T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/1160 - 2025/1823
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1160
KARAR NO: 2025/1823
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/01/2024
NUMARASI: 2023/184 E. - 2024/20 K.
DAVANIN KONUSU: Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/01/2024 tarih ve 2023/184 E. - 2024/20 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2003 yılından itibaren aynı unvan ve logo ile faaliyet gösteren, sektörde tanınmışlığı yüksek bir şirket olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli 2021/075834 sayılı markasını 39.sınıfta tescil ettirmek için TÜRKPATENT nezdinde gerçekleştirdiği başvuruya karşı, davalı Şirket'in “...” ve “...” markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, bu itirazın MDB ve YİDK tarafından kabul edilerek başvurunun reddedildiğini, taşımacılık sektöründe “...”, “...” ,“...”, “hız” kelimelerinin sektörün %90’nının kullandığı yaygın ibareler olduğunu, müvekkilinin yirmi yıldır markasını kullandığını, davalı şirketin beş yıllık bir şirket olduğunu, uyuşmazlık konusu hizmetlerin tüketicilerinin bilinç düzeyinin fazla olduğunu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu sonucuna varılıyor ise davalı yanın 2020/56665 sayılı ..., 2020/128685 sayılı ... markalarının tescil edilememesinin gerektiğini, müvekkilinin davalıya nazaran üstün hak sahibi olduğunu ileri sürerek, başvurunun reddine dair 2022-M-15503 sayılı YİDK kararının iptali ile davalıya ait 2020/56665 ve 2020/128685 sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, marka hükümsüzlüğü istemi asıl dava dosyasından tefrik edilerek işbu dosya üzerinden görülmüştür.
Davalı Şirket tarafından davaya cevap verilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu olan her iki marka kapsamında 39.sınıfta yer alan “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri” yönünden doğrudan doğruya davacının üstün bir hakkının mevcut olduğu, SMK m. 6/3 kapsamında yapılan incelemelerin yalnızca gerçek hak sahipliği tespit edilen mal ve hizmetler ile sınırlı değerlendirilmemesinin gerektiği, dolayısıyla davacı yanın üstün hak sahipliğinin tespit edildiği hizmetler ile aynı alt grupta yer alan “kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” yönünden de dava konusu markalara göre, davacı yanın üstün ve gerçek hak sahibi olduğu ancak davalı yana ait markalar kapsamındaki sair hizmetlerde ise davacı yanın üstün bir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2020/128685, 2020/56665 sayılı markaların 39. sınıfta yer alan "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri, kara deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri" bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin 12/05/2015 tarihinden bu yana ticari faaliyet yürüttüğünü, davacının kullanımındaki "..." ibareli marka ile müvekkilinin "...-..." ibareli 2020/128685, 2020/56665 sayılı markaların neredeyse birbirinin aynısı olduğunu, tarafların yaptıkları işin de aynı olduğunu, müvekkilinin markalarının önceki tarihli olduğunu, davacının müvekkilinin markalarından daha eski tarihli tescilli markasının bulunmadığını, davacının yirmi yıldır faaliyet gösterdiği halde 2021 tarihli marka başvurusuna kadar marka sahibi olmamasının basiretli davranma yükümlülüğü ile bağdaşmadığını, önceki tarihli marka sahibi olması sebebiyle üstün hak sahibinin de müvekkili olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, gerçek hak sahipliği nedeniyle marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 6/3.maddesinde, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusunun reddedileceğinin, SMK'nın 6/5.maddesinde ise 6. maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceğinin düzenlendiği, somut olayda davacının aktif olarak 2003 yılından itibaren "..." ibaresini markasal nitelikte kullandığı, "uluslararası taşımacılık" sektöründe bu ad altında kurumsal kimlik kazandığı, davalının ise 12/05/2015 tarihinden bu yana "..." adıyla ticari faaliyet yürüttüğü, buna göre davacının, “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri” yönünden "..." ibaresi üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahipliğinin kanıtlandığı", bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere SMK m. 6/3 kapsamında yapılan değerlendirmenin yalnızca gerçek hak sahipliği tespit edilen mal ve hizmetler ile sınırlı olamayacağı, davacı yanın üstün hak sahipliğinin tespit edildiği hizmetler ile aynı alt grupta yer alan “kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” yönünden de dava konusu markalara göre davacı yanın üstün ve gerçek hak sahibi olduğu, davacıya ait "..." ibaresi ile dava konusu "...-..." ibareli 2020/128685, 2020/56665 sayılı markalar arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, bir an için 39.sınıf hizmetler yönünden "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilse dahi, dava konusu markalara yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.