T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2025/967 - 2025/1039
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/967
KARAR NO: 2025/1039
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/03/2025
NUMARASI: 2024/477 E.
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/03/2025 tarih ve 2024/477 E. sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi karşı tarafça istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı şirket vekili, mahkemece 22/11/2024 tarihinde, davacı vekilinin YİDK'nın 2024-M-13054 sayılı kararının iptali ile 2022/012916 sayı ile davalı adına tescil başvurusu yapılan "..." ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesi istemli davada talep ettiği 2022/012916 sayılı markanın 3. kişilere devrinin önlenmesi yönünde verilen tedbir kararının yerinde bulunmadığını ileri sürerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği, bu nedenle ciddi bir zararın doğması ihtimalinin bulunması, markanın mahkemenin bilgisi haricinde devredilmesi ihtimalinde doğacak olumsuz sonuçların önlenmesi gereği de gözetilerek, verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu, ayrıca salt markanın 3. kişilere devrinin engellenmesine yönelik tedbir işlemi uygulandığı, davalı şirkete ait markanın kullanılması veya devir hariç başkaca hukuki işlemlere konu olmasının önünde yasal bir engel bulunmadığı, bu hale göre tarafların durumuna ve tesis edilen ihtiyati tedbir işleminin davalı şirketin telafisi güç zararlara maruz bırakmayacağı, teminat alınmaksızın tedbir işlemi tesisinde de hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafın ihtiyati tedbirin isteminde yaklaşık ispat ölçütünü yerine getirmemiş olması sebebiyle verilen ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, markaların görsel, yazılı ve anlamsal olarak birbirinden çok farklı olduğunu, her iki markanın yazılışından da görüleceği üzere "..." ortak ibare olsa dahi, iş bu ibarenin her iki markanın kullanıldığı ürün sınıfı ile ilgisi olmayan bir kelime olduğunu, "..." ibaresi hemen her sektörde birçok ürün ve hizmet sunumu için sıklıkla kullanılan bir ibare olduğunu, diğer sözcük ve şekillerle birlikte ayırt ediliciliğinin yükseldiğini, ihtiyati tedbir kararı verilmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbirin isteminde yaklaşık ispat ölçütünü yerine getirmemiş olması sebebiyle verilen ihtiyati tedbir kararı usul ve yasaya aykırı olup istinaf incelenmesi sonucu ortadan kaldırılması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbirin şartlar başlıklı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda 3. kişilere devrin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğu, söz konusu ihtiyati tedbirin yapılan yargılama sırasında taraf değişikliğini önleme ve davanın uzamasını önleme amaçlı olarak verildiği, taraf değişikliğini önlemek amacıyla verilen ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan veya uğranılacak bir zarara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmakla, karşı taraf vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Karşı taraf vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı istinaf başvurusunda yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf aşamasında karşı tarafça yapılan yargılama giderlerinin karşı taraf uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/05/2025 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.