T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/845 - 2025/872
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/845
KARAR NO : 2025/872
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/12/2024
NUMARASI: 2024/685 E. - 2024/859 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13/12/2024 tarih ve 2024/685 E. - 2024/859 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Ankara ilinde faaliyet gösteren müvekkilinin sigorta şirketleri ile yaptığı anlaşmalar çerçevesinde bu şirketlerin ürünlerinin tanıtımını, pazarlama aktiviteleri ve satışını yaptığını, davalı ile aralarındaki ticari ilişkinin de bu şekilde olduğunu, müvekkil şirketin, davalı şirketin sahip olduğu araç ve gayrimenkuller için sigorta poliçesi düzenleyip ödediğini ve akabinde davalı şirket tarafından müvekkil şirkete ödemeler yapıldığını, davalının düzenli olarak müvekkili şirket bünyesinde tutulan cari hesapların yıl sonu bakiyelerini ödemekteyken 2016 cari hesabından kalan miktar ile 2017 yılı cari hesap bakiyesi toplam 34.889,84-TL'yi ödemediğini, davalıya mutabakat mailleri gönderildiğini, itiraz edilmemesi ve ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının borca haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, haksız itirazın iptaline ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunmuş, davacının tanzim ettiğini iddia ettiği sigorta poliçeleri için müvekkilinin talimatı yahut talebi olmadığını, müvekkilinin bu poliçelerden faydalanmadığını, müvekkilinin onayı ile tanzim edilen poliçelerin bedellerinin ödendiğini, iddia edilen hesap ekstresinin müvekkilinin defterlerinde kaydının bulunmadığını, müvekkiline mutabakat maillerinin gönderilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı vekili tarafından müvekkilinin taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davalı lehine düzenlediği sigorta poliçelerinin bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi ile açtığı davada, davalı tarafça düzenlenen poliçelerin kendileri tarafından onay verilmeksizin düzenlendiğine, bu nedenle borçlu olmadıklarına ilişkin savunmalarına karşı, yine davalı tarafın kendi ticari defter ve kayıtlarından yer aldığı üzere poliçelerden birinin ödemesinin yapıldığına dair dayanak evrakı bulunmamakla birlikte kaydın bulunduğu hususunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, onay alınmadığı iddiasına rağmen rizikonun gerçeklemesi halinde poliçeler nedeniyle davalı lehine hak kazanacakları hususunun sabit olduğu, bu haliyle davacının edimini ifa ettiği ve alacak isteminin yerinde olduğu, ancak davacının, alacağının talebi yönünden davalıyı temerrüde düşürdüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının Ankara 32. İcra Dairesinin 2021/260 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin 34.889,84-TL asıl alacak üzerinden devamına, 34.889,84-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %16,75 oranını geçmemek üzere avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı haksız olarak takibe itiraz ettiğinden devamına karar verilen alacağın %20'si oranında 6.977,96-TL icra inkar tazminatının İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirketin, taraflarca varılan mutabakatlarla ve taraflar arasındaki yazışmalarla temerrüde düştüğünü, davalı tarafça müvekkili tarafından gönderilen malillere cevap verilmemekle birlikte itirazda da bulunulmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, önceki kararın gerekçe ve hüküm arasında çelişki oluşması ve gerekçenin kendi içinde de çelişmesi nedeniyle kaldırıldığını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından düzenlendiği iddia edilen ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan sigorta poliçelerinin müvekkiline teslim edildiğine dair bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı ve müvekkilinin 2016-2017 yılına ait ticari defter ve kayıtları ile cari hesap ekstrelerine göre davacıya borcunun olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin defter ve kayıtlarına göre davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, dava konusu poliçelerle ilgili müvekkilinin herhangi bir talimatı ve talebi bulunmadığını, bu poliçelerden haberdar da olmadığını, davacının müvekkilinden onay alındığını ispat edemediğini, mahkemenin davalının riziko gerçekleşse idi davalı sigortalardan fayda sağlayacaktı şeklindeki gerekçesinin tamamen bir varsayıma dayalı olduğunu, bu şekilde hüküm verilmesinin de hukuka aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, sigorta prim alacağına dayalı başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekilince, müvekkilinin davalı şirketin sahip olduğu araç ve gayrimenkuller için sigorta poliçesi düzenleyip ödediği, akabinde davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ödemeler yapıldığını, ancak dava konusu sigorta poliçeleri nedeniyle davalının ödeme yapmadığı ileri sürülmüş, davalı vekilince söz konusu poliçelerin talimatları ve onayları olmadan düzenlendiği, söz konusu poliçeler nedeniyle müvekkilinin borcunun bulunmadığı savunulmuş, mahkemece ise, onay alınmadığı iddiasına rağmen rizikonun gerçeklemesi halinde poliçeler nedeniyle davalı lehine hak kazanacakları hususunun sabit olduğu, bu haliyle davacının edimini ifa ettiği ve alacak isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, tarafların ticari defterleri incelenmiş ve bilirkişi tarafından davaya konu poliçelerin detayları tablolaştırılmış, ancak söz konusu poliçe örnekleri dosya arasına alınmamıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı vekilince, müvekkilinin sigorta şirketlerinin ürünlerinin tanıtım ve satışının yapıldığı ve dava konusu poliçelerin müvekkili tarafından düzenlenip ödendiğini ileri sürülmüş ise de, mahkemece, davacı tarafından primlerin ödenip ödenmediği hususu ile prim tahsil etmeye yetkili acente olup olmadığı araştırılmamış olup, öncelikle, davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması için dava konusu ettiği poliçelere ait prim borçlarını ilgili sigorta şirketlerine ödeyip ödemediğinin tespiti gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, dava konusu poliçelerden dördünün zmms sigortasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesinde belirtildiği üzere mali sorumluluk sigorta yaptırılması zorunludur. Davalı tarafça, söz konusu poliçelerden faydalanılmadığı savunulmuş olup, bu kapsamda, ilgili araçlar için başkaca zmms sigorta poliçeleri düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmemesi de isabetli bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine kararın niteliğine göre davacı vekilinin istinaf itirazları ile davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ İLE Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 13/12/2024 gün ve 2024/685 E. - 2024/859 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin istinaf itirazlarıyla, davalı vekilinini sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı taraflarca peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/04/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 24/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.