T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1739 - 2025/1996
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1739
KARAR NO : 2025/1996
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/12/2022
NUMARASI : 2021/268 E. - 2022/437 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/12/2022 tarih ve 2021/268 E. - 2022/437 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı yanca 2019/94241 kod numaralı “...” ibareli marka başvurusunun gerçekleştirildiğini, anılan markaya yönelik itirazlarının reddolunduğunu, müvekkilinin 98/009566, 2010/76256, 2014/09919, 2016/8302 ve 2019/27980 sayılı “...” ibaresi içerir markalarının bulunduğunu, davalı yanın 29. ve 30. Sınıfta tescil edilmek istenilen markasının müvekkilinin markaları ile benzer bulunduğunu, “...” esas unsurlu müvekkilinin markalarının “...” şeklinde kullanılması ile bu ibareden “O” harfi yerine ... görselinin eklenmesi ve sonrasında “...” ibaresinin eklenmesi sureti ile elde edilmiş olan dava konusu markanın müvekkilinin markaları ile karıştırılabilecek düzeyde bulunduğunu, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-4046 sayılı YİDK karar iptali ve dava konusu 2019/94241 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin markasının ...+... şekli+... ibarelerinden oluştuğunu, davacı markalarının tanınmış olmadığını, “...” markasının tanınmışlığının bu dava ile bir ilgisi olmadığını, davacı yanın “...” ibaresi üzerinde hak sahibi olmadığını, markaların görsel ve işitsel bir benzerlik taşımadıklarını, kullanılan renk ve amblemlerin farklı olduğunu, markaların bu haliyle iltibas yaratma ihtimallerinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının 29 ve 30. Sınıftaki gıda ürünleri açısından aynı, aynı tür ya da benzer emtiayı kapsamakta olup, bu çerçevede markaların birebir aynı ihtiyaçları karşılayan, benzer tüketici gruplarına hitap eden, doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde bulunan, satış, sunum ve dağıtım kanal/noktaları aynı, birbirleri yerine tercih edilmesi mümkün emtiaları kapsadıkları, davalının "..." şeklindeki marka başvurusunun markanın alt ve üst kısmında ... dalı görsellerinin soluk renkte (gri tonlarında) konumlandırılması ve bu iki görsel arasında “...-o-...” şeklindeki Türkçe karşılığı olmayan ve yabancı dilde de somut bir anlamı bulunmadığı anlaşılan, uydurulmuş nitelikteki bir sözcüğün turuncu renklerle konumlandırıldığı, her ne kadar marka kurum kayıtlarında, dava konusu marka “...” olarak tanımlanmış ise de marka örneğinde “...” harfleri sonrasında kullanılan ... figürü görselinin “o” harfi şeklinde konumlandırdığı, gerek boyut, gerek renk gerekse de zeytinin yuvarlaklığı itibariyle ortalama zeka düzeyindeki herhangi bir tüketicinin anılan şekli “o” harfi olarak algılayacağı ve dava konusu markayı da “...” olarak algılayacağı, markanın bu haliyle “...” şeklinde telaffuz edileceği, davacının markalarının incelenmesinde, davacı yanın tek başına “...” şeklinde tescilli markaları olduğu gibi “...” ibaresinin, davacı yan tanınmış ve lider markası olan “...” üst markası ile birlikte “...” anlamına gelen “...” sözcüğü ile bir arada olacak şekilde “...” olarak da kullanıldığı, davacı yanın “...” ibareli markaları bir bütün olarak algılanacak olmakla birlikte davacının tek başına “...” kelimesi üzerinde de hak sahibi olduğu, dava konusu marka “...” şeklinde algılanacak olup markanın başlangıç sesinin “...” olacağı noktasında bir tereddüt bulunmdığı, davacı yanın “...” harf diziliminden oluşan markalarının da benzer şekilde “...” olarak telaffuz edileceği, bu anlamda fonetik açıdan tekrarlayan “k” harfi dışında taraf markalarının telaffuzlarının ve özellikle de başlangıç seslerinin güçlü bir benzerlik ilişkisi içerisinde olduğu, her ne kadar markalar görsel anlamda birbirlerinden farklı unsurlar taşımakta iseler de davacı yanın “..., ..., ... ...” gibi şekillerdeki yazım biçimleri ile oluşturulmuş markaları ile dava konusu “...” şeklinde algılanacak olan markanın, markayı meydana getiren sözcük unsuru itibari ile de davacı markaları ile ortalama düzeyde bir benzerlik ilişkisinde olduğu, dava konusu markanın, marka görseli ile tüketiciye verilen algı itibariyle, tüketici tarafından “... – ...” şeklinde bölümlenerek algılanma ihtimalinin bulunmadığı, tüketicinin bu ibareyi şekli unsurları (o harfini temsilen kullanılan ... görseli gibi) ile birlikte bir bütün olarak algılayacağı, kelimelerin