T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/30
KARAR NO: 2024/284
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2020
NUMARASI: 2019/175 E. - 2020/428 K.
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI
DAVANIN KONUSU: YİDK kararının İptali - Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2020 tarih ve 2019/175 E. - 2020/428 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ...’ta ve Bodrum merkezde deniz ürünleri başta olmak üzere yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri sektöründe çok tanınmış bir firma olduğu, müvekkilinin tescilli markası “...” olsa da, müvekkilinin ... olarak bilindiğini, markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, ticaret ünvanın esas unsurunun da “...” ibaresi olduğunu, SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca 43. sınıfa konu hizmetler için gerçek hak sahibi olduğunu, YİDK Kararında ise müvekkilinin markasının "..." olduğu ve bu şekilde kullanımlarının bulunmadığı gerekçesine yer verildiğini, bunun hatalı olduğunu, davalı markasında asıl unsurun “...” ibaresinden oluştuğunu, “...” ibaresinin adeta görülmeyecek şekilde konumlandırıldığı, davalının "....com" websitesindeki balık figürü şekli içine yazılmış ... kelimesinden oluşan fiili kullanımlarının gerek şekil gerekse renk kompozisyonu bakımından müvekkilinin kullanımlarıyla ayniyet teşkil etmesinin kötüniyete işaret ettiğini ileri sürerek 2019-M-1067 sayılı YİDK Kararının iptali ile 2017/90502 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davaya konu başvuruya karşı davacının sunduğu itirazın reddedildiğini, 2017/90502 sayılı marka başvurusunun müvekkilinin ad ve soyadından oluştuğunu, davacı markasının “... ...” değil, “... ...” olduğunu, davacı markasındaki ... ve davaya konu markadaki ... ibaresinin taraf markalarına yüksek derecede farklılık ve ayıredicilik kattığını, markaların bütünsel olarak görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan karıştırılabilecek derecede benzer olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının "... ...+şekil" ibareli tescilli markası arasında, dava konusu markanın kapsamında yer alan 43. Sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel, sescil ve kavramsal benzerlik oluştuğu, bilirkişi heyet raporunda "Davaya konu markanın kapsadığı 43. sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri”nin davacının itiraza mesnet markasının kapsadığı “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile aynı veya benzer hizmet niteliği taşıdığı;" şeklinde ifade edilse de "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." dışında kalan hizmetler açısından yapılan değerlendirmeye iştirak edilmediği, davalı başvurusundaki asli unsurun Balık görsel şekli ile ... ibaresi olduğu, ... ibaresinin ise tali unsur olarak yer aldığı, davacı markasındaki asli unsurun ise Balık görsel şekli ile ... ibaresi olduğu "..." ibaresinde geçen "..."ın Muğla-Bodrum yöresindeki bir belde adı olduğu ve tanınmış bir yöre-belde adı olarak bilindiğinden davacının markasındaki belirleyici unsurun Balık görsel şekli ile ... ibaresi olduğu sonucuna varıldığı, diğer taraftan her taraf markasında görsel şekil olan BALIK şeklinin hemen hemen aynı şekilde (büyüklük, tasarım, bakış-şekli) olduğundan her iki taraf markasının görsel ve sescil olarak benzediği sonucuna varıldığı, kullanım ispatı açısından tescilli markanın yiyecek ve içecek sınıfı hizmetlerinde kullanıldığının kanıtlandığı, YİDK kararında kulanım ispatı yapılamadı görüşünün de hatalı ve yanlış olduğu, taraf markaları arasında 43. Sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." yönünden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu, davacı tarafın "... .... AŞ" şeklinde tescilli ticaret ünvanı kapsamında yiyecek ve içecek sağlama hizmetlerini sunduğu değişik dönemlere ait çeşitli faturalar ile kanıtladığından SMK'nın 6/6. maddesindeki koşulların 43. Sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." yönünden de oluştuğu, bunun dışında kalanlar açısından ise iltibas ve ticaret ünvanına bağlı hakkı oluşmadığı gibi dava konusu markanın kötüniyetli olarak başvurusu yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 2019-M-1067 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2017/90502 sayılı markanın kapsamında yer alan 43. Sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." yönünden iptaline, markanın bu hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yargılamanın temelinin SMK'nın 6/1. maddesi ile ilgi olmakla beraber SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca dava konusu başvurunun kötü niyetli bir şekilde yapılıp yapılmadığı hususunun da tartışılması gerektiğini, dava konusu "...