T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/1816 - 2024/1721
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1816
KARAR NO: 2024/1721
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/07/2024
NUMARASI: 2023/5 E. - 2024/756 K.
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/07/2024 Tarih ve 2023/5 Esas - 2024/756 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilini telefonla arayarak "Markanıza şu anda başkaları başvuru yapmak üzere, ancak tespit ettik ki aslında bu markanın sahibi sizmişsiniz ve öncelikle sizin bu markaya sahip olmanız
gerekmekte, marka ile ilgili acil yapılması gereken işlemler var, yapılmaması durumunda hak kayıplarına uğrarsınız, hemen ücret yatırmazsanız bu marka başvurusu başkası adına yapılacak, bizim adamımız şu an Patent Kurumunda, bize hemen ödemeyi yaparsanız o markayı size geçireceğiz" gibi ifadelerle müvekkili şirketi büyük bir panikle düşünmeden ödeme ve işlem yapmaya sevk ettiğini, müvekkili şirketin gerçekten resmi kurum veya onun bağlantılı olduğu bir patent ofisinin uyarı amaçlı
aradığını ve kendilerine ait markanın başkaları tarafından tescillenmesinin engellediğini düşündüğünü, müvekkili şirket ile davalı arasında TÜRKPATENT nezdinde işlem yapmaya dair vekalet sözleşmesinin kurulduğunu, davalının "markandan sana çok para kazandıracağım, milyonlar değerinde markan olacak, büyük marka haline getireceğim" gibi söylemlerine devam ettiğini, sürecin en başından itibaren vekillik meslek kurallarıyla bağdaşmayan eylemlerle, tamamen sömürmeye yönelik ve sözleşme ile güdülen amaca aykırı şekilde işlemler yaptığını, müvekkili şirketten haksız, aşırı, oransız ve fahiş ücretler aldığını ileri sürerek, müvekkilinin uğradığı menfi
zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL’nin, davalının temerrüte düştüğü tarih olan 06/10/2022 arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 34.574,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkiline markalarının tescili için başvurduğunu, davacının yaptığı tüm ödemelerin müvekkili tarafından faturalandırıldığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılacak işlemlerde alınacak hizmet bedellerine ilişkin avukatlık asgari ücret tarifesi gibi bir tarifenin olmadığını, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, soyut ifadeler ile gabine dayanılamayacağını, yararlanma kastının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının, davacının vekili olarak 3 adet marka başvurusu yaptığı, davacı iddialarının hiçbirine ilişkin yazılı bir evrakın bulunmadığı, tanık beyanlarında da hep sözlü görüşme yapıldığının belirtildiği, davalının davacıdan ne amaçla ne kadar ücret istediğine ilişkin bir delilin bulunmadığı, patent ve marka vekillerinin alacakları ücretlere ilişkin ne bir standart ne de bir tarife bulunduğunu, davalının marka başvurusunu kötü niyetli olarak davacıyı sömürmeye yönelik işlem yaptığına dair davacı tarafından sunulan hiç bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin "..." markasına istinaden hiçbir edimini yerine getirmediğinin belirtildiğini, buna rağmen "..." marka işlemlerine istinaden müvekkilinin davalıya 34.574,00 TL ödeme yaptığını, haksız şekilde davalının tahsil ettiği bu bedelin müvekkiline iadesinin gerektiğini, davalının da aksini ne savunduğunu, ne de ispatlayabildiğini, davalının edimini yerine getirmeyerek müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkili şirketin aslında uğradığı zararın çok daha fazla olmasına rağmen, diğer zararların ispatı hususunda aleyhe durumlar nedeniyle sabit olan ve ispatlanan zarar bedeli doğrultusunda taleplerini artırarak davayı belirli hale getirdiğini, mahkemece sadece diğer hususların değerlendirilip, sabit olan zararlarının dikkate alınmayarak hatalı karar verildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka vekilinin vekalet görevinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6769 sayılı SMK'nın 156. maddesinde bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olduğu düzenlenmiştir. Yine aynı Yasa'nın 160. maddesinde ise Türk Patent ve Marka Kurumunda marka işlemleri hususunda işlem yapabilecek kişilere dair düzenlemeler yapılmıştır. Öte yandan 5000 sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 30. maddesinde, patent ve marka vekillerinin bu kanun ve diğer sınai haklarla ilgili konularda, ilgili kişileri Enstitü nezdinde temsil edeceği, danışmanlık yapacağı ve sınai hakların korunması için Enstitü nezdinde gerekli girişimlerde bulunup işlemleri yürütecekleri, vekillerin, Enstitü nezdinde ilgili kişilerin haklarının tesisi, korunması ve bunlarla ilgili olarak idare ile her türlü ilişkilerin temini, tesisi ve yürütülmesi ile yükümlü oldukları, vekiller hakkında Borçlar Kanunu'nun vekalet ile ilgili hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta da davacı vekilince, davalının müvekkili şirketin marka vekilliğini yaptığı dönemde, vekillik meslek kurallarıyla bağdaşmayan eylemlerle, tamamen sömürmeye yönelik ve sözleşme ile güdülen amaca aykırı şekilde işlemler yaptığı, müvekkili şirketten haksız, aşırı, oransız ve fahiş ücretler aldığı ileri sürülerek, tazminat isteminde bulunulduğuna göre, davalı marka vekilinin davacı ile aralarındaki sözleşmeden dolayı sorumluluğunun doğup doğmadığının tespiti, anılan kanunlar ve bu kanunlar uyarınca çıkarılan yönetmelik hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden, somut uyuşmazlığın ihtisas mahkemesi olan fikri ve sınai haklar davalarına bakmakla görevli mahkemede görülmesi gerekir. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. HD.'nin 16.04.2007 tarih ve 2006/2409 E.- 2007/5802 K., 06.05.2014 tarih ve 2014/2100 E.-2014/8582 K.).
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir ve taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu itibarla somut uyuşmazlıkta da mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, Dairemizce, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca, işin esası incelenmeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden, HMK'nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanun'un 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın, dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine karar verilmiş, istinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 09/07/2024 gün ve 2023/5 Esas - 2024/756 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,
3-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 'ne gönderilmesine,
4-İstinaf kararının neden ve şekline göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-İstinaf kararının tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkemesince yapılmasına,
8-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/11/2024 tarihinde HMK 353/1-a.3 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.