T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2025/335 - 2025/621
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/335
KARAR NO: 2025/621
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/04/2021
NUMARASI: 2020/169 E. - 2021/107 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Dairemizce verilen 24/11/2023 tarih ve 2021/1520 Esas 2023/1520 sayılı kararı Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2024 tarih ve 2024/777 Esas, 2024/9489 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacının “...” ibareli markanın 19, 35, 36, 37 ve 41.sınıflara giren emtialarda tescili için yaptığı başvurunun ilanına davalı firmanın önceki tarihlerde tescilli “...” ibareli markasına dayalı olarak itiraz ettiğini, davacının bu itiraz üzerine davalının söz konusu markasının kullanıldığını ispat etmesini talep ettiğini, davalı firmanın kullanıma dair sunmuş olduğu belgelerin ... Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından yeterli görülmeyerek davalının itirazının reddedildiğini, davalı firmanın bu karara itiraz etmesi üzerine davalı ... YİDK’nın itirazı kabul ederek davacının marka başvurusunun reddine karar verdiğini, bu kararın yerinde ve doğru olmadığını, zira davalının redde mesnet markasını ciddi bir biçimde kullanmadığını, davalının markasal kullanımının pazar payı yaratmaya veya pazar payını yürütmeye yeterli bir kullanım sayılamayacağını, kullanımı tevsik etmek için sunulan belgelerin tarihsiz broşürlerden ibaret olduğunu, ayrıca bu belgelerde söz konusu işaretin markasal kullanımından ziyade adres olarak kullanımının söz konusu olduğunu, ayrıca davalının kullanıma ilişkin delillerinin bir kısmını ilk itirazına değil, yinelediği itirazına eklediğini, bu meyanda sunulan faturaların birçoğunun 2010-2012 yıllarına ait olduğunu ancak bu tarihlerin kullanımın ispat edilmesi gereken sürenin dışında kaldığını, kötü niyete ilişkin herhangi bir objektif delil veya emare olmadığını, taraf markalarının birbirlerine benzemediğini ve markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğundan söz edilmesinin mümkün olmadığını, markalarda ortak olan “...” ibaresinin türetilmiş bir kelime olmaması nedeniyle ayırt edici niteliği zayıf bir ibare ve dolayısıyla başkaları tarafından da marka olarak kullanılabilecek bir ibare hüviyetinde kabul edilmesi gerektiğini, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkatli ve bilinçli tüketiciler olduğunu, taraf markalarının kullanılacağı emtiaların tamamının aynı tür/benzer emtia olduğundan bahsedilmesinin de mümkün olmadığını ileri sürerek, ... YİDK’nin dava konusu edilen 19.05.2020 tarih ve 2019-M-10625 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, taraf markalarının birbirleriyle benzer olduğunu ve aynı emtialarda kullanılacaklarından karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, zira taraf markalarında geçen kelimelerden ayırt ediciliği olan “...” ibaresinin her iki markada da ortak olduğunu, markaların esas unsurlarının aynı olduğunu, davalının “...” markasının uzun yıllardır devam etmekte olan bir projenin markası olarak kullanıldığını ve tanınmış marka haline geldiğini, davaya konu markanın tescili halinde davacının davalının yıllardır kullandığı ve yasal hak sahibi olduğu markasının ününden ve etkisinden faydalanacağını, davacının böyle bir markasal kullanımının davalının “...” projesinin bir devamı veya serisi gibi algılanacağını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının "... " ibareli marka başvurusu ile davalının " ...+şekil" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 2018/68432 sayılı marka başvurusunun kapsamındaki, 19. Sınıfa giren; "Bu sınıfa dahil biçimlendirilmemiş halde malzemeler: kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, kireç, alçı, sıva, beton, blok mermer. Beton, alçı, toprak, kil, taş, mermer, ahşap, plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve şekil almış yapı/inşaat/yol yapımı ve benzer amaçlı malzemeler: metalden olmayan binalar/yapılar, yapı elemanları, direkler, bariyerler, tabii veya sentetik ısı ile yapıştırılabilen kaplamalar, çatılar için ziftli kartonlar, ziftli kaplamalar, ahşap ve sentetik malzemeden kapı ve pencereler " , 36. Sınıf giren; "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri " ve 37. Sınıfa giren; "İnşaat hizmetleri, inşaat araç – gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri " açısından kısmi bir benzerlik bulunduğu, her iki markada "..." ibaresinin belirleyici unsur olarak ön plana çıktığı, dosyaya yansıtılan deliller ve bilirkişi raporu kapsamında davalı firmanın 2007/53902 sayılı markası açısından “gayrımenkul müşavirliği ve idaresi hizmetleri” ile “inşaat hizmetleri”nde 6769 sayılı SMK 19 ve ilgili yönetmelik 29.ncu madde kapsamında ciddi kullanımını ispat ettiği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında görsel-sescil benzerlik nedeniyle 19, 36 ve 37.nci sınıftaki hizmetler arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği, bu açıdan 19, 36 ve 37.nci sınıftaki hizmetler açısından SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu, davalının inşaat ev konut sektöründe " ..." ibareli markasal kullanımının, davacı başvurusundan çok önceki yıllara rastladığı, aynı sektörde yer alan davacının ... şeklinde markasal konut-inşaat projesinden