+ ŞEKİL" ibareli marka başvurusunun kötü niyetli olarak gerçekleştirildiğini, müvekkil firmanın, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri sektöründe çok tanınmış bir firma olduğunu, her ne kadar müvekkilinin tescilli markası “... ...” olsa da müvekkilinin iş bu markanın esas unsuru olan ... ve ... ... ibareleri ile tanındığını, davalının 2017/90502 sayılı “...” ibareli markası ile müvekkilinin 2009/36238 sayılı “...” esas unsurlu “... ...” ibareli markasının 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi uyarınca benzer olduğunu, davalının kullanımlarının ve dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin marka ve kullanımlarından haberdar olduğunu, müvekkilinin yeni bir markası, seri bir markası veyahut kullanımları ile yeni bir şube açtığı imajını ve algısını yarattığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının yapmış olduğu itirazın, markanın ciddi kullanımının ispatlanamadığından ve başvuru konusu işaretin muterize ait ticaret unvanını aynen içermediğinden reddedildiğini, bu gerekçenin yerel mahkeme tarafından tamamen yok sayıldığını, davacı adına tescilli bir adet marka bulunduğunu, onun da 2009/36238 Kodlu "... ..." markası olduğunu, davacının markasının tanınmış marka da olmadığını, müvekkilinin markasında yer alan "..." ibaresinin müvekkilinin markasını davacıya karşı, davacının markasında yer alan "..." ibaresinin ise davacıyı müvekkiline karşı yüksek seviyede ayırt edici kıldığını, "..." ibarelerinin ana unsur olduğunu, "..." ibaresinin herkesin kullanıma açık bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin davayı kısmen kabul gerekçelerine katılmanın mümkün olmadığını, itiraz sahibi tarafından sunulan delillerde markanın tescil edildiği şekilde değil "..." ibaresi ve bu ibarenin üstünde yer alan yarım balık şekli ile kullanıldığını, bu kullanımın ise tescil edilmiş marka örneğinin ayırt edici karakterini değiştirdiğini, itiraz gerekçesi markanın ciddi kullanımının ispatlanamadığını, 6769 sayılı SMK'nın 19(2) hükmü uyarınca SMK'nın 6(1) maddesi çerçevesinde yapılan itirazın reddi kararının hukuka uygun olduğunu, 6769 sayılı SMK'nın 6/6. maddesinde düzenlenen koşulların da bulunmadığın ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: 1-Dava, YİDK marka kararı iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının itiraza mesnet markasının “...” ve “...” kelimeleri ile “balık figürü”nden oluşan şekil unsurunun biraraya getirilmesiyle, davalının başvuru konusu yaptığı markanın ise “...” ve “...” kelimeleri ile “balık figürü”nden oluşan şekil unsurunun biraraya getirilmesiyle oluşturulduğu, davalının başvuru konusu markasında davalının soyadı olduğu anlaşılan “...” kelimesinin, marka kompozisyonun da şekil unsuru ve ... kelimesinin altında, diğer unsurlara nazaran oldukça küçük ve hatta çıplak gözle zorlukla okunan boyutlarda, geri planda ve sönük kalacak şekilde yerleştirilerek tali unsur olarak kullanıldığı, ... kelimesinin ise markanın ortasına, asıl vurguyu yapacak şekilde yerleştirildiği, markada baskın ve ayırtedici unsurun “...” ibaresi olduğu, taraf markalarının kavramsal ve işitsel benzerliğinin yanında birbirine oldukça benzeyen sıradan “balık figürü”nden oluşan şekil unsurları sebebiyle görsel benzerliğin de arttığı, markalar arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, davacının fiili markasal kullanımında, 2009’dan bu yana tescilli markasının esas unsurlarından "..." kelimesini kullandığını ispat edememesine rağmen markasının esas unsuru olan ... ibaresini ve balık figüründen oluşan şekil unsurunu, yiyecek içecek sağlama hizmetlerinde kullandığını ispatladığı, davalının ... ibaresini marka kullanımlarında kullanmamasının markanın asli unsurunun değiştirildiği şeklinde yorumlanamayacağı, zira bunun hakkaniyete de uygun olmayacağı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu, davacı tarafın "... .... AŞ" şeklinde tescilli ticaret ünvanı kapsamında yiyecek ve içecek