T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/2104 - 2025/2357
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2104
KARAR NO : 2025/2357
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/05/2023
NUMARASI : 2022/276 E. - 2023/213 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2023 Tarih ve 2022/276 Esas - 2023/213 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, birçok ulusal gazete, televizyon, dergi ve radyo kanalını bünyesinde barındıran ve ülkenin önde gelen medya gruplarından ... bünyesinde yer alan müvekkilinin 2021/057996 sayılı "..." ibareli markanın 41. sınıfta tescili isteğinin 6769 sayılı SMK'nın 5/1-(b), (c) hükümleri uyarınca “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.” yönünden nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa "..." ibareli markanın tescil edilemeyecek işaretler arasında bulunmadığını, markanın tanımlayıcılığının marka bölünerek her bir öğe yönünden ayrı ayrı incelemeye konu edilemeyeceğini, bu itibarla "..." ve "..." ibarelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulan davaya konu markanın yüksek bir ayırt ediciliğinin bulunduğunu, müvekkilinin "..." ibareli tescilli markalarının mevcut olup davaya konu markanın bu markanın serisi niteliğinde olduğunu ileri sürerek 2022-M-6216 sayılı sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davaya konu markanın herhangi bir tertip tarzı veya şekil unsuru ihtiva etmeyen salt kelime ibaresinden oluşan ve bir bütün halinde marka algısı yaratmayan kelimelerin bir araya gelmesiyle oluşturulduğunu, kısmen redde konu mal ve hizmet bakımından genel ve sıradan nitelikteki bu ibarenin, markadan beklenen fonksiyonları yerine getirmeyeceğini, markanın kısmen reddine konu mallar bakımından tanımlayıcı nitelikte, herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu "..." ibaresinin genel olarak mal ve hizmetler bakımından ayırt edicilik vasfı bulunmakla birlikte dava konusu “41/01 Eğitim ve öğretim hizmetleri. 41/02 Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.” bakımından somut ayırt edici niteliği bulunmadığı, markadaki “...” kelimesinin TDK Güncel Türkçe Sözlük uyarınca; masa, sini vb. şeylerin, yemek yemek üzere hazırlanmış durumu anlamına geldiği, "..." ibaresinin ise "1-Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye. 2- Eğitim bilimi.” anlamlarını haiz olduğu, bu iki kelimenin birleştirilmesi ile ortaya çıkan "..." ibaresinin sofra adabını, kurallarını, yemek-içme kültürünü öğretmeyi amaçlayan bir eğitim türünü ifade ettiği, ibarenin belirtisiz isim tamlaması hali olan "..." tamlamasının gündelik dilde yaygın ve yerleşik bir kullanımının bulunduğu, markanın özel bir zihni çaba gerektirmeksizin doğrudan doğruya sofra adabını, kurallarını, yeme içme kültürünü öğreten bir eğitim hizmetini akla getireceği, marka kapsamına alınmak istenen sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri'nin günümüz itibariyle eğitim ve öğretim hizmetleri'nin tamamlayıcısı ve farklı bir yöntemle tüketiciye sunulma biçimini oluşturduğu, dolayısı ile markanın "41/01 Eğitim ve öğretim hizmetleri." ile "41/02 Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri." bakımından somut ayırt ediciliğinin ve davacı şirketi işaret etme ve/veya ilgili mal ve hizmetin ticari kaynağını gösterme fonksiyonunun bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markayı "..." yerine " ..." şeklinde ele alan bilirkişi raporunun hatalı değerlendirmeler içerdiğini, farklı iki kelmenin bir araya getirilmesi ile oluşan müvekkilinin markasının ayırt ediciliğe sahip olduğunu, yayıncılık hizmetlerinde kullanılacak markanın bu sınıfta herhangi bir tanımlayıcılığının olmadığını ve eğitim ve öğretim hizmetlerinin ilgili tüketicisinin daha yüksek bir dikkat düzeyine sahip olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin 2021/057996 sayılı "..." ibareli markanın 41. sınıfta tescili başvurusunda bulunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca başvurunun "Eğitim ve öğretim hizmetleri, Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri" yönünden reddine karar verildiği, davacı tarafın bu karara yönelik itirazının ise YİDK'ın 2022-M-6216 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın 16/5/2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 13/7/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Kanun'un 5/1-b maddesinde, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyecekleri düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere bu hükme göre, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin, marka olarak tescil edilmeleri mümkün değildir. Aynı Kanun'un 5/1-c maddesinde ise ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olamayacakları hüküm altına alınmıştır. Bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğinin tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; başvuru konusu işaret, düz yazı ve siyah renk ile yazılan "..." ibaresinden oluşmaktadır. Mahkemece davaya konu markanın belirtisiz isim tamlaması hali olan ve gündelik yaygın kullanımı olan "..." ibaresini özel bir çabaya gereksinim olmaksızın çağrıştırdığı ve bu haliyle markanın sofra adabını, kurallarını ve yeme içme kültürünü öğreten bir eğim hizmetini akla getirdiği gerekçesi ile redde konu hizmetleri doğrudan tanımlayan bir söz bütünü olarak markasal vasfının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, farklı anlamları olan "..." ve "..." kelimelerinin birleşmesi ile oluşan markanın bütün olarak yeni bir kimlik kazandığı, oluşturulan yeni ibarenin bu ibareyi oluşturan kelimelerin sözlük anlamındaki mal veya hizmetlerin vasfı, cinsi, miktarı vs kanyak belirten bir niteliğinin bulunmadığı, dolayısı ile redde konu edilen " Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.” yönünden doğrudan doğruya tanımlayıcı ya da çağrıştıran bir niteliğinin bulunmadığı ve markadaki tali unsurlar olan renk, yazı stili gibi tertip tarzı itibariyle ayırt edicilik gücü düşük olsa da, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddesi anlamında tescil engelinin bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru yönünden 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri anlamında mutlak tescil engelinin bulunmadığı, bu bağlamda davan konusu YİDK kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 24/05/2023 gün ve 2022/276 Esas - 2023/213 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile ... YİDK'ın 2022-M-6216 sayılı kararının İPTALİNE,
3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.100,00-TL bilirkişi ücreti, 66,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 168,50-TL tebligat masrafı, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.072,50-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.233,90-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
8-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.