T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1583 - 2025/2071
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1583
KARAR NO : 2025/2071
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/03/2023
NUMARASI : 2021/245 E. - 2023/152 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Markanın Hükümsüzlüğü - Marka Hakkının İhlali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/03/2023 tarih ve 2021/245 E. - 2023/152 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 161404, 97/020148, 2001/26440 ve 2001/26441 tescil numaralı markaları başta olmak ve bunlarla kısıtlı olmamak üzere "..." ibareli seri markaların sahibi olduğunu, davalının www...com web sitesinde "..." adı ile yoğurt, probiyotik yoğurt ve kefir mayasının hem online hem de anılan web sitesinde beyan edildiğine göre çeşitli noktalarda (... gibi mağazalarda) satışını yaptığını, "..." markasının ev yapımı yoğurt, probiyotik yoğurt ve kefir ürünlerinin müvekkili ile hiçbir bağlantısı olmadığını, davalının daha önce 2014/57018 numaralı marka başvurusunun 29. sınıfta bulunan "peynir mayası" dışındaki tüm sınıflar açısından reddedildiğini, davalının bunun üzerine Ankara 1. FSHHM’nin 2016/167 E. sayılı dosyasında YİDK kararının iptali talebiyle açtığı davasının takipsiz bırakılması üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar verilip YİDK kararının kesinleştiğini; ayrıca davalının 2014/57018 numaralı marka başvurusunun süre aşımına da uğradığını; mevcut durumda davalının sadece 01. sınıfta tescilli 2017/28886 sayılı "..." markasının bulunduğunu, davalının halen "..." markasını kullanmaya devam etmesinin kötüniyetli olduğunu, bu kullanımların SMK'nın 29. maddesi kapsamında müvekkilinin sahip olduğu marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, 2017/28886 sayılı "..." markasının hükümsüzlüğüne, davalının müvekkile ait markayı haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, tecavüz sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, "..." ibaresi içeren her türlü ürün, ambalaj, reklam, afiş ve aracın üçüncü kişiler elinde bulunsa dahi imhasına, verilecek kararın hüküm kısmının ülke çapında yayın yapan bir gazetede masrafları davalıya ait olmak üzere ilanen yayınlanmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, 50.000,00-TL manevi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Şirket vekili, "..." markasının müvekkili tarafından 1993 yılında 29. sınıfta tescil edildiğini, müvekkilinin "..." ibaresini ön plana çıkararak "... peynir mayası" şeklinde tescil ettirmiş olmasına rağmen davacının "..." markasının kendisine ait olduğunu iddia etmesinin haksız olduğunu, davacının müvekkilinden sonra "..." markasını kullanmaya başladığını, davacının "..." ibareli markalarının hükümsüzlüğünün gerektiğini, davacının tescillerinin kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin 2017/28888 sayılı ve "..." ibareli markasının 01. emtia sınıfında tescil edildiğini, ...'da yapılan sorguda 1. sınıf dahilinde mikroorganizma kültürlerinin yer alması nedeniyle başvurunun bu sınıfta yapıldığını, müvekkili kötüniyetli olmadığından aleyhine tazminata hükmedilemeyeceğini, davacının 01. sınıfta tescilinin bulunmadığını, herkes tarafından kullanılan adların münhasıran veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 15.09.2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmayarak başka bir bilirkişi heyeti vasıtasıyla yeniden inceleme yaptırıldığı, hükümsüzlüğü istenen 2017/28886 sayılı "..." ibareli markanın "1.SINIF: Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar." emtiaları bakımından tescil edildiği; dava konusu marka kapsamındaki "Sanayide, fotoğrafçılıkta kullanılan kimyasallar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar." emtiaları ile davacıya ait 2006/02887 sayılı marka kapsamında yer alan 1. sınıftaki emtiaların aynı, aynı tür veya benzer olduğu, kalan emtialar yönünden emtia benzerliğinin oluşmadığı; "..." ve "..." ibareli markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, bu nedenle; dava konusu marka kapsamında yer alıp yukarıda belirtilen emtialar bakımından dava konusu marka ile davacıya ait 2006/02887 sayılı marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varıldığı; davalının önceki tarihli 140359 sayılı "... peynir mayası" ibareli markası "Peynir mayası" emtiası bakımından tescilli olup, iş bu markanın hükümsüzlüğü istenen davaya konu marka bakımından müktesep hak iddiasına mesnet olamayacağı; tanınmışlık düzeyi ile ilgili bir tescil engelinin varlığından söz edilemeyeceği kanaatine ulaşıldığı; marka hakkı ihlali bakımından mahkemece aldırılan ve içinde sektörden kimselerin de bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 16/02/2023 tarihli raporda belirtilen teknik hususlara göre; davalının 140359 tescil numaralı markasının, "peynir mayası" malları için tescilli olduğu; davalının kullanımları kapsamındaki ürünlerin ise; yoğurt mayası, probiyotik yoğurt mayası ve kefir mayası olduğu, davalının markasının kullanıldığı ürünlerin; süt ve süt ürünleri grubu ile ilişkili olması ve süt ve süt ürünleri grubundaki bazı ürünlerin üretiminde kullanılan girdilerden olmalarına dayalı olarak ve Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ hükümleri kapsamında bu gruba dahil edilebileceği, dolayısıyla aynı tür olduklarının değerlendirildiği; incelemeye konu ürünlerin nihai