T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/2210 - 2025/2363
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2210
KARAR NO : 2025/2363
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/10/2021
NUMARASI : 2020/328 E. - 2021/364 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/10/2021 Tarih ve 2020/328 Esas - 2021/364 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, TÜRKSAT’ın, ulusal egemenlik kapsamındaki uydu yörünge pozisyonlarının haklarına, yönetimi
ve işletme yetkisine sahip olmak ve bununla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmek, adına kayıtlı
ve diğer operatörlere ait uyduları işletmeye vermek ya da verilmesini sağlamak, bu uyduları
işletmek, ulusal ve yabancı operatörlere ait uydular üzerinden haberleşme ve iletişim sistemlerini,
kurmak, işletmek ve ticari faaliyette bulunmak üzere, Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk
hükümlerine tabi olarak 22 Temmuz 2004 tarihinde faaliyete geçtiğini,
... nezdinde tescilli ve uzun zamandır yoğun/yaygın kullanımı ile
tanınmış hale getirdiği “...” ibareli seri markaların da sahibi olduğunu, davalının 2019/87683 sayılı "...+şekil" ibareli 41.sınıf hizmetlere ilişkin marka başvurusunun, müvekkili şirketin "..." ibarelerini esas unsur olarak ihtiva eden markalarından kaynaklanan
kâdim kullanma ile, tanıtmadan doğan haklarına, önceki tarihlerde usulünce tescile dayanan,
tescilli markalardan faydalanma haklarına, bunlardan da daha önemli olarak, “tanınmış”
markaların bu tanınmışlığından faydalanma ve himayesini talep haklarına açıkça aykırılık ve
tecavüz teşkil ettiğini,
davalı tarafın yerleşim yerinin de ... olduğu göz önüne alındığında, ... kısaltmasının
... iline atıf yaptığının açık olduğunu, benzerlik değerlendirilmesi yapılırken
göz önünde bulundurulamayacağını, müvekkili şirkete ait ... esas unsurlu markalar ile ilk sözcüğü ve 5 harfi/hecesi
birebir aynı olan ... esas unsurlu itiraz konusu marka arasında görsel, işitsel, kavramsal benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvuru kapsamındaki 41.sınıf hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının tanınmışlık düzeyine ve ayırt edicilik niteliğine zarar vereceği, aynı ticari alanda var olan davalı tarafın, müvekkili şirketin .../... esas unsurlu
markalarını bilmemesinin mümkün olmadığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek,
22.09.2020 tarih ve 2020-M-7961 sayılı YİDK kararının iptaline, 2019/87683 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin eski dekanı olduğunu,
şu an ise aynı üniversitede, Kamu Hukuku Bölümü Başkanlığı ve Ceza ve Ceza Muhakemesi
Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevlerini yürüttüğünü, müvekkilinin 2011 yılından bu yana Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin düzenlenmesine
öncülük ettiğini, tüm dünyadan festivali destekleyen adalet gönüllüleri ile birlikte oluşturulan film gösterileri,
yarışmalar ve tartışma programlarının yanı sıra, film endüstrisine yönelik hazırlanan ...
... ile genç film yaratıcılarının hayallerini desteklemek, sinema sektörünün
gelişimine katkıda bulunmak için çaba harcandığını, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığını, davalı Kurum nezdinde ... ibaresi ile farklılaştığı kabul edilen birçok tescilli
markanın bulunduğunu, hedeflenen tüketici kitlesinin farklı olduğunu, "..." ve "..." markalarının, radyo ve televizyon yayınları,
spor-kültür eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve
eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil), film, televizyon ve radyo programları
yapım hizmetleri yani genel olarak 41. sınıftaki mal ve hizmetler için yaygın kullanıma sahip,
zayıf markalar olduğunu, bu nedenle işbu markalar ile karıştırılma tehlikesi belirlenir iken üçüncü
kişilere ait markalar ile aralarındaki benzerlik seviyesinin normalde aranacak olandan daha yüksek
olması gerektiğini, "..." ibaresinin aynı zamanda bir şeyi yapan/kullanan anlamına getiren de bir ek olduğunu, müvekkilinin markası ister "..." olarak görülsün ister "... ..." olarak görülsün davacının
markaları ile benzer olmadığını, aralarında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "Şekil+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...+şekil" ve " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her taraf markasının davalının ... ( başvuruda ki ibarede yer alan ... kırmızı renkli olup markada ek -tali unsur olduğu) , davacının ise ... ve ... şeklinde ön plana çıktığından karşılaştırmada bu ibarelerin esas alındığı, taraf markalarındaki işaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının " ...+şekil" ve "..." ibareli tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceğinden markalar arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibas /karıştırılma koşulunun oluştuğu, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık ve SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu Türk Patent'in 2020-M-7961 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/87683 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, davacının tekeline bırakılamayacağını, 41.sınıf hizmetlerin tüketici kitlesinin yüksek dikkat düzeyinin karıştırılma ihtimalini azaltan bir etken olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispat olunamadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece somut gerekçesi ortaya konulmadan bilirkişi raporunun aksi yönde karar verildiğini, müvekkilinin markası ile davacının itiraza mesnet markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunmadığını, kullanılan yazı tipi ve yazım stilinin farklı olduğunu, dava konusu marka ile hitap edilen tüketici kitlesinin genç film yapımcıları, yönetmenleri ve senaristleri gibi özellikli bir insan grubu olduğunu, sunulan mal ve hizmetlerin birbirleri ile ikame edilmelerinin birbirleri ile rekabete konu olmalarının düşünülemeyeceğini, "görmek, öngörü, izlemek" anlamındaki "..." kelimesinin 41.sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğunu, davacının tekeline verilemeyeceğini, başvuru markasında yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "..." ibaresinin "..." iline atıf yaptığı gibi aynı zamanda bir şeyi yapan/kullanan anlamına getiren de bir ek olduğunu, müvekkilinin markası ister "..." olarak görülsün ister "... ..." olarak görülsün davacının
markaları ile benzer olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının ilk derece mahkemesince benzer bulunan "..." ve "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki emtialar aynı/aynı tür/benzer olduğu gibi, ibareler yönünden de bütünsel bir benzerlik bulunduğu, başvurunun geneline hakim olan tertip tarzının yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bu hali ile dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin, davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesinin mümkün olmadığı, markaların benzerlik düzeyi göz önüne alındığında, tüketicilerin dikkat ve bilinç düzeylerinin de iltibas ihtimalini bertaraf etmediği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2024 tarih, 2023/6933 Esas, 2024/8062 Karar sayılı kararında da, davacının itiraza mesnet 2015/36522 numaralı “...”, 2015/40486 numaralı “...”, 2015/40488 numaralı “...”, 2015/36524 numaralı “... 2" ibareli markaları ile “...” ibareli marka başvurusunun ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebep olabilecek düzeyde benzer olduğunun kabul edildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bilirkişi raporunun aksi yönde karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık söz konusu olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55'şer-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıların uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.