T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1041
KARAR NO: 2025/1304
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2021
NUMARASI: 2020/352 E. - 2021/324 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Dairemizce verilen 22/12/2023 tarih ve 2021/1775 Esas 2023/1693 sayılı kararı Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2025 tarih ve 2024/1651 Esas 2025/600 Karar sayılı ilamıyla BOZULMAKLA, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi: sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 138834, 124664, 143105, 2003/13684, 2007/60909, 143111, 181768, 99/016983, 143110, 143107, 76708, 138845, 102059, 141664, 161451, 2014/35085, 2014/102601, 2014/102602, 2015/77661, 2015/89810, 2016/92935 sayılı ‘...’ ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2019/31529 sayılı "..." ibaresini 35.sınıfta marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, yapılan itirazlardan bir sonuç alamadıklarını, oysa davalının bu başvuru ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1-3-4-5-6-9 bentlerini ihlal ettiğini ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2020-M-7972 sayılı kararının iptali ile 2019/31529 sayılı "..." ibareli markanın tescil olması durumunda tüm emtialar için hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davada yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri olan İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davacı yanın müvekkiline karşı ilk kez 6 Mart 2019 tarihinde Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi nezdinde 2019/120 esas sayılı davayı açarak müvekkilinin 2010/29336 tescil numaralı markasının hükümsüzlüğü ile maddi ve manevi tazminat talep ettiğini, müvekkilinin “... yazı ve şeklini” içeren ilk marka tescilini 2010 yılında yaptığını, 2010/29336 sayılı bu markanın yaklaşık 10 yıldır müvekkilinin ticari faaliyetlerinde kullanıldığını, ancak ticari hayatın gereği olarak müvekkilinin “..." yazı ve şeklini içeren yeni bir marka hazırlayarak 2019/31529 tescil başvurusunda bulunduğunu, davacı tarafın dava açma süresinde sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, müvekkili markasının davacı markasından farklılaştığını, “...” kelimesinin tek başına tescil edilemeyecek, kamuya mal olmuş bir spor dalını ifade ettiğini, tekele alınabilecek bir ifade olmadığını, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 2019/31529 sayılı "..." ibareli davalı ... başvurusu ile ... ibareli davacı markaları benzer olmakla birlikte, davalı başvurusunun kapsadığı “35. Sınıf: 35/01 Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. 35/04 Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” bakımından mal ve hizmet listeleri farklı ve ilişkisiz hizmetler içerdiğinden, taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunmadığı, SMK'nın 6/3, 6/4, 6/5,6/6.maddelerine dayanan itirazların ispatlanamadığı ancak taraflar arasında, davalının 2010/29336 sayılı ... ibareli markasının hükümsüzlüğü istemiyle Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/392 E. sayılı dosyası ile 06.03.2019 tarihinde açılmış bir hükümsüzlük ve yine aynı tarihte Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/120 dosyası ile açılmış marka hakkına tecavüzün meni ve maddi/manevi tazminat davası bulunduğu, anılan davanın konusunu 2010/29336 sayılı "... " ibaresinden meydana gelen ve kapsamında 07, 09.sınıftaki mal ve hizmetlerin yer aldığı markanın oluşturduğu, taraflar arasında derdest olan davaya konu 2010 29336 sayılı marka işaretinin, eldeki davaya konu 2019 31529 sayılı marka işareti ile aynı olduğu, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/392 E. sayılı dosyası ile görülen hükümsüzlük davasının 06.03.2019 tarihinde açıldığı, dava konusu marka başvurusunun bu davadan 21 gün gibi kısa bir süre sonra 27.03.2019 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusunun, hükümsüzlük davasına konu markadan farklı olarak 35. Sınıftaki hizmetleri kapsadığı, davalı şirketin, hükümsüzlük tehdidi ile karşı karşıya olan markasının aynısı için başvuru yapmak suretiyle bu markayı yedeklemeyi, yargılama sonucu verilebilecek olası hükümsüzlük kararını etkisiz kılmayı ve hükümsüz kılınabilecek markadan kaynaklı tescilin sağladığı hak ve güvenceleri muhafaza edip markasal kullanımını sürdürmeyi amaçladığı, bu durumun yerleşik içtihatlar uyarınca kötüniyet teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafça marka başvuru sürecinde ileri sürülmemiş gerekçe ve delillerin istinafa konu ilk derece mahkemesi kararında hükme esas alınmış olmasının yasal düzenlemelere ve emsal kararlara aykırılık teşkil ettiğini, kötüniyetin ispat edilememiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi kanaat hasıl olması halinde de hükme esas alınan Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/392 E. Sayılı dava ile taraflar arasında başka bir markanın hükümsüzlüğü istemli dava/uyuşmazlık bulunmasının, işbu dava konusu marka başvurusu ile ilgili olarak davalının kötü niyetli hareket ettiğini ispatlamaya yeterli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafından dosyaya “...” olarak sunulan kararların hiçbirinin istinaf ve Yargıtay incelemesinden geçmediğini, kesinleşmemiş yerel mahkeme kararları esas alınarak kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, hükümsüzlük ve YİDK karar iptali davalarının birlikte görülmelerinin hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin 2019/31529 sayılı markası ile 2010/2936 sayılı markası arasında devamlılık ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin kötüniyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığını, dava konusu markanın müvekkili adına tescil müracaatına konu edildiği tarihte davacıya ait markanın tanınmış olduğunun ispatlanamadığı, davacının tek iddiasının, müvekkilinin kendisi ile aynı sektörde faaliyette bulunmasından ibaret olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 22/12/2023 tarih ve 2021/1775 Esas 2023/1693 sayılı kararıyla, çok sayıda ve farklı marka tescil başvurularının yapılmasının, tek başına davalının kötü niyetli bulunduğunun göstergesi olmadığı, 6769 sayılı SMK'da başvuru sayısını kısıtlayan bir hüküm bulunmadığı, kaldi ki mahkemece kötüniyet gerekçesi olarak dayanılan Bakırköy 1. Fikri
ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/392 Esas sayılı dosyasında, "Davacı tarafa ait önceki tarihli "..." ibaresini de içeren markaların, davalı tarafa ait marka başvurularının gerçekleştirildiği tarih olan 25/05/2010 tarihinden
önce Türkiye'de tanınmış marka olduğuna dair yeterli delil bulunmadığı, davacı adına tescilli markalar
ile davaya konu 2010/29336 sayılı markanın tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vermeyeceği gibi, iltibasa sebebiyet
vereceği kabul edilse dahi davalının marka tescilinde kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, dolayısıyla marka tescilinin gerçekleştiği tarih ile dava tarihi arasında beş yıllık sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleştiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu durumda her ne kadar kesinleşmemiş ise de, davalının sonucu itibariyle haklı çıktığı davanın, dava konusu marka başvurusunda yedekleme amacıyla hareket ettiğinin kabulüne delil teşkil etmeyeceği, öte yandan marka kapsamları farklı olduğundan davacının yeni bir marka tescil başvurusunda bulunmasının yedekleme sayılmayacağı, açıklanan nedenlerle mahkemece, davalı şirketin kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 05/02/2025 TARİH VE 2024/1651 ESAS 2025/600 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davacı vekilince temyizi üzerine, anılan karar ile, "Somut olayda başvuru markası standart karekterle yazılmış "..." ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların da standart karekterle yazılı "..." esas unsurunu haiz olduğu, başvuru markası ile itiraza mesnet davacı markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan iltibasa yol açacak şekilde benzerlik ve ilişki bulunduğu, taraflar arasında görülmekte olan, dava dosyasına yansıyan ve temyiz incelemesinden geçen dosyalarda yapılan tespitlere göre de davacı markasının tanınmış marka statüsünde bulunduğu, yine Daire'nin 18.11.2024 tarih 2023/6485 E 2024/7984 K sayılı ilamında, davacı markalarının tanınmışlık derecesi, bir tacir olan davalının basiretli davranma yükümlülüğü hep birlikte değerlendirildiğinde, davalının "..." ibareli tescilinin iyi niyetli değerlendirilemeyeceği, davacı markalarının sahip olduğu tanınmışlıktan haksız olarak yararlanma amacını taşıdığı kanaatine ulaşıldığı ve bu kararın kesinleştiği, hal böyle iken, davalının somut olayda başvuru markası olan 2019/31529 sayılı "..." ibaresine yönelik başvurusunun iyi niyetli olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, o halde, mahkemece açıklanan bu gerekçeler ve kesinleşen yargı kararları gözetilerek sonuca ulaşmak gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği" gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizce Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/02/2025 tarih ve 2024/1651 Esas, 2025/600 Karar sayılı bozma ilamına ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan deliller ile uyulan bozma ilamına göre, 2019/31529 sayılı başvuru markası standart karekterle yazılmış "..." ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların da standart karekterle yazılı "..." esas unsurunu haiz olduğu, başvuru markası ile itiraza mesnet davacı markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibasa yol açacak şekilde benzerlik bulunduğu, taraflar arasında görülmekte olan, dava dosyasına yansıyan ve temyiz incelemesinden geçen dosyalarda yapılan tespitlere göre de davacı markasının tanınmış marka statüsünde bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.11.2024 tarih 2023/6485 E 2024/7984 K sayılı ilamında, davacı markalarının tanınmışlık derecesi, bir tacir olan davalının basiretli davranma yükümlülüğü hep birlikte değerlendirildiğinde, davalının "..." ibareli tescilinin iyi niyetli değerlendirilemeyeceği, davacı markalarının sahip olduğu tanınmışlıktan haksız olarak yararlanma amacını taşıdığı kanaatine ulaşıldığı ve bu kararın kesinleştiği, bu durumda davalının 2019/31529 sayılı "..." ibaresine yönelik başvurusunun iyi niyetli olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
2-...nun 2020-M-7972 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,
3-Dava konusu 2019/31529 sayılı "..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 561,00-TL karar ve ilam harcının davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2,100,00-TL bilirkişi ücreti, 153,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 192,00-TL temyiz aşamasında yapılan 45,00-TL tebligat gideri, 2.107,80-TL temyiz yoluna başvuru harcından oluşan toplam 4.597,80-TL'ye 54,40-TL başvuru harcı, 54,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.706,60-TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davalılardan Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 556,10-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
10-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şahıs vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 25/06/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...