tüketicisi tarafından kendi mutfağında sütten yoğurt, kefir ya da peynir üretimi için satın alınabildiği; bu ürünlerin aynı üretici tarafından üretimi/paketlemesi ve piyasa arzının mümkün olduğu; ürünlerin nihai tüketicisine ulaştığı yerin de aynı reyon/aynı bölüm olduğu, açıklanan nedenlerle, davalının davaya konu "..." ibareli markasal kullanımlarının davalıya ait 140359 sayılı markası kapsamında yer alan "peynir mayası" emtiası üzerinde kullanım olmasa da aynı tür emtialar üzerinde kullanım olarak mütalaa edilebileceğinin değerlendirildiği; davalının tescilli hakkı ile markasal kullanımları arasında genel görünüm itibariyle ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu; davalının, davaya konu "..." ibareli markasal kullanımlarının, davacıya ait önceki tarihli markaların koruma kapsamı altında bulunan mal veya hizmetlerle benzer olduğu; davalının, davaya konu "..." ibareli markasal kullanımları ile davacının önceki tarihli markalarının asli unsurunun "..." olması nedeniyle işaret benzerliğinin söz konusu olduğu, ayrıca, davacının önceki tarihli "..." asli unsurlu markalarının kapsamında incelemeye konu peynir mayası, kefir mayası, yoğurt mayası, probiyotik yoğurt mayası malları açıkça sayılmasa da bu ürünlerin Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ hükümleri kapsamında 29. sınıftaki süt ve süt ürünleri ile aynı alt grupta sıralanabilecek aynı tür/benzer mallar olduğu değerlendirildiğinden mal benzerliğinin de bulunduğu; ancak, somut uyuşmazlıkta belirtilen bu iki benzerliğin bir arada bulunması nedeniyle bir karıştırılma ihtimalinin bulunmayacağının düşünüldüğü; çünkü davalının dava konusu yapılan markasal kullanımlarının, 140359 tescil numaralı markasının kullanımları kapsamında kaldığı; ayrıca, davalının 140359 tescil numaralı markası, 13.01.1993 tarihinden itibaren koruma altında olmakla davacıya ait önceki markalardan daha önceki tarihli olduğu; davacının dilekçesinin ekinde sunduğu liste ile dayanak yaptığı markalarından koruması en eskiye dayanan 161404 ve 158148 tescil numaralı markalarının korumalarının 27.10.1994 tarihine dayandığı, bu markaların her ikisinin tescil kapsamında da süt ve süt ürünlerinin bulunmadığı; bunlardan dolayı da davalının önceki tarihli markasına dayanan kullanımlarının davacının mesnet gösterdiği markalar ile iltibas yaratacak benzerliği ortadan kaldırdığı; davalı yanın ... ibareli markasal kullanımları kendisine ait 140359 tescil numaralı marka hakkı kapsamında kaldığından, davalının, davacıya ait marka haklarına tecavüz oluşturan eylemlerinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; 2017/28886 sayılı markanın "Sanayide, fotoğrafçılıkta kullanılan kimyasallar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar." emtiaları bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı istemlerin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın tüm emtialar bakımından hükümsüzlüğü gerektiğini, yoğurt ve kefir mayasının 29. sınıfta mutfak amaçlı süt fermentleri mayaları grubuna dahil olduğunu, müvekkili markalarının 29. sınıfta süt ve süt ürünleri için tescilli olduğunu, davalının dava konusu kullanımının 140359 sayılı markası kapsamında kaldığı kanaatinin doğru olmadığını, davalının süt ve süt ürünlerinde tescilli önceki tarihli markasının bulunmadığını ve kazanılmış hak kapsamında korunamayacağını, çelişkilerin giderilmesi için uzman mütalaası ve bilirkişi raporu oluşturulması taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında iltibas ihtimalinin ispat edilemediğini, davacının 01. sınıfta emtia satışının bulunup bulunmadığının incelenmediğini, davacının maya sektöründe satışının olmadığının tespit edildiğini, kazanılmış haklar ilkesi gereği müvekkilinin seri markasının hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, imha, ilan, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının 2006/02887 sayılı ve "..." ibareli markalarıyla davalı şirketin hükümsüzlük talebine konu 2017/28886 sayılı ve "..." ibareli markası arasında 01. sınıf "Sanayide, fotoğrafçılıkta kullanılan kimyasallar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar." malları açısından emtia benzerliği oluştuğu gibi, her iki taraf markasının "..." ibaresinin ortaklığından ve dava konusu markada ayırtediciliği sağlayacak başkaca unsura yer verilmediğinden görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik bulunduğu, davalının 2017/28886 sayılı markası bakımından kazanılmış hak teşkil edecek markasının ise bulunmadığı, bu hale göre, 2017/28886 sayılı markanın kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, öte yandan, davalı şirketin 140359 sayılı ve "peynir mayası" emtiasında tescilli markasının "yoğurt, probiyotik yoğurt ve kefir mayası" malları üzerinde kullanılmasının davacının markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiği ileri sürülmüş ise de, içerisinde sektör bilirkişisinin de bulunduğu heyet tarafından düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre, söz konusu malların aynı tür/benzer olduğu ve bu hale göre de davalının dava konusu kullanımlarının 140359 sayılı markasının kapsamında kaldığı ve marka tecavüzü koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55'er-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 31/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/11/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.