sağlama hizmetlerini sunduğu değişik dönemlere ait çeşitli faturalar ile kanıtladığından, SMK'nın 6/6. maddesindeki koşulların 43. Sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." yönünden de oluştuğu, dava konusu markanın kötüniyetli olarak başvurusu yapıldığının da kanıtlanmadığı, zira dava konusu marka başvuru tarihinin 12/10/2017 olduğu, davacının kötüniyete esas olabilecek nitelikteki delillerinin bu tarihten sonrasına ait olduğu gibi sırf marka başvurusu yapılmasının kötüniyetli olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla davalılar vekillerinin tüm davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, davaya konu markanın kapsadığı 43. sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri."nin davacının itiraza mesnet markasının kapsamında aynen bulunduğu, görülmekte olup, bu husus ilk derece mahkemesince de kabul edilmiştir. Ancak karakteristik özellikleri itibarıyla “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri”nin de, yiyecek ve içecek sağlama hizmetleri ile bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır.
Zira bu hizmetlerin aynı sektörde, aynı/benzer ihtiyaçları karşılamak için verildiği, birbirini tamamlayan ve birbirini ikame edebilen hizmetler olduğu anlaşılmakta olup, müşterek alıcı kitlesi nezdinde, taraf markaları ve/veya işletmeleri arasında idari ya da ekonomik bir bağ olduğu izlenimini doğurarak karıştırma ihtimali yaratabileceğinin dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de belirlendiği görülmektedir. Bu benzerliğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin çeşitli kararlarında da benimsendiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 2019/2205 Esas, 2020/367 Karar ve 14/01/2020 Tarihli; 2019/35 Esas, 2019/7063 Karar ve 11/11/2019 Tarihli, 2020/2324 Esas, 2021/3559 Karar ve 12/04/2021 Tarihli.) anlaşılmaktadır.
Bu itibarla davanın 43. sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri."nin yanında “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” yönünden de kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, bu sınıflar yönünden de davanın kabulü yönünde aşağıda gösterilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2020 tarih ve 2019/175 E. - 2020/428 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜ ile 2019-M-1067 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2017/90502 sayılı markanın kapsamında yer alan 43. Sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri" yönünden İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-Davalı adına tescil edilen 2017/90502 sayılı "... + Şekil" ibareli markanın 43. Sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri" yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile kalan 383,20 TL bakiye harcın davalı ...'ten ve davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'ten ve davalı ... alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı ... ve davalı ... kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ve davalı Türk Patent ve Marka Kurumuna verilmesine,
8-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 99,70 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 44,00 TL posta masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.105,80 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 1.052,90 TL'ye, 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.141,70 TL'nin davalı ... ve davalı ... alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 40,00 TL tebligat masrafı ile 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 202,10 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 101,05 TL'nin davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 81,05 TL'nin davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı ... üzerinde bırakılmasına,
11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
12-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı iadesine,
13-Harçlar Kanununa göre davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 427,60'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... ile davalı ... vekillerince istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 59,30'ar TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30'ar TL'nin davalı ...'ten ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına,
14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...