde kaydettiğini, davacının ise kötüniyetli olarak "www...com.tr" alan adını 09.03.2015 tarihinde kaydettirdiğini, müvekkili ticaret unvanının "..." olduğunu, davacı yanın kötü niyetli olduğunu, davacı yanın tanınmışlık iddiasının kabulünün mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "Şekil + ... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... ..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki markada "..." ibaresinin asli unsur olduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma, faydalanma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, ortak benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceğinden, SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu, aksi yöndeki bilirkişi görüşüne iştirak edilmediği, SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu kanıtlanmadığı gibi başvuru markası açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı, ancak bu durumlar mevcut olan iltibası ortadan kaldırmadığından sonuca etkili bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2020-M-5741 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemece markalar arasındaki ortak unsurun genel ibare olduğu ve YİDK kararı ile bilirkişi raporu gözetilmeyerek, geçerli bir gerekçe gösterilmeksizin, usule ve yasaya aykırı karar verildiğini, yeni bir bilirkişi raporu veya aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasının gerektiğini, "..." ibaresinin yer adı olması dikkate alındığında ayırt edici olmadığını, genel ibarelerin zayıf marka veya tanımlayıcı olması nedeniyle başka hak sahiplerince de kullanılabileceğini, müvekkili tarafından yapılan marka başvurusundaki "..." ibaresinin benzerlik ve karıştırılma ihtimali olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK kararlarının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şahsın 2018/112544 sayılı başvurusu ile davacın muterizin 2016/00982 sayılı markası arasında, SMK 6/1 maddesi açısından iltibas ihtimalinin oluşup oluşmadığı, davacı tarafın markasının tanınmışlığı ve davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının SMK 6/5, 6/9 maddeleri açısından yerinde olup olmadığı, sonucuna göre 2020-M-5741 sayılı YİDK kararının iptalinin gerekip geremediği noktalarında toplanmaktadır.
YİDK kararının 16/07/2020 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davanın da 5000 sayılı Kanunun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süresi içerisinde, 14/09/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587).
Açıklananlar çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davalının 2018/112544 numaralı "... ..." ibareli marka tescil başvurusuna, davacı tarafça 2016/00982 numaralı "... ..." ibareli markası gerekçe gösterilerek itiraz edilmiş, davacının itirazı Markalar Dairesi tarafından kabul edilerek, başvurunun reddine karar verilmiş, bu kez anılan karara karşı davalı başvuru sahibi tarafından itiraz edilmiş, YİDK'nca başvuru sahibinin itirazının kabulü ile başvurunun ilanına karar verilmiştir. Eldeki davada davalı başvurusunun tescil edilmişse hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilmemiştir. Dolayısıyla işbu davada davalının 2018/112544 sayılı başvurusu ile davacının sadece 2016/00982 sayılı markasının benzer olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Taraf markalarının 41. sınıfta aynı hizmetlerde kullanılmak istenmesi, diğer bir deyişle kapsamlarındaki emtiaların aynı olması karşısında, iltibas değerlendirmesinin ilk şartı olan emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir.
Tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler yönünden yapılan değerlendirmede ise gerek davalının gerekse de davacının markalarının esas unsurlarının "..." ibaresinden oluştuğu, diğer ibarelerin tali unsur olduğu anlaşılmaktadır. Davalılar vekillerince "..." ibaresinin Belarus ülkesinin başkenti olduğu, bu yüzden kimsenin tekeline bırakılamayacağı, başvuru markası ile itiraza mesnet markaların bu nedenle benzerlik taşımadığı savunulmuş, mahkemece bu savunmaya itibar edilmemiştir.
Oysa Yargıtay 11. HD'nin 26.11.1999 tarih ve 1999/5790 Esas- 1999/9590 Karar sayılı ve 13.04.2000 tarih ve 1999/9575 Esas- 2000/2998 Karar sayılı kararlarında da, tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan bir sözcüğün yanına, (hatta tek başına tescili mümkün olmayan sözcük “kök” sözcük olsa bile) ayırt edici nitelikte ek ve ibareler getirilmesi durumunda bu haliyle tescilin mümkün olup olmayacağı tartışılmış ve bir nevi marka tanımını içeren 556 sayılı KHK’nin 5. maddesindeki (6769 sayılı SMK'nın 4. maddesindeki) düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, tek başına tescili mümkün olmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikte sözcüklerin ilavesi ile ve genelde ya isim tamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebilmesinin, yasal düzenlemenin amacına daha uygun olacağı ve bu itibarla, 556 sayılı KHK'nin 7/1-f bendi (6769 sayılı SMK'nın 5/1-f bendi) gereğince tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan ... gibi coğrafi yer isimlerinin “...” gibi bir başka sözcüğün ilavesi ile meydana gelen sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebileceği kabul edilmiştir. Doktrinde de bölge veya şehir adlarının marka olarak tesciline ilke olarak bir engel bulunmadığı kabul edilmektedir.
