T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2025/1423 - 2025/1499
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1423
KARAR NO: 2025/1499
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/06/2025
NUMARASI: 2025/213 E.
İHTİYATİ TEDBİR İSTEYEN
DAVACI:
VEKİLİ
KARŞI TARAF
DAVALI
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/06/2025 tarih ve 2025/213 E. Sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, davalı şirket tarafından 2023/033113 sayılı "... ..." ibareli markanın 9. ve 35. sınıflarda tescili talebinde bulunulmuş olup müvekkilinin markanın tescili isteğine ilişkin itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davaya konu markanın müvekkilinin itiraza dayanak tanınmış "..." ve "..." markalarını içermekte olup görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu, davaya konu markanın tescilinin istendiği sınıflardaki mal ve hizmetlerin müvekkilinin itiraza mesnet markaları kapsamında bulunduğunu, dolayısı ile ortalama tüketici nezdinde markaların ilişkilendirilme ve karıştırılmalarının ihtimal dahilinde olup markanın tescilinin büyük yatırımlar ile markasını tanınmış hale getiren müvekkilinin markasından haksız menfaat elde edilmesine neden olmasının yanı sıra, müvekkilinin markasının ayırt ediciliği ve itibarına zarar vereceğini ve davalı şirketin müvekkilinin markasının tanınmışlığı ve itibarından yararlanmak amacıyla kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunduğunu ileri sürerek 2025-M-3694 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca dava sonuçlanıncaya kadar davaya konu markanın kullanımının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, bankacılık sektöründe herhangi bir faaliyeti bulunmayan müvekkilinin davacı bankanın markasının isminden yararlanma amacının bulunmadığını, özel bir yazım stiline sahip davacı markası ile müvekkilinin düz yazı ile yazılan markası arasında hiç bir benzerlik bulunmadığını, markaların aynı emtialarda kullanılmadığını, tarafların farklı alıcı çevrelerinin bulunduğunu, markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin farklı ihtiyaçlara hitap ettiğini ve birbirlerini ikame etmeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Türkpatent vekili, davacının markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin düşük ayırt ediciliğe sahip olup bütüncül değerlendirmede markaların görsel, işitsel, kavramsal ve genel izlenim itibariyle farklılaştıklarını, bu nedenle markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceğinden davacının ciddi bir zararın doğması ihtimalinin bulunduğu ve markanın mahkemenin bilgisi haricinde devredilmesi halinde olumsuz sonuçların doğmasının söz konusu olabileceği gerekçeleriyle İhtiyati tedbir isteminin kısmen kabulü ile davalı şirkete ait 2023/033113 sayılı marka tescil başvurusunun ve tescil edilmiş olması halinde markanın, nihai kararın kesinleşmesine kadar HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca 3. kişilere devrinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu markanın karar kesinleşinceye kadar hukuki işlemlere konu edilmesi ve/veya kullanılması halinde davalı markası ile müvekkilinin markalarının karıştırılacağını, davalının müvekkilinin markalarının tanımışlığından haksız yarar elde edeceğini ve davalının bu kullanımının müvekkilinin markalarının itibarını zedeleyeceğini, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını ve dava konusu markanın hukuki işlemlere konu edilmesinin ve kullanımının önlenmesi yönünde tedbir kararı verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Uyuşmazlık, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talep edilen işbu davada, davalının anılan markayı kullanmasının ve hukuki işlemlere konu etmesinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir talep edildiği, SMK.’nın 159. maddesinde, sınai mülkiyet hakkına tecavüz dolayısıyla talep olunabilecek ihtiyati tedbirler düzenlediğinden, anılan maddenin somut uyuşmazlıkta uygulanabilme imkanının bulunmadığı, 6100 sayılı HMK.'nın 389/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının, sadece "uyuşmazlık konusu" hakkında verilebileceği, somut olayda ise ihtiyati tedbir isteyenin, esasen karşı tarafa ait marka hakkında verilen YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep ettiği, buna göre davanın konusunun, karşı tarafın mal varlığına dahil bulunan marka hakkı olduğu, ihtiyati tedbir isteyenin üzerine tedbir konulmasını istediği şeyin ise karşı tarafın markasının kullanılmasının engellenmesi olup, bu hususun hükümsüzlük davasının konusu olmadığı, eldeki uyuşmazlık gibi, konusu tescilli sınai mülkiyet hakkının ihtiyati tedbir isteyene karşı kullanılması olmayan bir davada, tescilli sınai mülkiyet hakkının kullanılmasının önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararının verilebilmesinin mümkün olmadığı, zira bu durumda tüm talepler açısından dava şartı olarak aranan hukuki yarar şartının da sağlanmadığı, bu durumda ilk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir isteyenden alınması gereken harç, istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan harçtan mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbir isteyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/7/2025 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.