T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1801 - 2025/2001
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1801
KARAR NO : 2025/2001
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/06/2023
NUMARASI : 2022/273 E. - 2023/268 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali ve Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/06/2023 tarih ve 2022/273 E. - 2023/268 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin Ülkemizde bakliyat sektörünün lider firmalarından biri olduğunu, 1977 yılından bu yana “...” markalı hububat ve bakliyat ürünlerinin Türkiye’de ve yurt dışında kaliteleri itibariyle tercih edildiklerini, davacının “...”lı seri markalarının yurt içinde ve yurt dışında tanınmış markalar olduğunu, hal bu iken davalı firmanın “...” ibareli markayı davacının markalarının tescilli olduğu ve tanındığı gıda emtiasında tescil ettirmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresini gören ortalama tüketicilerin, davalının markasının davacının seri markalarının bir devamı olarak algılamasının ve markaları karıştırmasının yüksek ihtimal olduğunu, dava konusu edilen markada öne çıkan ibarenin "..." olduğunu ve markadaki asli unsurun “...” ibaresi olduğunun uzman olmayan bir gözle dahi görülebildiğini, ayrıca davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız bir yarar elde edeceğinin açık olduğunu, nitekim müvekkilinin “...” unsurlu seri markalarının ihlali nedeniyle “...”lı markalara karşı açılan davalarda mahkemelerce davacının taleplerinin kabulüne karar verildiğini, Ankara 4. FSHHM’nin 2018/325 Esas ve 2020/267 Esas sayılı dosyaları ile İstanbul Anadolu 1. FSHHM’nin 2017/664 Esas sayılı dosyasında verilen bu kararların somut uyuşmazlığa emsal nitelikte kararları olduğunu, bu kararların hepsinde davacının “bakliyat, hububat, hazır çorba ve yem” emtiasında “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunun kabul edildiğini, somut uyuşmazlıkta da müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar elde etme gayesiyle hareket eden davalı firmanın kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2022-M-6006 sayılı kararının 2020/124396 sayılı markanın kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden iptalini ve 2020/124396 sayılı markanın yargılama sürecinde tescil olunması halinde hükümsüzlüğünü ve tescilinin sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerinden çok farklı olduklarını, markaların genel itibariyle görünüm şekli ve farklılığı göz önüne alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının kabulünün gerektiğini, davalıya ait markanın esas unsurunun ortalama tüketici tarafından “...” şeklinde bir bütün olarak algılanacağını ve davacının "..." esas unsurlu markaları ile benzer görülmeyeceğini, ayrıca taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." kelimesinin özellikle gıda sektöründe oldukça fazla kullanımı olan bir kelime olduğunu ve markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle kimsenin tekeline verilemeyecek bir kelime olduğunu, dolayısıyla davacının markalarda yer alan ortak "..." ibaresine dayanarak markaların benzer olduğunu iddia etmesinin ve "..." kelimesinin kullanımını sınırlandırmaya çalışarak tekeline almaya çalışmasının davacının kötüniyetinin göstergesi olduğunu, nitekim farklı kişi ve kuruluşlar adına tescilli çok sayıda markanın bulunduğunun görülebileceğini, davacının markalarının tanınmışlığını ve davalının kötüniyetini somut delillerle ispat edemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "şekil+ ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "şekil+... / ..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, eksik ve yetersiz inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporunun, somut uyuşmazlığı aydınlatmak için yeterli olmadığını, bilirkişi heyeti tarafından deliller incelenmeden rapor tanzim edildiğini, müvekkili şirketin tanınmış bir marka haline getirdiği ve gerçek hak sahibi olduğu seri marka ailesine ait ''...'' ibaresinin, davalı yan tarafından kullanılarak iltibas oluşturulduğunu, müvekkili şirketin "..." ibaresinin kök unsur olduğunu, hububat, bakliyat, hazır çorba, yem ve lojistik emtiaları yönünden seri markaları mevcut olup marka ailesine sahip olduğunu, müvekkilinin ... markasındaki marka bilinirliliğine zarar verildiğini, YİDK kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ''...'' ibareli marka ailesiyle davalı yanın markasının görsel, işitsel, kavramsal ve bütün marka algısı açısından birbirinin aynısı olduğunu, ayrıca müvekkilinin markasanın tanınmış olması nedeniyle, müvekkilinin markasının tanınmışlığına ve ayırt edici karakterine zarar vereceği gibi müvekkilinin markası üzerinden yarar sağlanacağını, davalı yanın kötüniyetinin açık olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin "şekil+ ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli mesnet tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira ... alma duyusu ile algılanan duyum anlamına gelen ... ibaresinin tek başına ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, davalının marka başvurusunda bulunan unsurların taraf markalarını benzer olmaktan çıkardığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ayrıca davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da sabit olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.