T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2025/1421 - 2025/1607
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1421
KARAR NO: 2025/1607
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/02/2025
NUMARASI: 2024/311 E. - 2025/156 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/02/2025 tarih ve 2024/311 E. - 2025/156 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 18.09.2019 tarihli "Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi" ile müvekkilinin satışını yaptığı ürünlerin nakliyesi işinin davalıya verildiğini, bu anlaşma uyarınca müvekkili Şirket tarafından Hollanda'da olan müşterisine teslim edilecek emtianın davalıya verildiğini, taraflar arasında ürünlerin müşteriye teslimi konusunda kapıdan kapıya teslim şeklinde anlaşma sağlanmasına rağmen Amsterdam Havaalanı'na ulaşan malların davalı şirket tarafından alıcısına teslim edilmediğini, alıcı tarafından başka bir firma ile anlaşılarak ürünlerin adrese tesliminin sağlandığını, alıcı tarafından bu işlem için yapılan ödemelerin müvekkilinden tahsil edildiğini, bu nedenle hem maddi zarara uğradığını hem de müşterisine karşı ticari itibar kaybının oluştuğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla 6.105,54 Euro'nun kamu bankaları tarafından uygulanan en yüksek faizi ve yargılama giderleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, gönderici davacı şirket tarafından satış faturalarında taşıma şeklinin ''CIF'' olarak belirtildiğini, CIF satışta varış limanında olusan masrafların, gümrükleme bedelleri ile gümrük vergi ve harçlarının alıcıya ait olduğunu, dava konusu faturalardan 5983084558 ve 5983085009 numaralı gönderilere ait olanlar yönünden müvekkili şirket tarafından sehven 352.49 Usd fazla faturalama yapıldığını ancak 7 Kasım 2019 tarihinde müvekkilinin bu durumu kabul ederek davacı taraftan iade faturası istediğini, dava konusu tutardan, müvekkili davalı tarafından sehven faturalandırılan ve göndericiye bildirilen 352.49 USD (5983084558 ve 5983085009 numaralı gönderilere ilişkin) haricinde bir ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, aksi kabulde dahi TTK'nın 882.maddesi gereğince müvekkilinin ödeyeceği tazminatın gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı Şirket tarafından davacı Şirkete gönderilen e-maillerde taşıma işinin "door to door" olarak yapılması karşılığında davacı taşıtana fiyat teklifinin yapıldığı, her ne kadar bu teklifin kabulüne ilişkin bir yazılı delil veya e-posta sunulmamış ise de; davacı taşıtanın bu teklife itiraz etmediği aksine zımnen benimsemesi üzerine e-posta içeriğine uygun şekilde taşımanın gerçekleştiği dikkate alındığında, taraflar arasındaki akdi ilişkinin taşıma konusu emtianın "door to door" olarak taşınması şeklinde kurulduğunun kabulünün gerektiği, davalı taşıyıcının 6102 sayılı Kanun’un 850. maddesi gereği kendisine teslim edilen eşyayı davacı firmanın belirttiği ve varış yeri ülkesi olan Hollanda'da adrese teslim ettiğini ve edimini ifa ettiğini kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalı bu yönde bir delili sunamadığı gibi aksine taşıma ilişkisinin kapıdan kapıya teslim olarak kurulmadığını savunduğu, sözleşmeye aykırı olarak fazla ödenen bedelin iadesi talebi yönünden, taraflar arasında taşıma konusu emtianın "door to door" olarak taşınması şeklinde anlaşma yapılmasına rağmen davalı taşıyıcı firma tarafından ürünlerin müşterisine teslim edilmemesi nedeniyle taşıma hizmetinin gereği gibi ifa edilmediği, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararın tazmini bakımından ise dava konusu taşıma yönünden davacı ile davacının satmış olduğu malları satın alan yabancı firma arasındaki teslim türü anlaşmasının, davalı ile davacı arasındaki taşıma sözleşmesi ile hiçbir bağlantısı da bulunmadığı, kaldı ki davacının dava dışı firma olan Dachers Netherlands Air firmasına ödediğini iddia ettiği ödeme dekontunu dosyaya sunamadığı ve bu kapsamda davacının alıcı tarafından üçüncü kişi taşıma firmasına ödenen bedeli davalıdan isteyemeyeceği,bu talep yönünden aktif husumet ehliyetine ilişkin dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle, sözleşmeye aykırı olarak fazla ödenen bedelin iadesi