Yabancı yer isimlerinde de belirli ürünler yönünden maruf ve meşhur yerlerin isimlerinin marka olarak kullanılmasının, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c ve d madde (6769 sayılı SMK'nın 5/1-c ve d madde) hükümleri gereği kimsenin tekeline bırakılamayacağı, bir markanın tanımlayıcı niteliği olup olmadığı konusunda da marka başvurusuna konu hizmetler yönünden ortalama tüketici kitlesinin genel özellikleri ve bakış açısının dikkate alınması gerektiği belirtilmiş, Mahkemece öncelikle markanın köken olarak dayandığı coğrafi bölgeden bağımsız olarak, ülkemiz
içerisindeki ortalama tüketici kitlesinin genelinin Türkçe'de bilinen bir anlamı olmayan ve yabancı kökenli bir sözcük olan markanın, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetlerde görmeleri halinde, bu markanın meşhur coğrafi bir yer adı olduğunu bilip bilemeyeceği hususunun değerlendirilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir (Yargıtay 11. HD.'nin 30.03.2022 tarih ve 2020/7648 E.- 2022/2589 K.).
Tarafların markalarının kapsamlarında 41. sınıf hizmetler bulunmaktadır. 41. sınıf hizmetlerin ortalama yararlanıcıları, bilinçli kişilerden oluşmaktadır. Bu kişiler 41. sınıf hizmetlerde "..." ibaresinin kullanıldığını gördüklerinde, bu ibarenin Belarus ülkesinin başkenti olduğunu algılayacaklar, verilen hizmetin Belarus ülkesi ile bağlantılı olduğunu düşüneceklerdir. Dava konusu başvuru da sadece "..." sözcüğünden ibaret olmayıp, tescili istenen emtia sınıfını ifade etmek üzere “..." ibaresi ve şekilden oluşan karma bir marka olduğuna göre, başvurunun asli ve yardımcı unsurları ile bir bütün halinde ayırt edici niteliğe sahip bulunduğunun ve ileride tescili gerçekleştiği taktirde, koruma sınırının da ayrı ayrı sözcükler üzerinde olmayıp, işaretin bütününü oluşturan izlenim üzerinde gerçekleşeceğinin kabulü gerekir.
Davacı markasının asıl unsuru olan "..." ibaresinin, davalı başvurusunda da ortak olmasından hareketle taraf markalarının benzer kabul edilmesi, anılan yer isminin bir kişinin tekeline verilmesine yol açacağından, menfaatler dengesine de uygun değildir. Zira yukarıda da açıklandığı üzere, yer adlarının tek başına tescili, mutlak ret nedenlerindendir. Özellikle de dava konusu hizmetlerin nitelikleri dikkate alındığında, doğrudan ortak kelimenin varlığından hareket ile sonuca varılması mümkün değildir.
Sonuç olarak bilinçli kişilerden oluşan 41. sınıf hizmetlerin ortalama yararlanıcıları, "..." ibaresini gördüklerinde, bunun Belarus ülkesinin başkenti olduğunu algılayacaklar, başvuruda yer alan diğer ibare ve şekillerle birlikte davalı başvurusunu, davacı markasından ayırt edeceklerdir. Dolayısıyla Dairemizce dava konusu başvurunun tescilinin, anılan ibareyi marka olarak seçmek isteyen kimselerin menfaat dengelerinin korunması bakımından daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.12.2015 tarih ve 2015/5558 Esas- 2015/13106 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği üzere, bir coğrafi yer adının esas unsur olarak yer aldığı markaların, uzun süredir kullanılmak suretiyle bu ibarenin ilgili sektörde ayırt edici bir marka haline dönüştürüldüğünün ve başvurunun tescili halinde tüketicilerce, davacının seri markalarından biri olarak algılanacağının ispatı halinde korunması mümkün ise de, bu hususun davacı tarafça ispatlanması gerektiği de tabiidir.
Somut uyuşmazlıkta ise davacı vekilince, bu anlama gelebilecek bir takım iddialarda bulunulmuş ise de, anılan beyanlarının ispatına yönelik hiçbir delil sunulmamıştır. Bu durumda davacı vekilince dava dilekçesinde bildirilen maddi olguların ispatlanmış kabul edilemeyeceği açıktır.
Dairemizce taraf markaları ibareler yönünden SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzer bulunmadığından, SMK'nın 6/5, 6/9. maddelerine dayalı davacı iddialarının da yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır,
O halde mahkemece, açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı ... ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Bu yeni kararın istinaf kararı olduğu ve istinaf karar tarihinde geçerli bulunan harç ve vekalet ücretine göre hüküm kurulması gerektiği ise tabiidir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar ... ile ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/10/2021 tarih 2020/281 E. - 2021/374 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40-TL’nin düşümü ile kalan 373,20-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalı Kuruma verilmesine,
7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 40,00-TL posta masrafından oluşan 202,10-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
9-Davalılar ... ile ... tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...