T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1722 - 2025/1983
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1722
KARAR NO : 2025/1983
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/10/2022
NUMARASI : 2021/296 E. - 2022/320 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/10/2022 tarih ve 2021/296 E. - 2022/320 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, Orta doğu, Asya, Avustralya, Avrupa, Kuzey Amerika ve Kuzey Afrika'da olmak üzere 43 ülkede 7 farklı dilde dizi, film, belgesel ve spor yayımları yapan çok sayıda televizyon kanalı bulunan müvekkilinin Bundesliga'nın yanı sıra Türkiye'deki süper lig ile diğer liglerin yayım haklarını elinde bulundurmakta olup sahip olduğu "..." markasının ulusal boyutu da aşan uluslararası bir tanınmışlığının bulunduğunu, hal böyle iken davalı şirketin 2019/136893 sayılı "... ... ..." ibareli markanın tescili talebine yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa markaların aynı ve ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olmasının yanı sıra, aynı tür ve benzer malları kapsadığını, davaya konu markanın tüketiciler nezdinde müvekkilinin seri markası olarak nitelendirilmesi mümkün olduğu gibi müvekkilinin markasının tanınmışlığının zedelenmesi tehlikesinin de bulunduğunu, davalının ününden ve dünya piyasasında edindiği tanınmışlıktan haksız biçimde istifade etmek maksadıyla hareket ederek müvekkilinin markası ile birebir aynı olan ibareyi kendi adına tescil ettirmek istemesinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-4291 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde 2019/136893 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu markanın kapsamında bulunan 36. sınıftaki finansal piyasalar, sigorta, gayrimenkul ve gümrük komisyonculuğu hizmetleri ya da bu mal ve hizmet sınıfı ile ilişkilendirilebilir herhangi bir hizmet sınıfının davacının itiraza dayanak markalarının kapsamında bulunmadığı, “emlak danışmanlığı” anlamına gelen ... ibaresi ile bu ibarelerin altında gümüş renkte ve markanın bütününe hakim şekildeki “BE” ibaresi, daha küçük harf karakterleri ile hemen sağ kısımdaki “IN” harfleri ve en altta oldukça küçük punto ile yazılmış “...” ibaresinden oluşan davaya konu markanın esas unsurunun ve okuma önceliğinin “... ...” şeklinde algılanacağı, bu haliyle davaya konu markanın ''... TÜRK'' ve ''... TÜRKİYE'' ibarelerinden oluşan itiraza dayanak markalar ile bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımından benzer olduğu, ancak markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzerliği şartı gerçekleşmediğinden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı tarafından dava dosyasına sunulan delillerden "..." markasının medya sektöründeki yoğun olarak kullananımı sonucunda ilgili tüketici nezdinde oldukça bilinir hale geldiği, tanınmış markanın davacıdan tamamen farklı bir sektörde "Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri." yönünden tescil edilmesi ve kullanılmasının davacının markasının imajını zedelenmesi yanında davalı şirketin haksız avantaj sağlaması ve markanın sulandırılması ihtimalini doğuracağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, 2021-M-4291 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2019/136893 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markası ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak markaların karıştırılması riskini ortaya koyacak bir benzerlik bulunmadığından markalar arasında iltibas tehlikesinden söz edilemeyeceğini, markaların kullanıldığı sektörlerin farklı olması sebebiyle markaların kapsamlarında bulunan mal ve hizmetlerin de farklı olduğunu, bu durumda davacının markasının tanınmışlığından müvekkilinin haksız bir kazanç sağlamasının söz konusu olamayacağını, dosyada mevcut bilirkişi raporunda davaya konu marka kapsamında yer alan 36.sınıf hizmetler ile davacının itiraza mesnet markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler arasında aynı tür ya da benzerlik düzeyinde dahi bir ilişkinin mevcut olmadığı, ... esas unsurlu seri markalar yayıncılık ve televizyon yayıncılığı hizmetlerinde belli bir bilinirliğe sahip olmakla birlikte bu tanınmışlığın dava konusu marka kapsamındaki hizmetlere sirayet edemeyeceği ve taraf markaların tamamen farklı nitelikte, farklı ihtiyaçlara yönelik mal ve hizmetleri kapsadığı yönünde tespitler bulunmasına rağmen mahkemece davacıya ait markaların ne şekilde zarar görecekleri hususunda bir açıklama yapılmadığını, markanın tanınmış olmasının tüm sınıflar yönünden davacıya bir tekel hakkı vermediğini, kaldı ki dosyada davacının markasının tanınmışlığına dair delil bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, itirazın incelendiği tarih itibariyle başvuru ile itiraz gerekçesi markaların kapsamında aynı veya benzer mal/hizmetlerin bulunmadığını, başvuru kapsamında kalan mallar/hizmetler bakımından markalar arasında tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimali oluşmayacağından tanınmışlığın söz konusu olamayacağını savunarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre dava konusu markada yer alan ... ibaresi ile emlak danışmanlığı anlamına gelen "..." ibaresinin markanın tescil edilmek istendiği 36. sınıftaki hizmetler için ayırt ediciliği bulunmadığı, markanın esaslı unsurunun davacının itiraza dayanak markalarının da asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinden oluştuğu, her iki markada da bu ibarenin "Be" ve"in" şeklinde iki farklı renkte benzer bir kompozisyon içinde konumlandırılmış olduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davacının itiraza dayanak markasının özellikle televizyon yayın hizmetleri sektöründe dijital bir yayın platformu olarak uzun süreli ve aktif kullanıma sahip olduğu, bu haliyle davacı markasının tüketici nezdinde belli bir bilinirlik ve marka değerine ulaştığının kabul edilmesinin gerektiği, dava konusu markanın 36.sınıfta tescili halinde davacı markalarının ayırt edici gücünde azalmaya neden olabileceği gibi davalının davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayabileceği, bu nedenle 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesi çerçevesinde, davacı markalarının tanınmışlığının, başvuru kapsamında yer alan emtialara da sirayet edeceği anlaşılmakla, davalılar ... ve davalı şirket vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar vekillerince istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'er-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.