yönünden davanın kabulü ile; dava konusu 3.779,83 EURO alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a.m. gereğince devlet bankaları tarafından EURO cinsinden 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararın tazmini bakımından ise davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesi delaleti ile aktif husumet ehliyetine ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi ücretinin davacı tarafından mahkemece verilen kesin süre içerisinde yatırılmamasına rağmen dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmasının usuli kazanılmış haklarının ihlali anlamına geldiğini, mahkemece dava kısmen kabul kısmen reddedildiği halde teknik olarak hatalı hüküm kurulduğunu, karar celsesine UYAP sistemi üzerinden "hakimin izinli olduğu" bilgisi girildiğinden son celseye mazeret dilekçesi sunulduğunu, ancak müstemir yetkili hakim izinli olmadığı için taleplerinin reddedildiğini, oysa bu hatayı kalem personelinin yaptığını, mahkemece hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, davacının dava dışı üçüncü kişi olan taşıyıcı şirkete yaptığı ödeme ispat edilmediği halde müvekkilinin sorumluluğuna hükmedildiğini, müvekkilinin davacıya e-mail vasıtasıyla verdiği teklif ve fatura detaylarında açıkça gümrük masrafları, vergi ve harçlar, sigorta ve paketleme, anrepo giriş ve antrepo ek hizmetler, ardiye masraflarının teklife dahil olmadığının belirtildiğini, kapı teslim bedeli olarak altı adet yük için 1830 USD teklif ettiklerini, davacı bu hizmeti kendisi organize ettiğinden bu tutarın davacıya yansıtılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin CİF teslim olarak kararlaştırıldığını, davacının kapıdan kapıya teslim yönünde bir talimatının olmadığını, davacının somut yükleme talimatı olmadığından müvekkilinin eşyaları adrese teslim yükümlülüğünün bulunmadığını, aksi kabulde dahi taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı olduğunu, ayrıca mahkemece reddedilen miktara göre vekalet ücretinin eksik hesaplandığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasında 18/09/2019 tarihinde taşıma ve cari hesap sözleşmesinin imzalandığı, davalı taşıyıcının kendisine teslim edilen emtiayı davacının belirttiği adrese değil, Amsterdam Schiphol Havalimanında dava dışı ithalatçının anlaştığı .... firmasına teslim ettiği, oysa taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin door to door (kapıdan alınıp kapıya teslim) şeklinde düzenlendiği, davalı şirketçe verilen taşıma teklif bedeline kapıdan kapıya teslim bedelinin de dahil edildiği ve davacı tarafından da bu bedelin ödendiği, buna karşın taşıma hizmetinin gereği gibi yerine getirilmediği, mahkemece hükme esas alınan, usul ve yasaya uygun, denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacının davalıya fazladan ödediği kısmın 3.779,83 € olarak hesaplandığı, mahkemece bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/3473 Esas, 2020/2039 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, yabancı para cinsinden olan alacak davalarında, hükmedilecek nispi vekalet ücretinin yabancı paranın dava tarihindeki kur değeri üzerinden, karar tarihindeki tarife hükümlerine göre hükmolunmasının gerektiği, buna göre dava dilekçesinde talep edilen 6105,54 € 'nun dava tarihindeki karşılığının 40101,91 TL, mahkemece kabul edilen 3779,83 €' nun dava tarihindeki karşılığının 24825,92 TL, reddedilen 2325,71 €'nun dava tarihindeki karşılığının 15275,26 TL olduğu, AAÜT'nin 13/2 maddesine göre davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin reddedilen dava değerini geçemeyeceği, bu nedenle mahkemece davalı vekili lehine takdir edilen vekalet ücretinin de doğru olduğu anlaşılmakla, Yargıtayın döviz alacaklarında kesinlik sınırının, dava tarihindeki kur karşılığı üzerinden, karar tarihindeki kesinlik sınırı dikkate alınarak belirleneceğine dair uygulaması da (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19/06/2023 tarih ve 2023/3624 E.- 2023/3847 K., 10/07/2023 tarih ve 2023/3851 E.- 2023/4271 K., 10/07/2023 tarih ve 2023/4004 E.- 2023/4266 K.) gözetilerek, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/09/2025 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.