haberdar olmadığı yaklaşımının SMK 6/9 ve MK 2 maddesi kapsamında iyiniyetli davranış olarak sayılmayacağı, bu açıdan YİDK değerlendirmesinin yerinde ve doğru olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirkete ait markanın, markasal olarak kullanılmadığını, dosya kapsamında markasal kullanıma ilişkin yeterli delilin ibraz edilemediğini, yerel mahkeme tarafından tesis edilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirkete ait 2007/53902 sayılı markaya ilişkin Ankara 1. FSHHM'nin 2020/32 Esas sayılı dava dosyasında aynı inceleme konusu üzerinden tamamen zıt bilirkişi raporu düzenlendiğini, davalı şirketin 2007/53902 sayılı markasının kullanımına ilişkin birebir aynı evrakları sunduğunu, bu kapsamda dosyalar arasında yapılan incelemede hiçbir farklılığın bulunmadığını, davalı şirkete ait aynı markanın aynı evraklar ile aynı kapsamda değerlendirilmesi neticesinde birbirine tamamen zıt iki farklı kanaatin çıkmasının hukuki güvenlik ilkesini zedelediğini, taraflarınca YİDK ve yerel mahkeme nezdinde ileri sürdükleri kullanmama def’i çerçevesinde de markanın kullanıldığının ispat edilmesinin marka sahibine, yani davalı şirkete ait olduğunu, SMK çerçevesinde markanın kullanım ispatı açısından başvuru tarihinden geriye doğru son beş yılın dikkate alınması gerektiğini, buna göre işbu uyuşmazlık açısından müvekkili şirkete ait 2018/68432 sayılı “...” ibareli marka başvuru tarihi olan 23.07.2018 ile bu tarihten geri dönük olarak hesaplanacak beş yılın son günü olan 22.07.2013 tarihinin dikkate alınması gerektiğini, ancak davalı şirket tarafından sunulan belgelerin birçoğunda hiçbir tarih bilgisi yer almamakla birlikte tarih bilgisi yer alan evrakların da bu aralıkta bulunmadığını, sunulan bu delillerin markanın kullanıldığını ispat edecek mahiyette olmasa da başta süreye aykırı olarak sunulmuş olmaları nedeniyle tasnif dışı bırakılmaları gerektiğini, davalı şirkete ait markada yer alan tasarım unsurlarının yanı sıra “...” kelimesinin günlük kullanımı da yaygın olan bir kelime olması sebebiyle ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bu kapsamda yerel mahkeme tarafından ifade edildiği şekilde markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, tüketicilerin malların/hizmetlerin fiyatlarının yüksekliği ve mallara ilişkin satın alma sürecinin uzunluğundan dolayı dikkatli ve seçici olacaklarını, müvekkili şirketin kötü niyetli olduğu yönündeki yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket tarafından, davalı kurum nezdinde markanın kullanıldığına ilişkin yeterli hiçbir delil ibraz edilemediğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 24/11/2023 tarih ve 2021/1520 Esas 2023/1520 Karar sayılı kararıyla, kullanımı ispatlanamayan itiraza mesnet 2007/53902 sayılı marka dikkate alınamayacağından, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karara verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne, ... YİDK'nin 19.05.2020 tarih, 2019-M-10625 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 26/12/2024 tarih ve 2024/777 Esas, 2024/9489 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile; ilk derece mahkemesinin, davacının "..." ibareli marka başvurusunun davalının "... Konutlar" ibareli tescilli markasına benzer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verdiği, Bölge Adliye Mahkemesince davalının delillerinin markasının ciddi olarak kullandığını ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin ciddi kullanım olarak kabul etmediği delillerin, markanın kullanılacağı mal ve hizmetler açısından inşaat sektörünün yıllara yayılan üretim süreci dikkate alındığında ciddi kullanım olarak ispata yeterli deliller olarak değerlendirildiği, ayrıca davacının markada seçenek özgürlüğünü kullanırken davalının markasına yanaşma eylemine giriştiği, hal böyle iken davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur.
Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere, davacı şirketin dava konusu "... " ibareli marka başvurusu ile davalının " ...+şekil" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, sunulan kullanım delillerinin, davalı Şirket'in itiraza mesnet 2007/53902 sayılı markasının kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden, inşaat sektörünün yıllara yayılan üretim süreci dikkate alındığında ciddi kullanım olarak ispata yeterli deliller olarak değerlendirildiği, ayrıca davacının markada seçenek özgürlüğünü kullanırken davalının markasına yanaşma eylemine giriştiği, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının da oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 561,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
5-Davalı ... tarafından temyiz aşamasında yapılan 1.330,20-TL temyiz kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
6-Davalı şirket tarafından yapılan 200,00-TL posta gideri ile 1.330,20-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 1.530,20-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
8-Davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL harcın, davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
9-Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı yapılan açık yargılama sonucunda 26/03/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/03/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.