T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2025/618 - 2025/1041
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/618
KARAR NO: 2025/1041
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/11/2024
NUMARASI: 2023/494 E. - 2024/402 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
Davalı vekilinin sunduğu 10/04/2025 tarihli dilekçesi ile davacı vekilinin 15/04/2025 tarihli dilekçesi ile tüm dosya kapsamı incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, lisans hakkı müvekkiline ait olan "..." isimli bilgisayar yazılımının FSEK uyarınca eser olduğunu, davalı firma tarafından lisanssız bir şekilde ... programının ve ürünlerinin kullandığı ihbarı sonrasında, Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/82 D.İş - 2023/81 karar sayılı dosyası ile 13.10.2023 tarihinde yapılan tespit sonucunda, davalı şirketin iş sahibi olduğu adreste, toplam 1 adet bilgisayarında ... yazılımının kurulu ve çalışır durumda olduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin şifre kırmak suretiyle bilgisayarında müvekkili yazılımını kullandığını ileri sürerek, FSEK’in 68. maddesi uyarınca, davaya konu bilgisayar programının satımı konusunda sözleşme olması halinde belirlenecek bedelin 3 katı tutarında şimdilik 10.000,00 TL’nin öncelikle programların yükleme tarihlerinin tespit edilmesi halinde yükleme tarihinden itibaren, mümkün olmaması halinde ise haksız eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari (reeskont) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 23/09/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 254.530,40 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davanın kabulüne, 264.530,40 TL'nin 27/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesi tarafından husumet itirazımız hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, mahkemece dava dayanağı olarak davacı tarafından yaptırılan delil tespiti neticesinde ilgili yazılımın tespit edildiği taşınabilir (laptop) bilgisayar, müvekkile veya çalışanlarına ait olmadığını, bahse konu bilgisayarın, delil tespitinin yapıldığı şantiyede müvekkilin yüklenicisi niteliğinde olan ... Harita Müh. Ltd. Şti. firmasına ("...") ait olduğunu, müvekkilin işbu bilgisayarın içeriği, kullanımı, bilgisayara yüklenen programlar vb. konular üzerinde hiçbir söz hakkı, denetimi veya kontrolü bulunmadığını, bu doğrultuda müvekkilin işbu dava kapsamındaki somut olay yönünden herhangi bir kusurunun, hukuka aykırı fiili ve sorumluluğunun olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, tazminat (fikir ve sanat eserleri sahipliğinden kaynaklanan) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı vekili tarafından e-imza ile imzalanan 10/04/2025 tarihli dilekçe de müvekkil şirketin davacının zararını karşılamış olduğunu ve davacı ile sulh olunduğunu, davacının davadan ve istinaftan feragat ettiğini, davacı taraftan hiçbir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, işbu sebeple dosyanın davadan feragat sebebiyle kapatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından e-imza ile imzalanan 15/04/2025 tarihli dilekçede müvekkil şirket ile davalının sulh olduklarını, karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, arabuluculuk ücretinin davalı tarafından ödeneceğini ve sulh uyarınca arabuluculuk ücretinin davalı tarafça karşılanacak olduğundan davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyaya sunulan davacı tarafa ait 17/03/2022 tarihli, 02628 yevmiye numaralı ve davalı tarafa ait 21/11/2022 tarihli, 16376 yevmiye numaralı vekaletnamelerde, taraf vekillerinin sulh olma konusunda yetkilerinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 313. maddesine göre sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. Aynı Kanun'un 314. maddesinde ise sulhun, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Yine anılan Kanun'un 315. maddesi gereğince sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre, sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Ayrıca her ne kadar yasada, mahkeme önünde sulh düzenlenmiş ise de mahkeme dışında sulh sözleşmesi yapılması da mümkündür.
"Somut olayda, davacı ile davalılardan ... ... arasında mahkeme dışı sulh sözleşmesi yapılmıştır. Şarta bağlı feragat ve kabul mümkün olmadığı halde taraflar şarta bağlı bir sulh sözleşmesi yapabilirler ve böyle bir sulh ile de davanın son bulmasını sağlayabilirler. Sulhten tek taraflı olarak vazgeçilemeyeceği gibi şarta bağlı sulhlerde şartın gerçekleşmediği veya yerine getirilmediği gerekçesi ile ancak sulhun feshi için ayrı bir dava açılabilir." (Yargıtay 9. H.D.'nin 09.11.2017 tarih ve 2014/33972 E.- 2016/13605 K.).
"Sulh sözleşmesinin şarta bağlı olarak yapılmış olması halinde, mahkemenin, böyle bir sulh sözleşmesine dayanarak esas hakkında karar (hüküm) vermesi imkansızdır. Çünkü şarta bağlı hüküm verilemez. Taraflar şarta bağlı şekilde sulh olmakla, davaya son vermek istediklerinden, başka bir deyişle davanın takibinden vazgeçtiklerinden (HMK.m.123), bu halde mahkemenin “karar verilmesine yer olmadığına” biçiminde bir kararla davayı sonuçlandırması gerekir (HMK.m.315,1)." (Yargıtay 14. H.D.'nin 09.11.2017 tarih ve 2017/1838 E.- 2017/8247 K.).
Bu husus 313. maddenin gerekçesinde de şu şekilde belirtilmiştir: "Sulhün, sözleşmesel niteliği gereği, şarta bağlı olarak da yapılabileceği kabul edilmektedir. Ancak bu düzenleme, mahkeme tarafından, şarta bağlı bir hüküm verilebileceği anlamına gelmez. Zira sulh, mahkemenin bir hükmüne gerek kalmaksızın davaya son veren usulî bir sözleşme olduğundan, şarta bağlı sulh ile dava kendiliğinden sona erecek ve mahkeme de sulh sebebiyle, karar verilmesine yer olmadığım tespit ile yargılamayı sona erdirecektir."
Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin "Karar verilmiş dosyalara ilişkin işlemler" başlıklı 215. maddesi uyarınca "Hükmün kesinleşmesinden önce davadan feragat, davayı kabul veya sulh hâlinde, hâkim dosya üzerinden bu konuda ek karar verir. Taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi sırf bu nedenlerle dosya istinaf veya temyiz incelemesine gönderilmez."
Somut uyuşmazlıkta da yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında düzenlenen sulh sözleşmesinin şarta bağlı olduğu açıktır. Taraflarca sulh olunduğu anlaşıldığından, Dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraflarca sulh olunduğu, ancak sulh sözleşmesinin şarta bağlı olduğu anlaşıldığından, Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/11/2024 tarih ve 2023/494 E. - 2024/402 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Sulh sözleşmesi gereğince somut uyuşmazlık yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 3.120,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.