T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/2220 - 2025/2371
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2220
KARAR NO : 2025/2371 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/09/2022
NUMARASI : 2021/245 E. - 2022/219 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/09/2022 tarih ve 2021/245 E. - 2022/219 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin 2020/31121 sayılı “...” ibareli markanın 07 ve 35.sınıflarda tescili için gerçekleştirdiği başvuruya itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini ancak başvuru markasının müvekkilinin “.../...” ibareli tanınmış markaları ile ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğunu, ortalama tüketici nezdinde iltibas ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin tanınmışlığından yararlanarak haksız rekabet oluşturacağını, müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, markalar arasında sınıfsal benzerliğin de gerçekleştiğini, müvekkilinin ... ibareli seri markalarının yoğun kullanımı sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanarak tanınmış marka haline gelmesi nedeniyle itiraza konu olan markanın tescil edilmesi halinde müvekkilinin markalarının ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğuracağını, itibarına zarar vereceğini, ayrıca müvekkilinin www.....com.tr" ibareli alan adının sahibi olması nedeniyle de üstün hakkının bulunduğunu, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, Türk Patent YİDK'nın 28.06.2021 tarihli, 2021-M-4170 sayılı kararının iptaline, 2020/31121 başvuru nolu “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "Şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...,..., ...
" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın söz konusu olmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin, SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının ve SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme kararının aksine, dava konusu "..." ibareli marka ile müvekkiline ait ".../..." ibareli seri markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvuru markasının müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, taraf markalarının kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer mal ve hizmetlerin yer aldığını, karşılaştırılan markaların iltibas riskinin bulunduğunu, müvekkilinin "www.....com.tr" ibareli alan adı nedeniyle SMK'nın 6/6.maddesindeki tescil engelinin de gerçekleştiğini, müvekkilinin markalarının tanınmış marka vasfı taşıdığını, tanınmış markanın benzerini seçip kullanan kişinin bu seçimi haklı kılacak bir gerekçeyi ortaya koymasının gerektiğini, davalı tarafından böyle bir gerekçe öne sürülmemesinin başvurunun müvekkiline ait markaların bilinirliğinden yararlanmak amacıyla kötüniyetle yapıldığını gösterdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "şekil+..." ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet ".../..." asıl unsurlu marka işaretleri arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira "..." ve "..." ibarelerinin Türkçe'de "büyük, geniş" anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliklerinin oldukça düşük bulunduğu, dava konusu başvuruda da "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı, aksine "..." ibaresi ön plana çıkarılarak "..." ibaresinin geri planda bırakıldığı, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de, ayırt ediciliği düşük ibareleri içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesinin gerektiği, zayıf ibarelerin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, bu hususun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/14005 Esas, 2015/59 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği, buna göre dava konusu başvurunun bir bütün olarak, davacının itirazına mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 13.09.2017 tarih, 2016/1578 E-2017/4311 K sayılı kararında "..." ibaresinin 27.03.2023 tarih ve 2021/7210 E.-2023/1877 K. sayılı kararında "..." ibaresinin, 07.02.2023 tarih ve 2021/5747 E.-2023/650 K. sayılı kararında "..." ibaresinin, 30.11.2022 tarih ve 2021/4304 E.-2022/8493 K. sayılı kararında "..." ibaresinin davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı, davacının SMK'nın 6/3.maddesi anlamında üstün hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, tarafların marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşmadığı, dava konusu başvuru ile davacının "..." ibareli alan adı arasında benzerlik bulunmadığından, SMK'nın 6/6. maddesine dayalı iddiasının yerinde olmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.