bazı harflerinin stilize yazımı ile görsel algılar, logolar yaratılmak suretiyle marka oluşturulması bir yaratım tekniği olup tüketicinin de bu şekilde yaratılmış markalara olan aşinalığı gözetildiğinde, dava konusu markanın da “... – ...” şeklinde değil “...” şeklinde algılanacağı, böylesi bir durumda ise tüketicinin gıda ürünlerinde “...” şeklinde bildiği bir marka varken, “...” şeklinde ... dallarını içerir bir görselle dava konusu marka ile karşı karşıya kaldığında, dava konusu markayı da davacı yanın yeni bir ürün grubu için tasarladığı yeni bir markası olarak algılama ihtimali son derece yüksek olacağı, “... – ...” ibareleri, gıda ürünleri açısından kavramsal bir tanımlama olmayıp ayırt edici nitelikleri yüksek kelimeler olduğu, dolayısıyla karşılaştırılan işaretler arasında yüksek düzeyli bir işitsel benzerlik bulunduğu gibi yine görsel anlamda da harf dizilimsel bir benzerliğin mevcut olduğu, taraf markalarındaki farklılık teşkil eden eklentilerin bütünsel algılarda yeni kelimeler ortaya çıkmasına yol açmadığı, dolayısıyla tüketicilerin taraf markaları ile farklı zamanlarda karşı karşıya kaldığında, duyduğunda ya da markaları algıladığında dava konusu markayı, dava evvelden bildiği davacı yanın markası zannıyla tercih etme yanılgısı yaşayabileceği, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacı yanın işlem ve dava dosyasında tanınmışlık iddiaları ile ilgili ileri sürdüğü beyanlarının ve yine sunduğu delillerinin “...” lider markasına yönelik olduğu, “...” markalarının tanınmış olduğu yönünde bir kanaate varılabilecek delillerin ise dosyada bulunmadığı, bu nedenle SMK m. 6/5 düzenlemesindeki koşulların somut olayda meydana gelmediği gerekçesi ile YİDK'nın 2021-M-4046 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2019/94241 kod nolu "...+Şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının dava dilekçesinde iltibas tehlikesi olarak gösterip talep etmediği 2013/97862 kod numaralı markasının da esas alınmasının doğru olmadığını, müvekkiline ait tescili yapılmış "..." markası ile davacıya ait "..." markası arasında iltibas tehlikesi olmadığını, mahkemece yapılan değerlendirmelerin kabulünün mümkün bulunmadığını, markalar arasında bir iltibas tehlikesi olmadığını, müvekkiline ait marka ile davacının markaları arasında, logo, görsellik, işitsellik, renk, işaret, yazı stili gibi unsurlarda da hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacıya ait "..." markasının tanınırlığının olmadığını, SMK'nın 6/6. maddesi kapsamındaki iddianın da ispat edilemediğini, davacının markasını etkin ve ciddi bir şekilde kullandığını ispat edemediğini, davacıya ait "..." markası "zengin" anlamına gelmekte olup, davacının tekelinde olamayacağını, mahkeme tarafından verilen kararın eksik hüküm içerdiğini, mahkemece SMK md. 6/5 koşullarının oluşmadığının açıkça tespit edilmesine rağmen davanın kabulüne karar verildiğini, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaların karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, markaların birbirinden farklılık arz etttiğini, başvuru konusu markanın tamamen özgün bir karaktere sahip olduğunu, davada SMK'nın 6/1. maddesinin uygulanma şartlarının gerçekleşmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının “...” ibareli marka başvurusu ile davacının “...” ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira her ne kadar Kurum kayıtlarında, dava konusu marka “...” olarak tanımlanmış ise de, marka örneğinde “...” harfleri sonrasında kullanılan ... figürü görselinin “o” harfi şeklinde konumlandırdığı, gerek boyut, gerek renk gerekse de zeytinin yuvarlaklığı itibariyle ortalama zeka düzeyindeki herhangi bir tüketicinin anılan şekli “o” harfi olarak algılayacağı ve dava konusu markayı da “...” olarak algılayacağı, markanın bu haliyle “...” şeklinde telaffuz edileceği, başlangıç sesinin “...” olacağı, davacı yanın “...” harf diziliminden oluşan markalarının da benzer şekilde “...” olarak telaffuz edileceği, “... – ...” ibarelerinin, gıda ürünleri açısından kavramsal bir tanımlama olmayıp ayırt edici nitelikleri yüksek kelimeler olduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, diğer yandan taraf markalarının benzer emtiayı kapsadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılardan alınması gereken 615,40'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'şer-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.