T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1278 - 2024/1501
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1278
KARAR NO: 2024/1501
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/05/2022
NUMARASI: 2021/225 E. - 2022/173 K.
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI
DAVANIN KONUSU: YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2022 tarih ve 2021/225 Esas - 2022/173 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkilinin 70 yılı aşkın süredir tüketim ürünleri alanında öncü ürün ve kategorilerde tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılayan Türkiye pazarının liderlerinden biri olduğunu, 2011/89241, 2012/03303, 2019/01261 sayılı ve “...” ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin "..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin tanınmış ve seri markalarının arasına sızma ve bu markaların bilinirliğinden yararlanma ihtimalinin mevcut olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’ın 2021-M-4625 sayılı kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır ülkemizde de faaliyet gösteren, yapı, tarım ve endüstri kimyasalları ve ürünleri alanında dünyanın önde gelen kuruluşlarından biri olduğunu, davacının itirazına mesnet 2011/89241 ve 2012/03303 sayılı markaları kullandığının ispat edilmesi gerektiğini, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin bilinç ve bilgi düzeyinin yüksek olduğunu, müvekkilinin markasında geçen “...” ibaresinin müvekkili tarafından yaratılmış/orijinal bir ibare olduğunu, bu nedenle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, davacının markalarında geçen “...” ibaresinin markaların içerisinde doğrudan algılanan bağımsız bir ibare niteliğinin bulunmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tarafların markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davacının, davalının kullanmama def’ine muhatap 2011/89241 ve 2012/03303 sayılı markalarının tescilli oldukları 3. sınıfa “Ağartma ve temizlik amaçlı maddeler. Sabunlar. Parlatma ve bakım ürünleri (deri, vinil, metal, ahşap v.b.için)” emtialarında markasal hüviyette ciddi kullanımının, yeterli nitelikte ve nicelikte delil ile ispatlanabildiği, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar açısından emtia ayniyeti/türdeşliği/benzerliği şartının gerçekleştiği, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar açısından, taraf markaları arasında karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunduğu, davacının tanınmışlık iddiasının sonuca etkili bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ... YİDK'ın 2021-M-4625 sayılı kararının iptaline, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun bir bütün olarak "..." ibaresinde oluştuğunu, davacının markasını oluşturan "... "ibaresinin öne çıkarılmadığını, ayrıca tarafların markaları arasında emtia benzerliğinin de bulunmadığını, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 1. ve 3. sınıf malların tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin yüksek olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir
Davalı Şirket vekili, mahkemece alınan bilirkişi raporunda markalar arasında iltibas bulunmadığı yönünde ayrık görüş bildirildiğini, mahkemece bilirkişi raporundaki çelişki giderilmeden ayrık görüşe neden itibar edilmediğinin gerekçesi de açıklanmadan karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 1 ve 3 sınıf malların tüketicinin dikkat ve bilinç düzeyinin yüksek olduğunu, mahkemece anılan malların hitap ettiği tüketicinin ortalama tüketici olarak kabulünün hatalı olduğunu, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının markalarını oluşturan "..." ibaresinin İngilizce "..." kelimesinin okunuşu olduğunu, anılan ibarenin yaygın olarak kullanıldığını ve anlamının herkesçe bilindiğini, bu nedenle ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, dava konusu başvurunun ise anlamı bulunmayan fantezi bir ibare olduğunu, yeterli ayırt ediciliği taşıdığını, ayrıca davacının kullanım ispatı yönünden sunduğu delillerinin kullanım ispatına yeterli olmadığını, bu kapsamda sunulan 20 adet faturanın ispata elverişli bulunmadığını, bu faturaların içeriği, hangi emtiaları kapsadığı, satış bedeli, satış adedi konularında bir inceleme yapılmadığını, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığı, davacının "..." ibareli seri markalarının olduğu gözetildiğinde başvurunun davacının seri markalarında biri olarak algılanabileceği, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporundaki kimya mühendisinin de yer aldığı çoğunluk görüşte "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu mallar yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğu yönünde bir tespite yer verilmediği, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mallar yönünden emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, davalı Şirketin kullanmama def'ine muhatap 2011/89241 ve 2012/03303 sayılı markalarını karar yerinde belirtilen 3. sınıf mallar yönünden ciddi şekilde kullandığını ispatladığı gibi esasen davacının kullanım ispatı talep edilmeyen 2019/01261 sayılı markası kapsamında da uyuşmazlık konusu 1. ve 3. sınıf mallar yer aldığı, uyuşmazlık konusu malların tüketicisinin dikkat düzeyinin yüksek olmasının tarafların markaları arasındaki iltibası ortadan kaldırmayacağı, diğer taraftan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bu itibarla davalı Şirket vekilinin mahkemece alınan bilirkişi raporundaki çoğunluk ve karşı görüş arasındaki çelişkinin giderilmediği yönündeki istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... ve davalı şirket vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar ..., ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdelerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 27/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.