T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/2070 - 2025/2336
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2070
KARAR NO : 2025/2336
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/12/2022
NUMARASI : 2022/110 E. - 2022/424 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/12/2022 tarih ve 2022/110 E. - 2022/424 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı ...'ın 2020/80044 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli 2017/55478 sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun, müvekkili markası ile karıştırılabilecek düzeyde benzerlik taşıdığını, dava konusu markanın da 39. sınıf hizmetleri kapsadığını, tüketicinin daha evvelden bildiği müvekkili markası varken, dava konusu markayı da müvekkili markası zannedeceğini, dava konusu markanın hakim unsurunun “...” ibaresi olduğunu, Kurum nezdinde daha evvel 2020/98923 kod numaralı, “...” ibareli başvuruya yönelik itirazlarının kabul edildiğini, yine 2020/100892 kod numaralı “...” ibareli başvurunun da müvekkili itirazı sonucunda reddedildiğini, müvekkilinin “yemeksepeti” markasının kullanımında olan “...” markasına karşı ikame ettiği davada alınan bilirkişi raporunun da müvekkili lehine geldiğini, taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin dayanağını olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-11562 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin ... hizmeti vermediğini, “özel şoför kiralama sistemi” adı altında, şehirlerarası araç transferi, saatlik veya günlük süreli şoför hizmeti ve ... hizmetleri verdiğini, davacı markası bakımından kullanım ispatı taleplerinin olduğunu, “...” kelimesinin “...” söyleminden geldiğini, “...” ibaresinin güncel kullanımda yaygın bir karşılığı olup, aslında her tür mal veya hizmet için kullanıldığını, ayrıca taraf markalarındaki “...” ve “...” kelimelerinin de farklı anlamlara geldiğini, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu halde taraf markalarında “...” / “...” ibareleri üzerindeki ayırt edicilik halinin ön plana çıkacağını, müvekkili markasında büyükçe yazılmış bir “v” harfi şeklinde logonun yer aldığını, mavi tonların kullanıldığını, müvekkilinin 39. sınıfta “şoförlük hizmeti” sunacağını, bu tür hizmetlerin tüketicilerin düşünmeden verdikleri kararlar ile satın alınan türden hizmetler olmadığını, “...” şeklinde çok sayıda markanın sicil kayıtlarında yer aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı taraf, davacı yana ait dayanak marka olan 2017/55478 sayılı marka açısından kullanmama defi’nde bulunmuş ise de anılan markanın 30.10.2017 tarihinde tescil işlemlerinin tamamlandığı, işbu dava konusu başvurunun ise 27.10.2020 tarihinde gerçekleştirildiği, keza yine hükümsüzlük talebini de içerir davanın 25.03.2022 tarihinde açıldığı, dolayısıyla her iki tarih itibariyle de dava konusu markanın tescili üzerinden 5 yıldan daha fazla bir süre geçmediğinden, davalı yanca ileri sürülen itirazın somut olay açısından dikkate alınabilir olmadığı, dava konusu 2020/80044 sayılı marka kapsamında 39. sınıfta yer alan “şoförlük hizmetleri” ile davacı yanın 2017/55478 sayılı markası kapsamında 39. sınıfta yer alan bir kısım hizmetlerin, benzer olarak nitelendirilmesi gereken hizmetler olduğu, “...” ibaresinin ortak kullanımı ve markalardaki sair unsurların bütüne olan etkileri itibariyle, özellikle iktisadi kaynak bakımından ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali ortaya çıkabileceği, SMK m. 6/5 koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nın 2021-M-11562 sayılı kararının iptaline, davaya konu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, taraf markaları arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığı gibi diğer davalının başvuru markası ile davacı markasının görsel bakımdan birbiriyle kıyaslanamayacak kadar farklı olduğunu, işbu markaların şekil ve bıraktıkları genel izlenim yönünden de benzer olmadığını, davalı başvurusunun sadece “...” ibaresinden oluşmadığını, markada “...” ibaresinin asli ve ayırt edici unsur olarak kullanıldığını, başvurunun tüketici gözünde bir bütün halinde “...” şeklinde algılanacağını, taraf markalarında ortak unsur olan “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, tüm bu nedenlerle markalar arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, savunmalarının ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, kullanım ispatı taleplerinin olduğunu, taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin, “...” ibaresinden geldiğini, “...” ibaresinin ise yaygın bir karşılığı olup aslında her tür mal veya hizmet için kullanılabildiğini, davacı yanın markasında “...” ibaresi, müvekkilin markasında ise “...” ibaresinin yer aldığını, “...” ibaresinin, elçilik postasını yerine ulaştırmakla görevli kimse, posta, kargo, mektup vb. gönderileri alıcıya ulaştıran kimse, uçakla gönderilen mektup, koli veya havale, düzenli olarak ticari bir hizmet gören taşıt anlamlarına geldiğini, “...” kelimesinin ise iskambil kâğıtlarında bacak, otellerde görevli acemi ve genç eleman anlamlarında kullanıldığını, görüldüğü üzere, müvekkili markası ile davacı yanın markası arasında anlamsal olarak birbirlerinden uzak ibarelerin yer aldığını, kaldı ki, söz konusu ibarelerin, görsel veya sesçil açıdan inceleme yapılmasını gerektirmeyecek şekilde taraf markalarını birbirlerinden ayırdığını, dava konusu YİDK kararında da “...” ibaresinin ayırt edici gücünün zayıf olduğunun kabul edildiğini, bu tespite kendilerinin de iştirak ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali), marka (marka hükümsüzlüğünden kaynaklanan) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarında farklı olarak yer alan "..." ve "..." ibarelerinin, kapsamlarındaki hizmetler yönünden ayırt edici olmadıklarından, markaların asli unsurlarının "..." ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin düşük de olsa ayırt ediciliği haiz bulunduğu, her ne kadar markalar renk ve şekil unsurları açısından birbirlerinden uzaklaşmış iseler de bahsi geçen görsel farklılıkların bütüne olan etkilerinin son derece zayıf, akılda kalıcılığı düşük ve daha ziyade marka görselinin dekoratif olarak zenginleştirilmesi amacıyla yapılan
eklemelerden ibaret olduğu, tüketicilerin daha evvelden bildiği varsayılan markalara dayalı
deneyimlerini üçüncü kişilere aktarırken bu aktarımı sözcük unsurları üzerinden
gerçekleştirilecekleri, bu hususlar bir bütün olarak gözetildiğinde markaların özellikle dava
konusu hizmetler yönünden ayırt edicilik katan kelime unsurlarının tamamen aynı olduğu dikkate alındığında, bu ayniyetin karıştırılma olasılığına neden
olabilecek bir benzerlik yarattığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55'er-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıların uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.